Sarf ilmi ne anlama gelir ?

Emre

Yeni Üye
Sarf İlmi Ne Anlama Gelir? Farklı Kültürler ve Toplumlar Açısından Kapsamlı Bir Bakış

# Sarf İlmi Ne Anlama Gelir?

Arapça öğrenmeye başlayanların bir noktada mutlaka karşılaştığı “sarf” kelimesi, ilk bakışta yalnızca ezberlenmesi gereken birtakım fiil kalıplarını ifade ediyor gibi görünebilir. Oysa biraz araştırınca bunun çok daha geniş bir alan olduğunu fark ediyoruz. Benim açımdan sarf ilmini ilginç kılan taraf da tam olarak burada başlıyor: Bir kelimenin nasıl değiştiğini öğrenirken aslında bir dilin düşünce dünyasına, tarihine ve farklı toplumlarda bilgiyi aktarma biçimlerine de yaklaşmış oluyoruz.

Peki sarf ilmi tam olarak nedir? Neden özellikle Arapça eğitiminde bu kadar önemli kabul edilmiştir? Arap dünyasında, Osmanlı medreselerinde, modern Türkiye'de veya Arapça konuşulmayan toplumlarda sarfa bakış aynı mıdır? Daha da önemlisi, sarfı yalnızca dinî metinleri anlamaya yarayan teknik bir alan olarak mı görmek gerekir?

Bu yazıda konuyu hem klasik İslâmî ilimler geleneği hem modern dilbilim hem de farklı toplumların eğitim tecrübeleri açısından ele almak istiyorum.

# Sarf İlminin Temel Anlamı

“Sarf” kelimesi Arapçada temel olarak “çevirmek, döndürmek, değiştirmek” anlamlarıyla ilişkilidir. Terim olarak ise Arapça kelimelerin yapılarını, değişimlerini ve farklı kalıplara dönüşmesini inceleyen dil bilgisi dalıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi, sarfı Arapça gramerinin kelime yapısıyla ilgili dalı olarak tanımlar ve amelî sarf ile nazarî sarf arasında ayrım yapar. Amelî sarf, bir kelimenin farklı fiil ve isim kalıplarına dönüştürülmesini; nazarî sarf ise kelimelerin i‘rab ve bina dışındaki durumlarını yöneten kuralların incelenmesini ifade eder.

Basit bir örnek üzerinden düşünelim. Arapçada ك-ت-ب (k-t-b) kökü genel olarak yazma fikriyle bağlantılıdır. Bu kökten:

- كَتَبَ (kataba) – yazdı

- كِتَاب (kitâb) – kitap

- كَاتِب (kâtib) – yazan, yazar

- مَكْتُوب (mektûb) – yazılmış

- مَكْتَب (maktab) – yazıhane/ofis

- مَكْتَبَة (maktaba) – kütüphane/kitaplık

gibi farklı kelimeler meydana gelebilir.

Burada yalnızca kelimelerin ezberlenmesi söz konusu değildir. Kök ile kalıp arasındaki ilişki kavrandığında, daha önce görülmemiş bazı kelimelerin anlamını tahmin etmek mümkün hâle gelir.

Modern Arap dili araştırmalarında da bu kök-kalıp sistemi Arapça kelime oluşturmanın temel özelliklerinden biri olarak ele alınmaktadır. Cambridge University Press tarafından yayımlanan Arapça dilbilgisi çalışmalarında, Arapça kelime yapısının büyük ölçüde kök ve kalıp arasındaki sistematik ilişkiye dayandığı belirtilmektedir.

# Sarf ile Nahiv Arasındaki Fark Nedir?

Sarf ve nahiv çoğu zaman birlikte anılır, fakat aynı şeyi incelemezler.

Kabaca ifade etmek gerekirse sarf kelimenin kendi içindeki yapısına, nahiv ise kelimenin cümle içerisindeki konumuna ve ilişkilerine odaklanır.

Örneğin “öğrenci yazdı” cümlesinde “öğrenci” kelimesinin cümlede özne olarak nasıl kullanıldığı nahiv açısından incelenebilir. Fakat “yazmak”, “yazan”, “yazılmış”, “yazdırmak” gibi anlam ilişkilerinin hangi kalıplarla oluşturulduğu sarfın alanına girer.

