Baris
Yeni Üye
Ortaköy Camii’ni Kim Yaptırdı? Arşiv Belgeleri, Mimarlık Tartışmaları ve Sultan Abdülmecid’in Rolü
Ortaköy Camii’ni Kim Yaptırdı? Soruyu Doğru Kurmak
İstanbul’da Boğaz kıyısında Ortaköy Meydanı’na geldiğimde, bu yapıyla ilgili en basit görünen sorulardan birinin aslında ne kadar karmaşık olduğunu düşünmek mümkün: “Ortaköy Camii’ni kim yaptırdı?” İlk bakışta cevap çok kolaydır: Sultan Abdülmecid. Fakat tarih, sanat tarihi ve mimarlık açısından mesele biraz daha derindir. Çünkü “yaptıran”, “mimar”, “kalfa/müteahhit” ve “inşaatı denetleyen devlet kurumu” aynı kişi veya kurum değildir.
Bugünkü adıyla Ortaköy Camii, tarihî adıyla Büyük Mecidiye Camii, Sultan Abdülmecid’in emriyle 19. yüzyılın ortalarında inşa edilmiştir. Caminin kitâbesi de yapının Abdülmecid tarafından yaptırıldığını göstermektedir. TDV İslâm Ansiklopedisi, yapının 1270/1854 tarihli kitâbesine dayanarak caminin Sultan Abdülmecid tarafından inşa ettirildiğini ve mimarının Nikogos Balyan olduğunu belirtir.
Ancak burada araştırmacının durması gerekir. Çünkü 2016’da Selman Can ve Zeynep Tunç tarafından yayımlanan hakemli araştırma, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki keşif defterlerini kullanarak mimarlık meselesinin daha farklı değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Makalenin temel önemi, daha önceki genel kabullerin yerine doğrudan arşiv belgelerini koymasıdır.
Araştırma Yöntemi: Kitâbe, Arşiv ve Mimari Veriler Nasıl Karşılaştırılmalı?
Bu konuyu bilimsel biçimde ele alırken tek bir kaynağa güvenmek yerine farklı kanıt türlerini karşılaştırmak gerekir. Birinci veri grubu yapının üzerindeki kitâbe ve dönemin resmî kayıtlarıdır. İkinci grup Osmanlı Arşivi'ndeki keşif defterleri, iradeler ve mali kayıtlardır. Üçüncü grup ise yapının planı, cephe düzeni, süslemeleri ve mimari organizasyonudur.
Can ve Tunç’un araştırması özellikle önemlidir; çünkü araştırmacılar 1848’de hazırlanan iki keşif defterini incelemiştir. Bu belgelerde yalnızca yapı bölümleri değil, tahmini maliyetler, görev dağılımları ve inşaat sürecine ilişkin bilgiler de bulunmaktadır. Araştırmacıların kendi ifadeleriyle bu defterler, “yapının en önemli sorunlarından birini oluşturan mimarı meselesini” aydınlatmaktadır.
Bu yöntem bize tarih araştırmasında önemli bir ilke öğretir: Yaygın olarak tekrarlanan bilgi ile birincil arşiv belgesinin aynı ağırlıkta olduğu varsayılmamalıdır. Bir bilgi onlarca kitapta tekrar edilebilir; fakat araştırmacı, o bilginin ilk defa hangi belgeye dayanarak ortaya çıktığını da sormalıdır.
Bu nedenle “Ortaköy Camii’nin mimarı kimdir?” sorusu ile “Ortaköy Camii’ni kim yaptırdı?” sorusunu birbirinden ayırmak gerekir.
Kesin Olan Kısım: Sultan Abdülmecid Yapının Banisidir
“Yaptıran” ifadesinden Osmanlı padişahını, yani yapının banisini kastediyorsak cevap Sultan Abdülmecid’dir.
Büyük Mecidiye Camii zaten adını Sultan Abdülmecid’den almaktadır. Yapının inşası 1848’de kararlaştırılmış, çalışmalar birkaç yıl sürmüş ve 1854 sonunda tamamlanmıştır. Can ve Tunç’un arşiv belgelerine dayalı çalışmasına göre yapı 26 Aralık 1854’te tamamlanmış, 29 Aralık 1854 Cuma günü Sultan Abdülmecid’in katıldığı cuma selamlığıyla ibadete açılmıştır.
Dolayısıyla “Camiyi kim yaptırdı?” sorusuna tarihsel olarak verilecek temel cevap:
Sultan Abdülmecid.
Fakat bu cevap, yapının tasarımını yapan kişinin kesin biçimde Abdülmecid olduğu anlamına gelmez. Padişah, Osmanlı devlet sistemi içerisinde büyük yapıların yaptırılmasını emreden ve finansmanını sağlayan siyasi otoritedir. Projelendirme, keşif, teknik denetim ve inşaatın fiilen yürütülmesi ise farklı görevliler tarafından gerçekleştirilmiştir.
