Hayal
Yeni Üye
Azerbaycan hangi toprakları geri aldı? 2020 ve 2023 sonrası tabloya veri ve toplumsal açıdan bakış
Azerbaycan hangi toprakları geri aldı? Konuya nereden bakmak gerekiyor?
Bu konuya biraz meraklı biri olarak baktığımda, en çok karıştırılan noktanın “Azerbaycan 2020’de hangi yerleri aldı, hangileri anlaşmayla geri verildi ve 2023’te ne değişti?” sorularının birbirine karıştırılması olduğunu düşünüyorum. Haritaya sadece bakınca bütün süreç tek bir askerî operasyon gibi görünebiliyor. Oysa 2020 ile 2023 arasında hem yöntem hem de sonuç bakımından önemli farklar var.
Bu nedenle forumda tartışmayı şu soruyla açmak daha anlamlı olabilir: Azerbaycan’ın 2020’de elde ettiği toprak kazanımları ile 2023’te Dağlık Karabağ üzerindeki tam kontrolü aynı başlık altında mı değerlendirilmeli, yoksa ayrı süreçler olarak mı ele alınmalı?
Önce temel verileri ortaya koymak, ardından insanların bu gelişmeleri nasıl farklı deneyimlediğine bakmak bence daha sağlıklı.
2020’de Azerbaycan hangi bölgeleri geri aldı?
2020’deki 44 günlük savaşın sonunda Azerbaycan'ın kontrolüne geçen alanları iki kategoriye ayırmak gerekiyor.
İlk kategori, savaş sırasında Azerbaycan güçlerinin askerî operasyonlarla ele geçirdiği bölgelerdi. Azerbaycan yönetiminin açıklamalarında Cebrayıl (Jabrayil), Füzuli, Zengilan, Kubadlı ilçeleri, Şuşa, Hadrut, Hocavend'in bazı kesimleri, Sugovuşan ve Murovdağ çevresindeki bölgeler sayılıyor. Azerbaycan ayrıca savaş sırasında 300'den fazla yerleşim yerinin kontrol altına alındığını açıkladı.
İkinci kategori ise savaş meydanında alınmayan, 10 Kasım 2020 tarihli üçlü bildiri kapsamında Azerbaycan'a devredilen Ağdam, Kelbecer ve Laçın ilçeleriydi. Anlaşmaya göre Ağdam'ın 20 Kasım'a, Kelbecer'in 15 Kasım'a ve Laçın'ın 1 Aralık 2020'ye kadar Azerbaycan'a iade edilmesi öngörüldü.
Dolayısıyla “Azerbaycan 2020'de Ağdam'ı fethetti” demek teknik olarak doğru bir ifade olmaz. Ağdam savaşın son safhasındaki anlaşma gereği Azerbaycan'ın kontrolüne geçti. Birleşmiş Milletler de Ağdam'ı 2020'de yeniden kazanılan bölgeler arasında tanımlıyor.
Burada önemli bir ayrıntı daha var: 2020 anlaşması Laçın koridorunun Rus barış gücü kontrolünde kalmasını öngörüyordu. Yani Laçın ilçesinin Azerbaycan'a dönmesiyle birlikte bölgedeki ulaşım düzenlemesi aynı anda tamamen Azerbaycan'ın kontrolüne geçmemişti.
Peki 2023'te ne değişti?
2023'teki gelişme 2020'den farklı bir aşamaydı.
19 Eylül 2023'te Azerbaycan, Dağlık Karabağ'da “yerel anti-terör tedbirleri” olarak nitelendirdiği askerî operasyonu başlattı. Operasyonun ardından bölgedeki Ermeni yönetiminin askerî ve siyasi kontrolü sona erdi. Uluslararası Adalet Divanı'nın 17 Kasım 2023 tarihli kararında, Birleşmiş Milletler raporlarına dayanılarak Azerbaycan'ın operasyonun ardından Dağlık Karabağ üzerinde tam kontrol sağladığı belirtildi.