Bu ayrım tarih boyunca her zaman bugünkü kadar kesin değildi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki bilgilere göre Sîbeveyhi'nin el-Kitâb adlı eserinden sonraki dönemlerde sarf meseleleri uzun süre nahiv eserleri içerisinde birlikte ele alınmıştır. Daha sonra Ebû Osman el-Mâzinî'nin et-Tasrîf adlı eseriyle sarfın bağımsız bir disiplin hâline gelmesi önemli bir aşama olmuştur.

Burada dikkat çekici bir kültürel nokta var: Bir dilin gramerini incelemek, yalnızca günlük iletişim ihtiyacından doğmamış; aynı zamanda metinleri doğru okuma, aktarma ve yorumlama ihtiyacından da beslenmiştir.

# Arap Dünyasında Sarfın Kültürel Yeri

Sarf ilminin tarihsel gelişimini Arap toplumlarının yazılı kültüründen bağımsız düşünmek oldukça zor.

Kur'an'ın Arapça olması, erken İslâm döneminde farklı bölgelerden insanların Arapça öğrenmeye başlaması ve Arapçanın dinî, hukukî ve ilmî metinlerin dili hâline gelmesi, dil bilgisinin sistematik biçimde ele alınmasını teşvik eden önemli faktörler arasında değerlendirilir.

Ancak sarfı sadece Kur'an'ı doğru okumak için ortaya çıkmış bir disiplin şeklinde değerlendirmek eksik olur. Arap dili üzerine çalışan âlimler şiir, hitabet, sözlükçülük ve edebî metinlerle de ilgilenmişlerdir. Dolayısıyla sarf, zaman içerisinde daha geniş bir dil inceleme geleneğinin parçası olmuştur.

Bugün Mısır, Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Fas, Cezayir ve diğer Arap ülkelerinde kullanılan modern standart Arapçanın öğretiminde de morfoloji önemli bir yere sahiptir. Üstelik modern çalışmalar yalnızca klasik Arapçaya değil, farklı Arap lehçelerindeki yapı ve değişimlere de bakmaktadır. Cambridge'in Arap dili üzerine güncel akademik çalışmalarından biri, standart Arapçanın yanında Yemen, Suudi Arabistan ve Mısır Arapçası gibi farklı çeşitlerdeki çekim ve türetim özelliklerini karşılaştırmalı biçimde ele almaktadır.

Bu durum bize önemli bir şey gösteriyor: Sarf yaşayan bir dilin yalnızca geçmişte kalmış gramer sistemi değildir.

# Osmanlı ve Türk-İslâm Eğitim Geleneğinde Sarf

Sarfın farklı toplumlarda aldığı biçimleri konuşurken Osmanlı medrese geleneğini ayrıca değerlendirmek gerekiyor.

Osmanlı medreselerinde Arapça, dinî ilimlerin önemli bir aracı olduğu için sarf ve nahiv eğitimi temel derslerden biri hâline gelmişti. Özellikle el-Emsile, Binâ, el-Maksûd, el-İzzî ve Merâhu'l-Ervâh gibi eserlerden oluşan geleneksel sarf kitapları uzun süre kullanıldı.

TDV İslâm Ansiklopedisi, el-Emsile adlı eserin Osmanlı medreselerinde Arapça derslerinde başlangıç seviyesinde okutulduğunu ve daha sonra diğer klasik sarf kitaplarının takip edildiğini belirtmektedir. Bu eserlerin amacı öğrenciyi basit örneklerden daha karmaşık kelime yapılarına doğru götürmekti.

Burada Türkçe konuşan bir öğrencinin yaşadığı ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Türkçede kelimeler çoğunlukla köke eklenen eklerle genişlerken Arapçada kök ile kalıp arasındaki ilişki çok daha farklı bir biçimde işler.

Örneğin Türkçede “yaz”, “yaz-dı”, “yaz-ıcı”, “yaz-ıl-dı” gibi yapılar eklemeli bir sistem içerisinde anlaşılır. Arapçada ise kökün farklı kalıplara yerleşmesi kelime ailesini oluşturan temel mekanizmalardan biridir.

Dolayısıyla Türkçe ana dilli bir öğrencinin sarf öğrenmesi, yalnızca yeni kelimeler öğrenmek değil, aynı zamanda kelime yapısına ilişkin farklı bir zihinsel model edinmek anlamına gelir.

