Ruslar Osmanlı donanmasını ne zaman yaktı ?

Mert

Yeni Üye
Ruslar Osmanlı Donanmasını Ne Zaman Yaktı? Çeşme Baskını’nın Bilimsel Bir İncelemesi

Tarih araştırmalarında bazı olaylar tek bir cümleyle anlatıldığında oldukça basit görünür. “Ruslar Osmanlı donanmasını Çeşme’de yaktı” ifadesi de bunlardan biri. Fakat konuya biraz daha yakından baktığımızda bunun yalnızca gemilerin yakıldığı bir gece olmadığını; 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı’nın, Akdeniz’deki güç mücadelesinin, deniz teknolojisinin, komuta kararlarının ve insan kayıplarının kesiştiği karmaşık bir olay olduğunu görüyoruz.

Bu nedenle Çeşme Vak‘ası’nı araştırırken yalnızca “hangi tarihte yakıldı?” sorusuna değil, “Osmanlı donanması neden Çeşme Limanı’na çekildi?”, “Ruslar yangını nasıl çıkardı?”, “ateş gemileri neden bu kadar etkili oldu?” ve “bu yenilginin Osmanlı denizciliği üzerindeki etkisi neydi?” sorularına da bakmak gerekiyor.

Bilimsel açıdan sağlıklı bir inceleme için Osmanlı arşiv belgeleri, dönemin anlatıları, denizcilik tarihine ilişkin araştırmalar ve modern akademik çalışmalar birlikte değerlendirilmelidir. Nitekim Ali Karahan’ın hakemli çalışması, Çeşme’de Osmanlı donanmasının gemilerinin “tamamına yakınını” kaybettiğini ve olayın ardından kalyon inşası konusunda yeni faaliyetlerin başladığını ortaya koymaktadır. Çalışmanın kaynakçasında Osmanlı Arşivi’ndeki maliye, tersane ve bahriye defterlerinin kullanılmış olması, olayın yalnızca kroniklerden değil, maddi ve idari belgelerden de araştırılabileceğini gösteriyor. DergiPark+1

Çeşme Baskını hangi tarihte gerçekleşti?

Sorunun en kısa cevabı şudur: Osmanlı donanmasının Çeşme Limanı’nda yakılması 7 Temmuz 1770 tarihinde gerçekleşti.

Ancak olayın başlangıcını tek bir güne indirgemek doğru değildir. Çeşme Deniz Muharebesi 5-7 Temmuz 1770 arasında gerçekleşen çatışmalar zincirinin son aşamasıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi, Çeşme Vak‘ası’nı 1770 yılında Rus donanmasının Çeşme Limanı önlerinde Osmanlı donanmasını yakması olarak tanımlar. TDV İslâm Ansiklopedisi

5 Temmuz’da Sakız Boğazı civarında Osmanlı ve Rus filoları arasında deniz muharebesi yaşandı. Çatışmanın ardından Osmanlı donanması Çeşme Limanı’na çekildi. Burada gemilerin birbirine yakın şekilde demirlemesi, sonraki Rus saldırısının etkisini olağanüstü artırdı.

6 Temmuz’u 7 Temmuz’a bağlayan gece ise savaşın en kritik aşaması meydana geldi. Ruslar ateş gemilerini kullanarak Osmanlı filosunun üzerine saldırdı. Yangın gemiden gemiye yayıldı ve Osmanlı filosunun büyük bölümü yok oldu. Bu nedenle tarihî olayın “Rusların Osmanlı donanmasını yaktığı tarih” olarak 7 Temmuz 1770 öne çıkar. Isamveri+1

Osmanlı ve Rus donanmalarının kuvvetleri nasıldı?

Çeşme olayını yalnızca “Ruslar daha güçlüydü” şeklinde açıklamak yanıltıcı olur. Çünkü mevcut veriler, gemi sayısı açısından Osmanlıların başlangıçta önemli bir kuvvete sahip olduğunu göstermektedir.