Bu nedenle bugün “Azerbaycan hangi toprakları geri aldı?” sorusuna verilen kapsamlı cevap yalnızca Cebrayıl, Füzuli, Zengilan, Kubadlı, Şuşa, Ağdam, Kelbecer ve Laçın şeklinde sıralanmamalı. 2023'te Azerbaycan, Dağlık Karabağ'ın tamamında fiilî kontrolü de sağladı.
Burada hukuki ve siyasi terminolojiyi ayırmak önemli. Dağlık Karabağ, uluslararası alanda Azerbaycan'ın sınırları içerisinde kabul ediliyordu; fakat 1990'ların başından 2020'ye kadar bölgenin büyük bölümü Ermeni güçleri ve Ermeni yönetiminin fiilî kontrolündeydi. 2020 savaşı Azerbaycan'ın çevre ilçelerde ve Dağlık Karabağ'ın bazı kesimlerinde kontrolü yeniden sağlamasına yol açarken, 2023 operasyonu fiilî kontrol meselesini tamamen değiştirdi.
Erkeklerin ve kadınların bakış açısı gerçekten farklı mı?
Burada biraz dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler olaya veriyle, kadınlar duyguyla bakar” şeklinde kesin bir genelleme yapmak hem bilimsel açıdan sorunlu hem de gerçek hayattaki çeşitliliği açıklamıyor.
Fakat bir forum tartışmasında bazı erkek ve kadın katılımcıların farklı önceliklerle konuya yaklaşabildiği örnekleri karşılaştırmak mümkün. Buradaki fark cinsiyetten çok kişinin yaşadığı savaş deneyimi, ailesinin göç geçmişi, mesleği, yaşadığı şehir ve siyasi bakış açısıyla ilgili olabilir.
Örneğin askerî tarih veya jeopolitik ile ilgilenen bir erkek forum kullanıcısı tartışmayı şu şekilde kurabilir:
“2020'de hangi ilçeler askerî operasyonla alındı? Hangileri anlaşmayla devredildi? 2023 operasyonunun sonucu ne oldu? 1990'larda kaybedilen alanların ne kadarı yeniden kontrol edildi?”
Bu yaklaşım ölçülebilir veriler üzerinden ilerler.
Fakat başka bir erkek kullanıcı aynı savaşı ailesinin yerinden edilme hikâyesi üzerinden değerlendirebilir. Bu kişi için haritadaki renk değişimi, büyükbabasının doğduğu köye dönme ihtimali anlamına gelebilir.
Aynı çeşitlilik kadınlarda da görülüyor. Bir kadın akademisyen veya gazeteci konuyu askerî veriler, uluslararası hukuk ve demografi üzerinden ele alabilirken, başka bir kadın katılımcı için temel mesele savaşın aileler üzerindeki etkisi, çocukların eğitimi, yerinden edilme, evlerin yeniden kurulması ve insanların güvenlik hissi olabilir.
Yani cinsiyet üzerinden “erkek = objektif, kadın = duygusal” formülü yerine, aynı olayın farklı yaşam deneyimleri üzerinden farklı biçimlerde algılanması daha açıklayıcıdır.
Azerbaycan açısından “geri dönüş” neden bu kadar güçlü bir kavram?
Azerbaycan açısından mesele yalnızca askerî bir başarı olarak görülmüyor. Yerinden edilmiş nüfus meselesi de işin merkezinde.
1990'ların başındaki savaşların ardından yüz binlerce Azerbaycanlı yerinden edildi. Birleşmiş Milletler belgelerinde, Dağlık Karabağ ve çevresindeki bölgelerdeki çatışmaların geniş çaplı yerinden edilmeye yol açtığı kayıt altına alınmış durumda.
Bu nedenle Şuşa, Ağdam veya Füzuli gibi yerlerin kontrolünün değişmesi, Azerbaycan toplumunda yalnızca askerî harita değişikliği olarak algılanmadı. “Geri dönüş” fikri, ailelerin geçmişte yaşadığı yerlerle yeniden bağlantı kurması anlamına da geldi.
Fakat burada başka bir toplumsal boyut var: Bir bölgenin yeniden kontrol altına alınması, insanların hemen evlerine dönebileceği anlamına gelmiyor.