# Arapça ile İbranice Arasındaki İlginç Benzerlik

Sarfı kültürler arası açıdan incelemek istiyorsak yalnızca Arapça ve Türkçeyi karşılaştırmak yeterli olmaz.

Arapça, İbranice ve diğer Sami diller arasında kök-temelli kelime oluşturma açısından dikkat çekici benzerlikler bulunmaktadır. İbranice de birçok kelimeyi üç ünsüzlü kökler ve çeşitli kalıplar üzerinden oluşturur.

Bu nedenle Arapça öğrenen bir kişinin İbranice morfolojisine baktığında tamamen yabancı bir sistemle karşılaşmaması şaşırtıcı değildir. Elbette iki dil aynı değildir; ses değişimleri, kelime anlamları, fiil kalıpları ve tarihsel gelişimleri farklılık gösterir. Ancak kök-temelli morfolojik örgütlenme bakımından ortak bir dil ailesinin izlerini görmek mümkündür.

Modern dilbilim araştırmaları da Sami dillerindeki kök ve kalıp sistemini uzun zamandır incelemektedir. Arapça üzerine yapılan çalışmalar, kökün genellikle anlamın temel çekirdeğini taşıdığını, kalıbın ise kelimenin biçimsel ve morfosentaktik özellikleri hakkında bilgi verdiğini ortaya koymaktadır.

Bence burada dil öğrenmenin kültürler arası boyutu ortaya çıkıyor. Bir dili öğrenirken yalnızca kelimeleri değil, o toplumun kelimeler arasında nasıl ilişkiler kurduğunu da öğreniyoruz.

# Batı Dillerinde Morfoloji ile Sarfın Karşılaştırılması

“Sarf” kelimesi Arapça geleneğe ait olsa da incelediği mesele modern dilbilimde yabancı değildir.

İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca ve Türkçe gibi dillerde de kelimelerin yapılarını ve değişimlerini inceleyen morfoloji adlı bir dilbilim alanı bulunmaktadır.

Fakat yöntemler aynı değildir.

İngilizcede “write, writer, written” örneğinde kelime ailesi belirli ekler ve düzensiz değişimler üzerinden oluşurken Arapçada kök ve kalıp ilişkisi çok daha belirgin bir sistem oluşturur.

İspanyolcada fiiller kişi ve zamana göre çeşitli çekim biçimleri alır. Türkçede ekler kelime gövdesine art arda eklenebilir. Arapçada ise fiil kalıpları, kök harflerinin arasına farklı ses ve harf düzenlerinin yerleşmesiyle anlam ilişkileri oluşturabilir.

Dolayısıyla bütün dillerde “kelime nasıl değişir?” sorusu vardır; fakat her dil bu soruya aynı yapısal cevapla karşılık vermez.

Bu karşılaştırma, sarfı sadece Arapça öğrencilerine ait dar bir alan olmaktan çıkarıp genel dilbilim açısından da ilginç hâle getiriyor.

# Sarf Öğrenmenin Zor Görünmesinin Sebebi Ne?

Sarf öğrenmeye başlayanların önemli bir bölümü ilk aşamada çok sayıda kalıp ve terimle karşılaşınca zorlanabiliyor.

Mâzî, muzâri, emir, ism-i fâil, ism-i mef'ûl, masdar, mücerred, mezîd gibi kavramlar başlangıçta oldukça yoğun görünebilir.

Fakat burada sadece ezber yapmaya çalışmak yerine kelimeler arasındaki ilişkileri görmek daha verimli olabilir.

Örneğin ع-ل-م (a-l-m) kökünü ele alalım:

- عَلِمَ (alime) – bildi

- عِلْم (ilm) – bilgi/ilim

- عَالِم (âlim) – bilen, bilgin

- مَعْلُوم (ma‘lûm) – bilinen

- تَعْلِيم (ta‘lîm) – öğretim

- مُعَلِّم (muallim) – öğretmen

Bunların her biri aynı kelime değildir. Ancak aralarında rastlantısal olmayan bir anlam ağı bulunur.

İşte sarfın asıl güzelliği bana göre burada ortaya çıkıyor: Ezberlenmiş kelimeleri birbirinden kopuk parçalar olmaktan çıkarıp bir kelime ailesinin üyeleri olarak görmemizi sağlıyor.