İdris Bostan’ın Osmanlı deniz tarihi üzerine çalışmasında verilen rakamlara göre Rus filosunda dokuz kalyon, dört fırkateyn ve beş başka gemi bulunurken Osmanlı donanmasında on altı kalyon, altı fırkateyn ve başka yardımcı gemiler bulunuyordu. Isamveri

Bu karşılaştırma önemli bir noktaya işaret ediyor: Çeşme’deki sonuç yalnızca gemi sayısıyla açıklanamaz.

Osmanlı donanmasının önemli bir bölümü limanda oldukça sıkışık biçimde demirlemişti. Böyle bir durumda tek bir gemide başlayan yangının diğer gemilere sıçrama ihtimali çok yüksekti. Yani savaş alanının fiziksel koşulları, gemilerin konumu ve kullanılan taktik, toplam gemi sayısından daha belirleyici hale gelmişti.

Üstelik kalyonlar büyük miktarda barut ve mühimmat taşıyan ahşap yapılardı. Bir gemide başlayan yangın yalnızca ahşap gövdeyi değil, cephaneliği de tehdit ediyordu. Dolayısıyla Çeşme’de meydana gelen şey klasik anlamda gemilerin tek tek top ateşiyle batırılmasından farklıydı.

Ruslar Osmanlı gemilerini nasıl yaktı?

Burada en önemli kavram ateş gemisidir.

Ateş gemisi, yanıcı maddelerle donatılarak düşman gemilerine yönlendirilen ve hedefte yangın çıkarması amaçlanan gemiydi. Bu teknik deniz savaşlarında yeni değildi. Ancak Çeşme’deki koşullar, ateş gemilerinin olağanüstü yıkıcı olmasına imkân verdi.

Rus filosu önce Osmanlı gemilerini topçu ateşi altında tuttu. Ardından ateş gemileri Osmanlı donanmasının bulunduğu alana gönderildi. Dönemin savaş teknolojisi düşünüldüğünde burada iki unsur birleşiyordu: yoğun şekilde demirlemiş ahşap gemiler ve yanıcı maddelerle hazırlanmış saldırı gemileri.

Modern tarih araştırmaları da bu mekanizmayı doğrulamaktadır. Ahmet Üstüner’in History Studies dergisinde yayımlanan “1770 Çeşme Vakasında Batıklar Meselesi” adlı araştırması, olayın ardından deniz tabanında kalan gemi kalıntıları ve batıklar üzerinden Çeşme felaketinin maddi izlerini incelemektedir. Çalışma 2019 yılında yayımlanmış ve 1875-1902 sayfaları arasında yer almıştır. İSAM Makaleler

Dolayısıyla Çeşme yalnızca anlatısal tarih açısından değil, deniz arkeolojisi açısından da incelenebilecek bir olaydır.

Asıl belirleyici unsur teknoloji miydi, komuta hatası mı?

Burada tarihçilerin üzerinde durduğu temel meselelerden biri stratejik kararlardır.

Osmanlı filosunun Çeşme Limanı’na çekilmesi, güvenli bir sığınma hareketi olarak düşünülebilir. Açık denizde savaşmaya devam etmek yerine limanın doğal korumasından yararlanmak ilk bakışta mantıklı görünmektedir. Fakat limanda gemilerin birbirine çok yakın biçimde demirlemesi, Rusların ateş gemisi taktiğini uygulaması açısından büyük bir risk yarattı.

İdris Bostan'ın denizcilik tarihine ilişkin değerlendirmesinde, Osmanlı donanmasının Çeşme Limanı'nda bir arada demirlemesinin Rus saldırısının etkisini artırdığı belirtilmektedir. Isamveri

Burada “hata” kavramını kullanırken dikkatli olmak gerekir. Tarihçinin bugünden geriye bakarak bir kararın yanlış olduğunu söylemesi kolaydır. Fakat komutanların kararlarını kendi dönemlerinin bilgi koşulları içinde değerlendirmek gerekir.

Örneğin bir liman, açık denizdeki topçu çatışmasına kıyasla daha güvenli görülebilir. Ancak düşmanın ateş gemisi kullanabileceği ihtimali yeterince hesaba katılmadıysa, güvenli olduğu düşünülen liman tam tersine ölümcül bir tuzağa dönüşebilir.