Ağdam örneği bunu açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler misyonu 2023'te Ağdam'dan geçerken ciddi yıkım, mayın temizleme ihtiyacı ve yeniden inşa çalışmalarını gözlemledi.
Dolayısıyla “toprak geri alındı” ile “hayat normale döndü” arasında büyük bir fark var.
Toprak kazanımının insani maliyeti neden ayrı konuşulmalı?
Bu konuda yalnızca Azerbaycanlı yerinden edilmiş kişilerin deneyimine odaklanmak da tabloyu eksik bırakır.
2023'te Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ üzerinde tam kontrol sağlamasının ardından bölgedeki Ermeni nüfusunun büyük çoğunluğu bölgeden ayrıldı. Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler raporlarına dayanarak 100 binden fazla kişinin Ermenistan'a geçtiğini kaydetti.
Birleşmiş Milletler'in bölgede yaptığı misyon da insanların çok kısa sürede evlerini terk etmiş olmasının yarattığı insani sonuçlara dikkat çekti. Misyon, bölgedeki yerel nüfusun çok azının kaldığını ve güvenin yeniden kurulması için zamana ihtiyaç olduğunu bildirdi.
Bu nokta özellikle önemli çünkü aynı olay iki farklı toplum açısından tamamen farklı duygular yaratabiliyor.
Azerbaycanlı yerinden edilmiş bir aile için 2020 sonrası dönem “eve dönüş” umudu anlamına gelebilir.
Karabağ'dan ayrılan Ermeni bir aile için aynı dönem “evini kaybetme” anlamına gelebilir.
Bu iki deneyimin aynı anda var olabilmesi, konunun neden sadece “kim kazandı?” sorusuna indirgenemeyeceğini gösteriyor.
2020 ile 2023 arasındaki temel fark nedir?
Bence en önemli ayrım şöyle özetlenebilir:
2020'de Azerbaycan, uzun süredir Ermeni güçlerinin kontrolünde bulunan çevre ilçelerin önemli bölümünü savaş yoluyla geri aldı; Şuşa dahil olmak üzere Dağlık Karabağ'ın bazı stratejik bölgelerinde de kontrol sağladı. Ağdam, Kelbecer ve Laçın ise üçlü anlaşma çerçevesinde Azerbaycan'a devredildi.
2023'te ise Dağlık Karabağ'ın tamamında fiilî kontrol değişti. Uluslararası Adalet Divanı'nın değerlendirmesi de bu sonucu açık biçimde kayda geçirdi.
Dolayısıyla iki tarihi aynı olaymış gibi anlatmak doğru değil.
2020 = çevre bölgelerin büyük bölümünün yeniden kontrol altına alınması + Şuşa ve bazı Karabağ bölgelerinde askerî kazanımlar + Ağdam, Kelbecer ve Laçın'ın anlaşmayla devri.
2023 = Dağlık Karabağ üzerindeki Ermeni yönetiminin sona ermesi ve Azerbaycan'ın bölge üzerinde tam fiilî kontrol sağlaması.
Asıl tartışılması gereken konu: Toprak mı, insan mı?
Bana göre bu başlıkta en ilginç tartışma, “hangi toprak geri alındı?” sorusundan sonra başlıyor.
Bir ülkenin uluslararası olarak tanınan sınırları içerisinde yeniden kontrol sağlaması bir gerçekliktir. Fakat bu kontrolün ardından insanların nasıl yaşayacağı, yerinden edilmiş Azerbaycanlıların dönüş koşulları, Karabağ'dan ayrılan Ermenilerin durumu, mayın temizliği, konutların yeniden yapılması, kültürel mirasın korunması ve güvenlik gibi meseleler de en az haritadaki değişiklik kadar önemlidir.
Örneğin Azerbaycan'ın “Büyük Dönüş” politikası kapsamında eski yerleşimlerin yeniden kurulması, yalnızca bina yapmak anlamına gelmiyor. İnsanların altyapıya, okullara, hastanelere, iş imkanlarına ve güvenli ulaşıma ihtiyacı var. Mayınlar ise özellikle ciddi bir sorun oluşturuyor; Birleşmiş Milletler'in bölgede yaptığı gözlemler de mayın temizleme ihtiyacını açıkça ortaya koydu.