# Kadınlar ve Erkekler Açısından Sarf Öğrenimine Bakmak

Dil öğrenme davranışlarını kadınlar ve erkekler üzerinden değerlendirirken dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler bireysel başarıya, kadınlar toplumsal ilişkilere odaklanır” şeklindeki kesin genellemeler hem bilimsel açıdan sorunlu olabilir hem de bireysel farklılıkları görünmez hâle getirebilir.

Buna rağmen eğitim ortamlarında bazı toplumsal eğilimlerin nasıl yansıyabileceği üzerine düşünmek anlamlıdır.

Bazı erkek öğrenciler sarf öğrenimini sınav başarısı, uzmanlaşma, Arapça metinleri bağımsız okuyabilme veya belirli bir konuda yetkinleşme gibi bireysel hedeflerle ilişkilendirebilir. Bazı kadın öğrenciler ise dili aile, eğitim çevresi, dinî topluluk, kültürel aktarım veya kişiler arası iletişim bağlamında değerlendirebilir. Fakat bunun tersinin de son derece yaygın olduğunu özellikle vurgulamak gerekir.

Asıl belirleyici olanın cinsiyetten ziyade kişinin eğitim geçmişi, amacı, çevresi, yaşı, kültürel deneyimi ve öğrenme biçimi olduğunu düşünüyorum.

Örneğin Arapça öğrenen bir kadın araştırmacı sarfı akademik kariyerinin merkezine koyabilirken, erkek bir öğrenci Arapça metinleri ailesiyle veya dinî çevresiyle daha iyi iletişim kurabilmek için öğrenebilir.

Burada ilginç soru şu: Bir dili öğrenirken hedefimiz sadece kişisel başarı mı olmalı, yoksa öğrendiğimiz dilin bizi başka insanlarla ve kültürlerle kurduğu ilişki de öğrenme sürecinin bir parçası mı?

Bence ikisini birbirinden ayırmak gerekmiyor.

# Sarfın Yerel ve Küresel Dinamikleri

Günümüzde sarf öğretimi geçmişteki medrese ortamıyla sınırlı değil.

Türkiye'de imam-hatip liselerinde, ilahiyat fakültelerinde, Arapça kurslarında ve çeşitli özel eğitim platformlarında sarf öğretiliyor. Arap ülkelerinde ise Arapçanın ana dil olarak öğretiminde ve yabancı dil olarak Arapça eğitiminde morfoloji önemli bir yer tutuyor.

Küreselleşme bu alanı daha da değiştirdi.

Eskiden öğrenci sarf öğrenmek için belirli kitaplara ve hocaya ihtiyaç duyarken bugün çevrim içi derslere, dijital sözlüklere, elektronik metinlere ve farklı ülkelerden hazırlanmış akademik kaynaklara ulaşabiliyor.

Bu durumun olumlu tarafı açık: Mısır'daki bir öğretmenin dersini Türkiye'deki bir öğrenci izleyebilir; Fas Arapçası ile Levanten Arapçası arasındaki farkları inceleyen bir araştırmaya dünyanın başka bir yerinden erişilebilir.

Ancak bir başka mesele de ortaya çıkıyor: Standart Arapça ile günlük konuşma lehçeleri arasındaki fark.

Bir öğrenci klasik sarf kitaplarında öğrendiği kalıpları Fas, Mısır veya Körfez bölgesindeki günlük konuşmalarda aynı biçimde bulamayabilir. Bu nedenle modern Arapça öğretiminde yalnızca klasik kalıpları bilmek değil, dil çeşitliliğinin farkında olmak da önem kazanıyor. Modern akademik çalışmaların standart Arapçanın yanı sıra farklı Arap lehçelerini karşılaştırması da bu ihtiyacın bir göstergesi.

# Sarf Sadece Dinî Metinleri Anlamak İçin mi Gereklidir?

Bence bu, sarf konusunda en sık sorulabilecek sorulardan biri.

Cevap kesinlikle hayır.

Sarf, Kur'an, hadis, fıkıh ve klasik İslâmî metinlerin anlaşılmasında çok önemli olabilir. Fakat bunun yanında klasik Arap şiirini, tarih metinlerini, modern gazeteleri ve akademik metinleri anlamaya da katkı sağlar.

