Duraklama kaç dakika maç ?

Hayal

Yeni Üye
Duraklama Kaç Dakika Maç? Önce Şu “15 Dakikalık Mola” Meselesini Çözelim

Bir maç izlerken insanın zaman algısı garip çalışıyor. 45 dakika boyunca takımınız gol atmazsa “Bu maç bitmeyecek galiba” diyorsunuz; devre arasında ise daha koltuğa yerleşmeden ikinci yarının başladığını düşünüyorsunuz. Hele maç 0-0 gidiyorsa, 15 dakikalık devre arası bazen beş dakika, bazen de hayatın en uzun molası gibi geliyor.

Peki gerçekten maçta duraklama kaç dakika?

Burada küçük ama önemli bir ayrım var: Futbolda “duraklama” denildiğinde çoğu kişinin kastettiği şey devre arası ise, standart kural oldukça net. IFAB Oyun Kuralları'na göre devre arası 15 dakikayı geçemez. Normal maç ise iki adet 45 dakikalık devreden oluşur.

IFAB

+1

Yani televizyon karşısında çayınızı koyup “Birazdan başlar” dediğiniz o süre aslında sonsuz bir futbol arası değil. En fazla 15 dakika.

Ama işin eğlenceli tarafı şu: Futbolda zaman sadece kronometreyle ölçülmüyor. Hakemin eklediği süre, VAR kontrolleri, sakatlıklar, oyuncu değişiklikleri ve gol sevinçleri derken 90 dakikalık maç, pratikte 90 dakikadan daha uzun bir maceraya dönüşebiliyor.

Devre Arası Tam Olarak Kaç Dakika?

Kural kitabının söylediği şey basit: Oyuncular devre arasında dinlenme hakkına sahip ve bu ara 15 dakikayı aşamaz. Müsabaka talimatlarında devre arasının süresi belirtilir ve bu süre ancak hakemin izniyle değiştirilebilir.

IFAB

Dolayısıyla klasik profesyonel futbol maçında senaryo genellikle şöyledir:

İlk yarı: 45 dakika + hakemin verdiği ek süre

Devre arası: En fazla 15 dakika

İkinci yarı: 45 dakika + hakemin verdiği ek süre

Buradaki “en fazla” ifadesi önemli. “Devre arası kesin olarak her koşulda 15 dakikadır” demek teknik açıdan fazla iddialı olur. Çünkü müsabaka kuralları ve özel koşullar devre arasının değiştirilmesine neden olabilir.

Örneğin saha şartlarında ciddi bir problem varsa, maçın devam edebilmesi için farklı uygulamalar gündeme gelebilir. IFAB, hakem ve takımların anlaşması halinde belirli koşullarda devre arasının kısaltılmasına izin veriyor.

Football Rules

Yani 15 dakika, futbolun “maksimum standart molası” gibi düşünülebilir.

Peki Neden Maç Bazen 90 Dakikadan Çok Daha Uzun Sürüyor?

İşte futbolun en çok kafa karıştıran taraflarından biri burada başlıyor.

“Maç 90 dakika ise neden 90. dakikada bitmiyor?”

Çünkü futbol saati, basketboldaki gibi her olayda dur-kalk şeklinde çalışmıyor. Top oyunda olmadığı bazı durumlarda kaybedilen süre, devrenin sonunda ilave süre olarak hesaba katılıyor.

IFAB'a göre oyuncu değişiklikleri, sakatlıklar, zaman geçirme, disiplin işlemleri, VAR kontrolleri ve incelemeleri, gol sevinçleri ve bazı diğer gecikmeler kayıp zaman hesabına girebiliyor.

IFAB

İşte burada tribünlerin klasik cümlesi geliyor:

“Hocam daha ne kadar oynatacaksın?”

Hakemin kafasında ise muhtemelen çok daha teknik bir hesap var.

Bir oyuncu sakatlandı, iki dakika oyun durdu. Üç oyuncu değişti, yaklaşık bir dakika gitti. VAR incelemesi yapıldı, birkaç dakika geçti. Gol kutlaması uzadı. Hakem bunların tamamını matematiksel bir kronometreyle birebir eklemek zorunda olmasa da kaybedilen oynama süresini değerlendirmek durumunda.