Öte yandan Karabağ'dan ayrılan Ermeni nüfusunun geleceği de bölgesel barışın önemli unsurlarından biri. Uluslararası Adalet Divanı 2023'te, bölgeden ayrılan ve geri dönmek isteyen kişilerin güvenli ve engelsiz şekilde dönüş hakkına ilişkin geçici tedbirler kararlaştırdı.
Forumda bence tartışmaya değer sorular
1. 2020'de askerî operasyonla alınan bölgeler ile üçlü anlaşmayla Azerbaycan'a devredilen Ağdam, Kelbecer ve Laçın'ı “geri alma” kavramı altında aynı şekilde değerlendirmek doğru mu?
2. 2023'te Dağlık Karabağ üzerinde tam kontrolün sağlanmasını 2020 savaşının devamı olarak mı, yoksa ayrı bir askerî-siyasi süreç olarak mı görmek gerekir?
3. Bir bölgenin uluslararası hukuk açısından Azerbaycan'a ait kabul edilmesi ile o bölgedeki insanların kendilerini güvende hissetmesi arasında nasıl bir ilişki kurulmalı?
4. Azerbaycanlı yerinden edilmiş kişilerin geri dönüş hakkı ile Karabağ'dan ayrılan Ermenilerin güvenli dönüş hakkı birlikte nasıl ele alınabilir?
5. Sizce “toprak bütünlüğü” ve “insani güvenlik” kavramları arasında gerçekten bir çelişki var mı, yoksa doğru politikalarla ikisi aynı anda sağlanabilir mi?
6. Siz olayı değerlendirirken harita ve askerî verileri mi, yoksa insanların yaşadığı sosyal ve insani sonuçları mı daha belirleyici buluyorsunuz?
Sonuçta Azerbaycan'ın geri aldığı bölgeleri tek satırlık bir listeyle anlatmak mümkün, fakat bu liste sürecin yalnızca coğrafi tarafını gösteriyor. 2020'de Cebrayıl, Füzuli, Zengilan, Kubadlı ve Şuşa gibi bölgelerde askerî kontrol sağlandı; Ağdam, Kelbecer ve Laçın üçlü bildiri çerçevesinde Azerbaycan'a döndü. 2023'te ise Dağlık Karabağ'ın tamamında Azerbaycan'ın fiilî kontrolü tesis edildi.
Fakat gerçek tartışma bundan sonra başlıyor: Bir haritanın değişmesiyle bir toplumun hayatı ne ölçüde değişir?
Azerbaycan açısından bu dönem, yaklaşık otuz yıllık yerinden edilme ve toprak kaybının ardından geri dönüş ve yeniden inşa sürecini ifade ediyor. Karabağ'daki Ermeni nüfusu açısından ise 2023, kitlesel yer değiştirme ve geleceğin belirsizleşmesiyle sonuçlandı. Bu iki gerçeği aynı anda görebilmek, konuyu sloganlardan çıkarıp gerçekten anlamaya çalışmanın en önemli şartlarından biri.
Kaynaklar
- Birleşmiş Milletler, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki 2020 ateşkes sürecine ilişkin belgeler.
- 10 Kasım 2020 tarihli Azerbaycan-Ermenistan-Rusya üçlü bildirisi.
- Birleşmiş Milletler'in 2023 Karabağ misyonu ve insani durum değerlendirmesi.
- Uluslararası Adalet Divanı, Armenia v. Azerbaijan, 17 Kasım 2023 tarihli geçici tedbir kararı.
- Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı'nın 2020 savaş sonuçlarına ilişkin açıklamaları; askerî olarak kontrol altına alınan bölgeler ve 300'den fazla yerleşim bilgisi.
Cinsiyet genellemesini deneyim ekseninde yeniden kurKaynak bağlantılarını metinle eşleştir
Cinsiyet genellemesini deneyim ekseninde yeniden kur
Kaynak bağlantılarını metinle eşleştir
Bölge listesini tabloyla netleştir
Azerbaycan hangi toprakları geri aldı? Konuya nereden bakmak gerekiyor?