Bir kelimenin hangi kökten geldiğini, hangi kalıpla oluşturulduğunu ve hangi anlam ilişkisini taşıdığını bilmek, sözlükte karşılaşılan bir kelimenin anlamını daha bilinçli değerlendirmeyi mümkün kılabilir.

Örneğin bir metinde daha önce hiç görmediğiniz bir kelimeyle karşılaştığınızda kökünü ve kalıbını çözümleyebiliyorsanız, sözlükteki ilk anlamı ezberlemekten daha derin bir okuma yapabilirsiniz.

Bu nedenle sarfı “kelime çekimi ezberleme dersi” olarak görmek bana oldukça dar bir yaklaşım gibi geliyor.

# Klasik Kaynaklar ile Modern Dilbilim Arasında

Sarf çalışmalarının güçlü taraflarından biri, klasik dil âlimlerinin yüzyıllar boyunca oluşturduğu büyük literatürdür.

TDV İslâm Ansiklopedisi'nin sarf maddeleri, et-Tasrîf, et-Tasrîfü'l-Mülûkî, eş-Şâfiye, el-İzzî ve Merâhu'l-Ervâh gibi eserlerin bu geleneğin önemli parçaları olduğunu göstermektedir.

Modern dilbilim ise bu birikimi farklı kavramlarla yeniden inceliyor. Morfem, türetim, çekim, kök, kalıp, sözcük oluşumu ve biçimbilimsel süreçler gibi kavramlarla Arapçanın yapısı analiz ediliyor.

Burada iki yaklaşımı birbirine rakip görmek yerine birbirini tamamlayan iki perspektif olarak düşünmek daha verimli olabilir.

Klasik sarf geleneği Arapçanın kendi iç terminolojisini ve tarihsel birikimini anlamak için vazgeçilmezken, modern dilbilim Arapçayı dünya dilleriyle karşılaştırmamıza imkân sağlıyor.

Güvenilir kaynak kullanımı açısından da bu ayrım önemli. Klasik bir sarf kuralı için klasik eserler ve alanın güvenilir başvuru kaynakları; modern dil yapısını karşılaştırmak içinse güncel akademik morfoloji araştırmaları kullanılmalı. Cambridge'in Arapça morfoloji çalışmalarının yanı sıra TDV İslâm Ansiklopedisi bu konuda başlangıç için yararlı iki farklı kaynak türü sunuyor.

# Farklı Kültürlerde Ortak Bir Öğrenme Deneyimi

Sarfı Türkiye'den, Mısır'dan, Fas'tan veya Avrupa'daki Arapça öğrenen topluluklardan incelemek farklı sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Türkiye'deki öğrenci için sarf çoğu zaman klasik Arapça ve dinî ilimlerle güçlü bir bağ taşır.

Arap ülkelerinde ana dil eğitiminin bir parçası olarak öğrenen öğrenci için ise aynı sistem günlük dilin daha geniş yapısal çerçevesi içerisinde görülebilir.

Avrupa veya Amerika'da Arapçayı yabancı dil olarak öğrenen öğrenci içinse sarf, başlangıçta alışılmadık ama kelime tahmini açısından güçlü bir araç hâline gelebilir.

Üç öğrencinin aynı “kataba” kökünü öğrenmesi, fakat onu farklı kültürel amaçlarla kullanması oldukça ilginçtir.

Birisi Kur'an tefsiri okuyabilir.

Bir diğeri Arapça gazete okuyabilir.

Bir başkası Arapça konuşan arkadaşlarıyla iletişim kurabilir.

Bilgi aynı olabilir fakat bilginin toplumsal anlamı farklılaşabilir.

# Sarf İlmi Bize Dil Hakkında Ne Öğretiyor?

Sarf üzerine düşünürken aslında daha genel bir soruyla karşılaşıyoruz: İnsanlar neden kelimeleri farklı biçimlerde kuruyor?

Her dil dünyayı aynı şekilde paketlemiyor. Bazı diller eklemeli yapılarıyla, bazıları kök ve kalıp sistemleriyle, bazıları kelime sırası ve yardımcı unsurlarla anlam ilişkileri kuruyor.

Arapça sarf sistemi bu açıdan son derece öğretici bir örnek.