Bu nedenle Çeşme örneği askeri tarih açısından “yanlış karar”dan daha geniş bir kavramı gösterir: risk yönetimi.

Çeşme’de Osmanlı donanmasının tamamı mı yok edildi?

Popüler anlatılarda bazen “Osmanlı donanmasının tamamı yakıldı” denir. Akademik kaynaklarda ise daha dikkatli ifadeler kullanılır.

Ali Karahan'ın hakemli araştırmasına göre Osmanlı Devleti, 1768-1774 savaşı sırasında Çeşme’de kalyonlar başta olmak üzere diğer gemilerinin tamamına yakınını kaybetti. DergiPark+1

Bu ayrım önemlidir.

Çünkü tarih araştırmasında “tamamı” ile “tamamına yakını” arasında ciddi fark vardır. Bazı gemilerin kurtulması, ele geçirilmesi veya yangından çıkarılması mümkündü. Dolayısıyla bilimsel bir metinde “Osmanlı donanmasının tamamı yok edildi” yerine “donanmanın büyük bölümü veya tamamına yakını imha edildi” demek daha güvenlidir.

Araştırmacı ayrıca Osmanlı donanmasındaki kalyonların önemli savaş gemileri olduğunu ve bazı büyük kalyonlarda 60-110 arasında top bulunabildiğini belirtmektedir. DergiPark

Bu rakamlar bize kaybın yalnızca gemi sayısından ibaret olmadığını gösterir. Her bir gemi; top, mühimmat, denizci, asker, subay ve uzun süreli tersane emeğinin birleşimiydi.

İnsan kayıplarını yalnızca askerî istatistik olarak görmek yeterli mi?

Çeşme'nin sosyal boyutu burada ortaya çıkar.

Bir savaş gemisinin yanması istatistiksel olarak “bir gemi kaybı” şeklinde kaydedilebilir. Fakat geminin içinde yüzlerce insan bulunabiliyordu. Yangın sırasında bazı mürettebatın denize atlayarak kurtulmaya çalışması, bazılarının küçük teknelerle kıyıya ulaşmaya çalışması, bazı kişilerin ise patlamalar nedeniyle hayatını kaybetmesi savaşın insani boyutunu ortaya koyar.

Bu noktada kadınların sosyal etkiler ve empati üzerinden, erkeklerin ise veri ve askerî analiz üzerinden bakacağı şeklindeki katı cinsiyet ayrımlarını tarihsel bir gerçek olarak kabul etmek doğru olmaz. İnsanların olaylara yaklaşımı cinsiyetten çok eğitim, meslek, yaş, deneyim ve kişisel ilgi alanlarıyla değişebilir.

Bu nedenle daha sağlıklı yöntem, veri odaklı askerî analiz ile insan merkezli sosyal tarihi karşı karşıya koymak yerine birleştirmektir.

Bir araştırmacı gemi kayıplarını, mürettebat sayılarını ve top kapasitelerini inceleyebilir. Başka bir araştırmacı ise felaketin aileler, tersane işçileri, liman çevresindeki topluluklar ve devlet yönetimi üzerindeki etkisini araştırabilir. İki yaklaşım birbirinin alternatifi değildir.

Tam tersine, Çeşme'nin tarihsel anlamını ortaya çıkarmak için ikisine de ihtiyaç vardır.

Çeşme yenilgisi Osmanlı donanmasını nasıl etkiledi?

Çeşme'nin uzun vadeli önemi belki de burada yatıyor.

1770 felaketinden sonra Osmanlı yönetimi donanmanın yeniden inşası ve modernizasyonu konusunda çeşitli adımlar attı. Şenay Kocakaplan'ın 2024 tarihli hakemli araştırması, Çeşme Vak‘ası sonrasında Osmanlı donanmasının “neredeyse tamamen yok edildiğini” ve bunun ardından daha güçlü bir donanma oluşturmak amacıyla tersanelerde modernizasyon çalışmalarına başlandığını ortaya koyuyor. DergiPark+1

Bu süreçte fırkateynlerin inşası da önem kazandı. Kalyondan daha küçük olan fırkateynler gözetleme, kıyı savunması ve lojistik gibi görevlerde kullanılıyordu. DergiPark

Ali Karahan'ın çalışması ise 1770-1789 arasında kalyon inşasının gelişimini özellikle inceliyor. Araştırmanın Osmanlı Arşivi'ndeki tersane ve maliye belgelerine dayanması, Çeşme sonrasındaki dönüşümün yalnızca “donanma yeniden kuruldu” şeklindeki genel bir anlatıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. DergiPark

Başka bir ifadeyle Çeşme, Osmanlı denizcilik tarihinde yalnızca bir yenilgi değil, yeniden yapılanma sürecinin başlangıç noktalarından biri haline geldi.