Bu konuya biraz meraklı biri olarak baktığımda, en çok karıştırılan noktanın “Azerbaycan 2020’de hangi yerleri aldı, hangileri anlaşmayla geri verildi ve 2023’te ne değişti?” sorularının birbirine karıştırılması olduğunu düşünüyorum. Haritaya sadece bakınca bütün süreç tek bir askerî operasyon gibi görünebiliyor. Oysa 2020 ile 2023 arasında hem yöntem hem de sonuç bakımından önemli farklar var.
Bu nedenle forumda tartışmayı şu soruyla açmak daha anlamlı olabilir: Azerbaycan’ın 2020’de elde ettiği toprak kazanımları ile 2023’te Dağlık Karabağ üzerindeki tam kontrolü aynı başlık altında mı değerlendirilmeli, yoksa ayrı süreçler olarak mı ele alınmalı?
Önce temel verileri ortaya koymak, ardından insanların bu gelişmeleri nasıl farklı deneyimlediğine bakmak bence daha sağlıklı.
2020’de Azerbaycan hangi bölgeleri geri aldı?
2020’deki 44 günlük savaşın sonunda Azerbaycan'ın kontrolüne geçen alanları iki kategoriye ayırmak gerekiyor.
İlk kategori, savaş sırasında Azerbaycan güçlerinin askerî operasyonlarla ele geçirdiği bölgelerdi. Azerbaycan yönetiminin açıklamalarında Cebrayıl (Jabrayil), Füzuli, Zengilan, Kubadlı ilçeleri, Şuşa, Hadrut, Hocavend'in bazı kesimleri, Sugovuşan ve Murovdağ çevresindeki bölgeler sayılıyor. Azerbaycan ayrıca savaş sırasında 300'den fazla yerleşim yerinin kontrol altına alındığını açıkladı.
İkinci kategori ise savaş meydanında alınmayan, 10 Kasım 2020 tarihli üçlü bildiri kapsamında Azerbaycan'a devredilen Ağdam, Kelbecer ve Laçın ilçeleriydi. Anlaşmaya göre Ağdam'ın 20 Kasım'a, Kelbecer'in 15 Kasım'a ve Laçın'ın 1 Aralık 2020'ye kadar Azerbaycan'a iade edilmesi öngörüldü.
Dolayısıyla “Azerbaycan 2020'de Ağdam'ı fethetti” demek teknik olarak doğru bir ifade olmaz. Ağdam savaşın son safhasındaki anlaşma gereği Azerbaycan'ın kontrolüne geçti. Birleşmiş Milletler de Ağdam'ı 2020'de yeniden kazanılan bölgeler arasında tanımlıyor.
Burada önemli bir ayrıntı daha var: 2020 anlaşması Laçın koridorunun Rus barış gücü kontrolünde kalmasını öngörüyordu. Yani Laçın ilçesinin Azerbaycan'a dönmesiyle birlikte bölgedeki ulaşım düzenlemesi aynı anda tamamen Azerbaycan'ın kontrolüne geçmemişti.
Peki 2023'te ne değişti?
2023'teki gelişme 2020'den farklı bir aşamaydı.
19 Eylül 2023'te Azerbaycan, Dağlık Karabağ'da “yerel anti-terör tedbirleri” olarak nitelendirdiği askerî operasyonu başlattı. Operasyonun ardından bölgedeki Ermeni yönetiminin askerî ve siyasi kontrolü sona erdi. Uluslararası Adalet Divanı'nın 17 Kasım 2023 tarihli kararında, Birleşmiş Milletler raporlarına dayanılarak Azerbaycan'ın operasyonun ardından Dağlık Karabağ üzerinde tam kontrol sağladığı belirtildi.