Kök ve kalıp arasındaki ilişki, tek bir temel anlam çevresinde çok sayıda kelimenin nasıl örgütlenebildiğini gösteriyor. Modern araştırmalar da bu yapının Arapça kelime hazinesinin örgütlenmesinde önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Bu noktada okuyucuya şu soruları sormak isterim:

Bir dili öğrenmek, o dilin kelimelerini öğrenmek midir, yoksa o dilin dünyayı anlamlandırma biçimini de öğrenmek midir?

Sarf öğrenirken yalnızca sınavda başarılı olmak mı hedeflenmeli, yoksa kelimeler arasındaki kültürel ve tarihsel bağlar da araştırılmalı mı?

Arapçayı ana dili olarak konuşan biriyle yabancı dil olarak öğrenen birinin sarfa bakışı neden farklılaşabilir?

Bir dilin yapısını başka bir dilin gramer kalıplarıyla açıklamaya çalışmak ne kadar sağlıklıdır?

Bence bu soruların tek bir cevabı yok. Zaten sarfı ilginç hâle getiren şeylerden biri de bu.

# Sonuç: Sarf, Kelimelerin Değişiminden Daha Fazlasıdır

Sarf ilmi en kısa ifadeyle Arapça kelimelerin yapılarını, çekimlerini ve türeyiş biçimlerini inceleyen dilbilgisi alanıdır. Fakat tarihsel ve kültürel açıdan bakıldığında bundan çok daha geniş bir anlam kazanır.

Arap dilinin klasik ilim geleneğinde sarf, metinleri doğru anlamanın ve dili sistematik biçimde öğrenmenin temel araçlarından biri olmuştur. Osmanlı medreselerinde kendine özgü kitaplar ve öğretim sıralarıyla kurumsallaşmış, modern dönemde ise Arapça morfolojisinin bilimsel araştırmalarla incelenen önemli bir alanı hâline gelmiştir.

Arapçanın kök-kalıp sistemi, İbranice gibi diğer Sami dilleriyle karşılaştırıldığında daha geniş bir dil ailesi perspektifi kazanmamıza da yardımcı olur. Modern dilbilim ise sarfın meselelerini “morfoloji” başlığı altında dünya dilleriyle karşılaştırarak farklı bir pencere açar.

Kültürel açıdan benim vardığım sonuç şu: Sarfı yalnızca ezberlenecek kalıplardan ibaret görmek, onun en ilginç tarafını kaçırmak demektir. Çünkü bir kelimenin nasıl değiştiğini anlamaya başladığınızda, aslında kelimelerin birbirleriyle nasıl akraba olduğunu görmeye başlarsınız.

Belki de sarf öğrenmenin en güzel tarafı budur. Başlangıçta karışık görünen onlarca kalıp, zamanla birbirine bağlanan bir sistem hâline gelir.

Ve insan ister istemez şunu düşünür:

Bir kelimenin yapısını çözdüğümüzde gerçekten yalnızca kelimeyi mi öğrenmiş oluruz, yoksa o kelimenin içinde taşıdığı tarih, kültür ve düşünce biçimine de biraz yaklaşmış mı oluruz?

# Kaynaklar ve Başvuru Noktaları

- Hulusi Kılıç, “Sarf”, TDV İslâm Ansiklopedisi. Arapça gramerinin kelime yapısıyla ilgili dalı ve sarfın tarihsel gelişimi hakkında temel başvuru kaynağı.

- İsmail Durmuş, “el-Emsile”, TDV İslâm Ansiklopedisi. Osmanlı medrese geleneğinde sarf öğretiminin başlangıç kaynaklarından biri hakkında bilgi verir.

- TDV İslâm Ansiklopedisi, “et-Tasrîf”. Sarfın bağımsız bir disiplin hâline gelmesinde Ebû Osman el-Mâzinî'nin rolünü açıklar.

- Karin C. Ryding, Arabic: A Linguistic Introduction, Cambridge University Press. Arapçanın kök-kalıp sistemi ve kelime türetme yapısını modern dilbilim açısından ele alır.

- Janet C. E. Watson, “Arabic Morphology”, The Cambridge Handbook of Arabic Linguistics. Standart Arapça ile çeşitli Arap lehçelerinin morfolojik özelliklerini karşılaştırmalı biçimde inceler.

- Cambridge University Press'te yayımlanan Arapça morfoloji araştırmaları, kök ve kalıp sisteminin Arapça kelime hazinesinin örgütlenmesindeki rolünü ayrıntılı biçimde ele almaktadır.
 
Üst