Çeşme'nin Akdeniz'deki güç dengesi açısından önemi

1770'teki olayın uluslararası boyutu da oldukça önemlidir.

Rus filosunun Baltık Denizi'nden hareket ederek Akdeniz'e ulaşması başlı başına dikkat çekici bir stratejik gelişmeydi. Rusya'nın Akdeniz'de sürekli bir deniz gücü bulundurması, Osmanlı Devleti'nin alışık olduğu güç dengelerini değiştirdi.

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Rus donanması 1770 başlarında Mora çevresinde faaliyet göstermeye başlamış, Rus komutanları ve İngiliz deniz subaylarının desteğiyle Akdeniz'deki operasyonlarını sürdürmüştü. TDV İslâm Ansiklopedisi

2025 yılında yayımlanan Hüseyin Yılmaz'ın Rusya Araştırmaları Dergisi'ndeki araştırması da Çeşme'nin Rusya'nın denizlerdeki girişimi açısından önemini vurguluyor ve 1770 operasyonunun daha sonraki yıllarda Osmanlı donanmasını imha etmeye yönelik Rus düşüncesinde bir örnek haline geldiğini ortaya koyuyor. DergiPark+1

Bu açıdan Çeşme'yi yalnızca Osmanlı-Rus ilişkileri içinde değil, 18. yüzyılın genişleyen Rus deniz stratejisi içinde değerlendirmek gerekir.

Araştırma yöntemi: Çeşme Vak‘ası nasıl incelenmeli?

Bilimsel bir forum tartışmasında en önemli konulardan biri kaynak seçimidir. Çeşme'yi araştırırken tek bir tarih kitabına veya internet sitesine dayanmak yeterli değildir.

Daha güvenilir bir yöntem şu dört aşamalı karşılaştırmayı içerir:

1. Birincil kaynaklar: Osmanlı Arşivi'ndeki bahriye, tersane ve maliye kayıtları incelenebilir. Karahan'ın araştırması bu yöntemin uygulanabileceğine dair somut bir örnektir. DergiPark

2. Dönem anlatıları: Osmanlı ve Rus taraflarının olay hakkındaki kayıtları karşılaştırılmalıdır. Böylece tarafların olayları nasıl yorumladıkları görülebilir.

3. Hakemli akademik çalışmalar: Modern tarihçilerin farklı belgeleri karşılaştırarak ulaştıkları sonuçlar değerlendirilmelidir. 2019 tarihli Karahan ve Üstüner çalışmaları bu açıdan yararlıdır. DergiPark+1

4. Maddi kanıtlar: Batıklar ve deniz arkeolojisi, yazılı belgelerin sunduğu bilgileri sınamak açısından önemlidir. Üstüner'in Çeşme batıkları üzerine araştırması bu yönteme doğrudan örnektir. İSAM Makaleler

Bu yöntem bize önemli bir tarihçilik ilkesi de öğretir: Bir olayın nasıl gerçekleştiğini anlamak için yalnızca “ne yazılmış?” sorusunu değil, “hangi belge ne zaman üretildi, kim tarafından üretildi ve hangi amaçla kaydedildi?” sorularını da sormak gerekir.

Çeşme hakkında hâlâ hangi sorular tartışılabilir?

Çeşme Vak‘ası hakkında temel tarih oldukça nettir: 5-7 Temmuz 1770'te Çeşme çevresinde gerçekleşen çatışmaların sonunda, 7 Temmuz'a bağlanan gece Rus ateş gemileri Osmanlı filosuna saldırmış ve Osmanlı donanmasının büyük bölümünün yanmasına yol açmıştır. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Fakat ayrıntılar hâlâ araştırmaya açıktır.