Bu nedenle bugün “Azerbaycan hangi toprakları geri aldı?” sorusuna verilen kapsamlı cevap yalnızca Cebrayıl, Füzuli, Zengilan, Kubadlı, Şuşa, Ağdam, Kelbecer ve Laçın şeklinde sıralanmamalı. 2023'te Azerbaycan, Dağlık Karabağ'ın tamamında fiilî kontrolü de sağladı.
Burada hukuki ve siyasi terminolojiyi ayırmak önemli. Dağlık Karabağ, uluslararası alanda Azerbaycan'ın sınırları içerisinde kabul ediliyordu; fakat 1990'ların başından 2020'ye kadar bölgenin büyük bölümü Ermeni güçleri ve Ermeni yönetiminin fiilî kontrolündeydi. 2020 savaşı Azerbaycan'ın çevre ilçelerde ve Dağlık Karabağ'ın bazı kesimlerinde kontrolü yeniden sağlamasına yol açarken, 2023 operasyonu fiilî kontrol meselesini tamamen değiştirdi.
Erkeklerin ve kadınların bakış açısı gerçekten farklı mı?
Burada biraz dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler olaya veriyle, kadınlar duyguyla bakar” şeklinde kesin bir genelleme yapmak hem bilimsel açıdan sorunlu hem de gerçek hayattaki çeşitliliği açıklamıyor.
Fakat bir forum tartışmasında bazı erkek ve kadın katılımcıların farklı önceliklerle konuya yaklaşabildiği örnekleri karşılaştırmak mümkün. Buradaki fark cinsiyetten çok kişinin yaşadığı savaş deneyimi, ailesinin göç geçmişi, mesleği, yaşadığı şehir ve siyasi bakış açısıyla ilgili olabilir.
Örneğin askerî tarih veya jeopolitik ile ilgilenen bir erkek forum kullanıcısı tartışmayı şu şekilde kurabilir:
“2020'de hangi ilçeler askerî operasyonla alındı? Hangileri anlaşmayla devredildi? 2023 operasyonunun sonucu ne oldu? 1990'larda kaybedilen alanların ne kadarı yeniden kontrol edildi?”
Bu yaklaşım ölçülebilir veriler üzerinden ilerler.
Fakat başka bir erkek kullanıcı aynı savaşı ailesinin yerinden edilme hikâyesi üzerinden değerlendirebilir. Bu kişi için haritadaki renk değişimi, büyükbabasının doğduğu köye dönme ihtimali anlamına gelebilir.
Aynı çeşitlilik kadınlarda da görülüyor. Bir kadın akademisyen veya gazeteci konuyu askerî veriler, uluslararası hukuk ve demografi üzerinden ele alabilirken, başka bir kadın katılımcı için temel mesele savaşın aileler üzerindeki etkisi, çocukların eğitimi, yerinden edilme, evlerin yeniden kurulması ve insanların güvenlik hissi olabilir.
Yani cinsiyet üzerinden “erkek = objektif, kadın = duygusal” formülü yerine, aynı olayın farklı yaşam deneyimleri üzerinden farklı biçimlerde algılanması daha açıklayıcıdır.
Azerbaycan açısından “geri dönüş” neden bu kadar güçlü bir kavram?
Azerbaycan açısından mesele yalnızca askerî bir başarı olarak görülmüyor. Yerinden edilmiş nüfus meselesi de işin merkezinde.
1990'ların başındaki savaşların ardından yüz binlerce Azerbaycanlı yerinden edildi. Birleşmiş Milletler belgelerinde, Dağlık Karabağ ve çevresindeki bölgelerdeki çatışmaların geniş çaplı yerinden edilmeye yol açtığı kayıt altına alınmış durumda.
Bu nedenle Şuşa, Ağdam veya Füzuli gibi yerlerin kontrolünün değişmesi, Azerbaycan toplumunda yalnızca askerî harita değişikliği olarak algılanmadı. “Geri dönüş” fikri, ailelerin geçmişte yaşadığı yerlerle yeniden bağlantı kurması anlamına da geldi.
Fakat burada başka bir toplumsal boyut var: Bir bölgenin yeniden kontrol altına alınması, insanların hemen evlerine dönebileceği anlamına gelmiyor.