Bu nedenle maçın sonunda “+5”, “+7”, hatta daha yüksek ek süreler görmek artık şaşırtıcı değil.

“Duraklama Dakikası” ile “Devre Arası” Aynı Şey Değil

Forumlarda bu konu konuşulurken en sık yapılan karışıklıklardan biri de bu.

Birisi “Maç duraklaması kaç dakika?” diye soruyor.

Bir başkası “15 dakika” diyor.

Üçüncüsü “Hayır, ikinci yarıda 8 dakika uzatma vardı” diye ortaya çıkıyor.

Sonra konu futbol kuralından çıkıp mahalle kahvesindeki VAR kuruluna dönüşüyor.

Aslında iki farklı kavramdan söz ediyoruz.

Devre arası: İki yarının arasındaki dinlenme süresidir ve 15 dakikayı geçemez.

Oyundaki duraklamalar: Sakatlık, değişiklik, VAR, zaman geçirme gibi nedenlerle oyunun akışının kesilmesidir. Bunların kaybolan süreleri devre sonunda ilave süre olarak değerlendirilebilir.

IFAB

Yani biri “Maçın ortasında neden 15 dakika bekliyoruz?” diyorsa cevap başka, “90 dakika bitti ama neden hâlâ oynanıyor?” diyorsa cevap başkadır.

Erkek Taraftarın Planı: “Çayımı Şimdi Koyarım, İkinci Yarıya Hazır Olur”

Futbol izleme alışkanlıkları üzerinden biraz mizah yapalım ama insanları kalıplara sıkıştırmadan.

Örneğin arkadaş grubumuzdaki Ahmet'i düşünelim. Ahmet maçın ilk yarısı biter bitmez telefonunu çıkarıyor:

“Tamam, 15 dakika var.”

Hesap yapıyor.

“Üç dakika mutfağa, dört dakika çay, iki dakika mesajlara bakma, üç dakika da sosyal medyada maç yorumlarına göz atma… Tamam, yetişirim.”

Bu yaklaşımın güzel tarafı stratejik olması. Ahmet için devre arası küçük bir operasyon merkezine dönüşüyor.

Ama aynı gruptaki Deniz'in planı tamamen farklı.

Deniz, maçın ilk yarısında takımın neden kötü oynadığını konuşuyor. “Orta sahada bağlantı kopmuş olabilir, oyuncu değişikliği işe yarar mı?” diye düşünüyor. Sonra arkadaşının moralinin bozuk olduğunu fark edip “Boş ver, daha ikinci yarı var” diyor.

Burada amaç “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” demek değil. Tam tersine, aynı futbol masasındaki insanların farklı düşünme biçimlerini göstermek.

Bir erkek taraftar son derece duygusal olabilir. Bir kadın taraftar müthiş taktiksel analiz yapabilir. Bir başkası için maç yalnızca sosyal bir buluşmadır. Başka biri ise 90 dakikalık karşılaşmayı satranç turnuvası ciddiyetiyle izler.

Futbolun güzelliği de biraz burada.

Kadın Taraftarın “Takımın Morali Nasıl?” Sorusu da Taktik Kadar Önemli

Futbolda strateji denince genellikle dizilişler, pres, savunma hattı ve oyuncu değişiklikleri konuşuluyor. Ancak takımın psikolojik durumu da performansı etkileyebiliyor.

Mesela bir oyuncu üst üste iki hata yaptıysa, mesele sadece “Onu çıkaralım” değildir. Oyuncunun özgüveni, takım arkadaşlarının desteği ve teknik ekibin yaklaşımı da önemlidir.

Bunu özellikle empatik yaklaşımı güçlü taraftarlarda görebiliyoruz.

“Bu oyuncu neden böyle hata yaptı?” yerine “Acaba üzerinde baskı mı var?” diye soran biri, oyuna farklı bir pencereden bakıyor olabilir.

Bu yaklaşım yalnızca kadınlara özgü değildir. Erkekler arasında da son derece empatik ve ilişki odaklı taraftarlar vardır. Aynı şekilde kadınlar arasında tamamen istatistik ve taktik üzerinden konuşan futbolseverler de vardır.

Kısacası tribünleri cinsiyetlere göre iki kutuya ayırmak yerine, farklı taraftar karakterlerinin futbolu nasıl yorumladığına bakmak çok daha ilginç.
 
Üst