Örneğin:

- Osmanlı donanmasının Çeşme Limanı'na çekilmesinde hangi komutanın hangi kararı ne ölçüde etkiliydi?

- Gemilerin demirleme düzeni tam olarak nasıldı?

- Rus ateş gemilerinin saldırısında hangi gemi ilk olarak yandı?

- Yangının gemiler arasında yayılma mekanizması nasıldı?

- Osmanlı kayıpları için farklı kaynaklarda neden farklı rakamlar verilmektedir?

- Çeşme sonrasında tersanelerde gerçekleştirilen gemi inşa faaliyetleri ne kadar hızlı sonuç verdi?

- Osmanlı denizcilik teknolojisi Çeşme öncesinde gerçekten ne ölçüde gerideydi?

- Yoksa temel sorun teknoloji kadar komuta, eğitim, lojistik ve operasyonel planlama mıydı?

Bu soruların her biri farklı arşiv belgeleri ve yöntemler gerektiriyor.

Sonuç: “Ruslar Osmanlı donanmasını ne zaman yaktı?” sorusunun ötesinde

Rusların Osmanlı donanmasını yaktığı olay Çeşme Vak‘ası'dır ve en kritik imha aşaması 7 Temmuz 1770'te gerçekleşmiştir. Olay, 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nın deniz cephesinde meydana gelmiş ve Rusların ateş gemileri kullanması sonucunda Osmanlı filosunun büyük bölümü yok edilmiştir. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Ancak Çeşme'yi yalnızca “Ruslar Osmanlı donanmasını yaktı” cümlesiyle açıklamak tarihsel süreci fazlasıyla basitleştirir. Donanmanın limana çekilmesi, gemilerin konumu, ateş gemisi taktiği, topçu ateşi, komuta kararları, insan kayıpları, tersane kapasitesi ve savaş sonrasında başlatılan denizcilik reformları birlikte incelenmelidir.

Çeşme'nin belki de en önemli tarihsel dersi burada ortaya çıkıyor: Bir donanmanın gücü yalnızca sahip olduğu gemi sayısıyla ölçülemez. Gemilerin teknolojisi, personelin eğitimi, komuta yapısı, lojistik imkânlar, istihbarat, liman güvenliği ve savaş doktrini aynı sistemin parçalarıdır.

Bu nedenle Çeşme'yi yalnızca bir “deniz savaşı” değil, 18. yüzyıl devletlerinin askerî kapasite, teknoloji ve insan kaynaklarını nasıl yönettiklerini gösteren büyük bir tarih laboratuvarı olarak okumak daha verimli olabilir.

Asıl tartışma belki de şu soruda düğümleniyor: Çeşme'de Osmanlı donanmasını yok eden temel unsur Rusların ateş gemisi taktiği miydi, yoksa bu taktiğin etkili olmasına izin veren Osmanlı donanmasının savaş ve demirleme düzeni miydi? Bu sorunun cevabı, yalnızca 1770'i değil, Osmanlı denizciliğinin sonraki yıllardaki dönüşümünü anlamak açısından da önem taşıyor.

Temel akademik kaynaklar: Ali Karahan, “Çeşme Vak‘ası Sonrası Osmanlı Donanmasında Kalyonlar (1770-1789)”, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, 17/26 (2019), 111-130; Ahmet Üstüner, “1770 Çeşme Vakasında Batıklar Meselesi”, History Studies, XI/6 (2019), 1875-1902; Şenay Kocakaplan, “III. Selim Dönemi Fırkateyn İnşa Faaliyetleri”, Istranca Tarih Araştırmaları Dergisi, 2/1 (2024); Hüseyin Yılmaz, “Rusya’nın Osmanlı Donanmasını İmha Düşüncesi ve Sir William Eton’ın 1788 Tarihli Planı”, Rusya Araştırmaları Dergisi, 14 (2025); M. Münir Aktepe, “Çeşme Vak‘ası”, TDV İslâm Ansiklopedisi. TDV İslâm Ansiklopedisi+4DergiPark+4İSAM Makaleler+4
 
Üst