Ağdam örneği bunu açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler misyonu 2023'te Ağdam'dan geçerken ciddi yıkım, mayın temizleme ihtiyacı ve yeniden inşa çalışmalarını gözlemledi.
Dolayısıyla “toprak geri alındı” ile “hayat normale döndü” arasında büyük bir fark var.
Toprak kazanımının insani maliyeti neden ayrı konuşulmalı?
Bu konuda yalnızca Azerbaycanlı yerinden edilmiş kişilerin deneyimine odaklanmak da tabloyu eksik bırakır.
2023'te Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ üzerinde tam kontrol sağlamasının ardından bölgedeki Ermeni nüfusunun büyük çoğunluğu bölgeden ayrıldı. Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler raporlarına dayanarak 100 binden fazla kişinin Ermenistan'a geçtiğini kaydetti.
Birleşmiş Milletler'in bölgede yaptığı misyon da insanların çok kısa sürede evlerini terk etmiş olmasının yarattığı insani sonuçlara dikkat çekti. Misyon, bölgedeki yerel nüfusun çok azının kaldığını ve güvenin yeniden kurulması için zamana ihtiyaç olduğunu bildirdi.
Bu nokta özellikle önemli çünkü aynı olay iki farklı toplum açısından tamamen farklı duygular yaratabiliyor.
Azerbaycanlı yerinden edilmiş bir aile için 2020 sonrası dönem “eve dönüş” umudu anlamına gelebilir.
Karabağ'dan ayrılan Ermeni bir aile için aynı dönem “evini kaybetme” anlamına gelebilir.
Bu iki deneyimin aynı anda var olabilmesi, konunun neden sadece “kim kazandı?” sorusuna indirgenemeyeceğini gösteriyor.
2020 ile 2023 arasındaki temel fark nedir?
Bence en önemli ayrım şöyle özetlenebilir:
2020'de Azerbaycan, uzun süredir Ermeni güçlerinin kontrolünde bulunan çevre ilçelerin önemli bölümünü savaş yoluyla geri aldı; Şuşa dahil olmak üzere Dağlık Karabağ'ın bazı stratejik bölgelerinde de kontrol sağladı. Ağdam, Kelbecer ve Laçın ise üçlü anlaşma çerçevesinde Azerbaycan'a devredildi.
2023'te ise Dağlık Karabağ'ın tamamında fiilî kontrol değişti. Uluslararası Adalet Divanı'nın değerlendirmesi de bu sonucu açık biçimde kayda geçirdi.
Dolayısıyla iki tarihi aynı olaymış gibi anlatmak doğru değil.
2020 = çevre bölgelerin büyük bölümünün yeniden kontrol altına alınması + Şuşa ve bazı Karabağ bölgelerinde askerî kazanımlar + Ağdam, Kelbecer ve Laçın'ın anlaşmayla devri.
2023 = Dağlık Karabağ üzerindeki Ermeni yönetiminin sona ermesi ve Azerbaycan'ın bölge üzerinde tam fiilî kontrol sağlaması.
Asıl tartışılması gereken konu: Toprak mı, insan mı?
Bana göre bu başlıkta en ilginç tartışma, “hangi toprak geri alındı?” sorusundan sonra başlıyor.
Bir ülkenin uluslararası olarak tanınan sınırları içerisinde yeniden kontrol sağlaması bir gerçekliktir. Fakat bu kontrolün ardından insanların nasıl yaşayacağı, yerinden edilmiş Azerbaycanlıların dönüş koşulları, Karabağ'dan ayrılan Ermenilerin durumu, mayın temizliği, konutların yeniden yapılması, kültürel mirasın korunması ve güvenlik gibi meseleler de en az haritadaki değişiklik kadar önemlidir.
Örneğin Azerbaycan'ın “Büyük Dönüş” politikası kapsamında eski yerleşimlerin yeniden kurulması, yalnızca bina yapmak anlamına gelmiyor. İnsanların altyapıya, okullara, hastanelere, iş imkanlarına ve güvenli ulaşıma ihtiyacı var. Mayınlar ise özellikle ciddi bir sorun oluşturuyor; Birleşmiş Milletler'in bölgede yaptığı gözlemler de mayın temizleme ihtiyacını açıkça ortaya koydu.
Öte yandan Karabağ'dan ayrılan Ermeni nüfusunun geleceği de bölgesel barışın önemli unsurlarından biri. Uluslararası Adalet Divanı 2023'te, bölgeden ayrılan ve geri dönmek isteyen kişilerin güvenli ve engelsiz şekilde dönüş hakkına ilişkin geçici tedbirler kararlaştırdı.
Forumda bence tartışmaya değer sorular
1. 2020'de askerî operasyonla alınan bölgeler ile üçlü anlaşmayla Azerbaycan'a devredilen Ağdam, Kelbecer ve Laçın'ı “geri alma” kavramı altında aynı şekilde değerlendirmek doğru mu?
2. 2023'te Dağlık Karabağ üzerinde tam kontrolün sağlanmasını 2020 savaşının devamı olarak mı, yoksa ayrı bir askerî-siyasi süreç olarak mı görmek gerekir?
3. Bir bölgenin uluslararası hukuk açısından Azerbaycan'a ait kabul edilmesi ile o bölgedeki insanların kendilerini güvende hissetmesi arasında nasıl bir ilişki kurulmalı?
4. Azerbaycanlı yerinden edilmiş kişilerin geri dönüş hakkı ile Karabağ'dan ayrılan Ermenilerin güvenli dönüş hakkı birlikte nasıl ele alınabilir?
5. Sizce “toprak bütünlüğü” ve “insani güvenlik” kavramları arasında gerçekten bir çelişki var mı, yoksa doğru politikalarla ikisi aynı anda sağlanabilir mi?
6. Siz olayı değerlendirirken harita ve askerî verileri mi, yoksa insanların yaşadığı sosyal ve insani sonuçları mı daha belirleyici buluyorsunuz?
Sonuçta Azerbaycan'ın geri aldığı bölgeleri tek satırlık bir listeyle anlatmak mümkün, fakat bu liste sürecin yalnızca coğrafi tarafını gösteriyor. 2020'de Cebrayıl, Füzuli, Zengilan, Kubadlı ve Şuşa gibi bölgelerde askerî kontrol sağlandı; Ağdam, Kelbecer ve Laçın üçlü bildiri çerçevesinde Azerbaycan'a döndü. 2023'te ise Dağlık Karabağ'ın tamamında Azerbaycan'ın fiilî kontrolü tesis edildi.
Fakat gerçek tartışma bundan sonra başlıyor: Bir haritanın değişmesiyle bir toplumun hayatı ne ölçüde değişir?
Azerbaycan açısından bu dönem, yaklaşık otuz yıllık yerinden edilme ve toprak kaybının ardından geri dönüş ve yeniden inşa sürecini ifade ediyor. Karabağ'daki Ermeni nüfusu açısından ise 2023, kitlesel yer değiştirme ve geleceğin belirsizleşmesiyle sonuçlandı. Bu iki gerçeği aynı anda görebilmek, konuyu sloganlardan çıkarıp gerçekten anlamaya çalışmanın en önemli şartlarından biri.
Kaynaklar
- Birleşmiş Milletler, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki 2020 ateşkes sürecine ilişkin belgeler.
- 10 Kasım 2020 tarihli Azerbaycan-Ermenistan-Rusya üçlü bildirisi.
- Birleşmiş Milletler'in 2023 Karabağ misyonu ve insani durum değerlendirmesi.
- Uluslararası Adalet Divanı, Armenia v. Azerbaijan, 17 Kasım 2023 tarihli geçici tedbir kararı.
- Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı'nın 2020 savaş sonuçlarına ilişkin açıklamaları; askerî olarak kontrol altına alınan bölgeler ve 300'den fazla yerleşim bilgisi.
Cinsiyet genellemesini deneyim ekseninde yeniden kurKaynak bağlantılarını metinle eşleştir
Cinsiyet genellemesini deneyim ekseninde yeniden kur
Kaynak bağlantılarını metinle eşleştir
Bölge listesini tabloyla netleştir