Nigoğos Balyan Gerçekten Ortaköy Camii’nin Mimarı mıydı?
Ortaköy Camii denildiğinde en sık karşılaşılan mimar adı Nigoğos Balyan’dır. TDV İslâm Ansiklopedisi doğrudan “Mimarı Nikogos Balyan olan cami” ifadesini kullanmaktadır.
Benzer biçimde 2019’da Eda Akyıldız ve Berrin Alper tarafından yayımlanan hakemli araştırma da Büyük Mecidiye Camii’nin çoğu kaynakta Nigoğos Balyan’a atfedildiğini, fakat buna karşıt görüşlerin bulunduğunu belirtmektedir. Araştırmacılar yapının cephe biçimlenmesini ve süsleme elemanlarını inceleyerek caminin 19. yüzyıl Osmanlı mimarisindeki yerini değerlendirmiştir.
Burada bilimsel açıdan ilginç olan nokta, “Nigoğos Balyan” adının bütünüyle yanlış olduğunu söylemekten ziyade, bu atfın hangi kanıta dayandığını sorgulamaktır.
Çünkü Can ve Tunç’un arşiv çalışması farklı bir sonuç ileri sürmektedir. Araştırmacılar, keşif defterlerinde bulunan mühürlerden hareketle Seyyid Abdülhalim Efendi’nin yapının mimarı olduğunu savunmaktadır. Makalede Abdülhalim Efendi’nin aynı dönemde birçok önemli devlet yapısında görev yaptığı ve Ortaköy Camii için hazırlanan keşif defterlerinde onun mühürlerinin bulunduğu belirtilmektedir.
Bu durum, sanat tarihi açısından önemli bir metodolojik tartışma yaratır: Bir yapının mimarını belirlemek için stil benzerliği mi, sonraki yayınlardaki atıflar mı, yoksa inşaat sırasında düzenlenmiş resmî belgeler mi daha güçlü kanıt kabul edilmelidir?
Bilimsel araştırmanın cevabı genellikle şudur: Birincil belgeler varsa bunlar özel ağırlık taşır; ancak farklı belgelerin bağlamı da ayrıca değerlendirilmelidir.
Keşif Defterleri Ne Söylüyor?
1848 yılında hazırlanan keşif defterleri, Ortaköy Camii araştırmasının en önemli belgeleri arasındadır. İlk keşifte yapının tek minareli olarak planlandığı, ancak daha sonra Sultan Abdülmecid’in yapının karşı kıyıdaki Beylerbeyi Camii gibi çift minareli olmasını istediği aktarılmaktadır. Ayrıca çevredeki bazı dükkânların satın alınarak yapı alanının düzenlenmesine karar verilmiştir.
İlk keşifte toplam inşaat maliyetinin 3.885 kese 314 kuruş olarak hesaplandığı ve masrafların Evkaf-ı Hümâyun Hazinesi tarafından karşılanmasının planlandığı belirtilmektedir. Bu rakam, yalnızca mimari bir ayrıntı değildir; Osmanlı devletinin bu yapıyı nasıl bir kurumsal organizasyon içerisinde gerçekleştirdiğini anlamamıza yardımcı olur.
Aynı belgeler, inşaat işinin yalnızca “mimar” üzerinden yürütülmediğini de gösterir. İlk aşamada Artin Kalfa inşaatın kalfalık/müteahhitlik görevini üstlenmiştir. Daha sonra Artin Kalfa görevden ayrılınca işin sorumluluğu Hacı İstefan Kalfa’ya verilmiştir.
Burada “mimar” ile “kalfa/müteahhit” arasındaki fark özellikle önemlidir. Bir yapının tasarım ve mimari sorumluluğu ile şantiyedeki uygulama, işçilik, malzeme ve yüklenicilik aynı görev değildir.
Dolayısıyla Ortaköy Camii’nin ortaya çıkışını tek bir kişinin eseri olarak düşünmek, 19. yüzyıl Osmanlı yapı üretiminin kurumsal yapısını fazlasıyla basitleştirir.
Ortaköy Camii Neden Bu Kadar Farklı Görünüyor?
Caminin mimari karakteri de tartışmayı anlamak açısından önemlidir. Ana ibadet mekânı yaklaşık 12,25 metre kenarlı kare bir plan üzerine kuruludur ve pandantiflerle geçişi sağlanan kubbe ile örtülüdür. Bunun kuzeyinde hünkâr kasrı bulunur. TDV İslâm Ansiklopedisi, harim ve hünkâr kasrının birlikte oluşturduğu kompozisyonun büyük ölçüde simetrik olduğunu belirtmektedir.
Akyıldız ve Alper’in 2019 tarihli çalışması ise yapının cephelerinde Avrupa kökenli olarak tanımlanan mimari unsurların seçmeci biçimde kullanıldığını vurgular. Buradaki önemli kavram “taklit” değil, seçerek yeniden yorumlamadır.
Bu nedenle Ortaköy Camii'ni yalnızca “Batı tarzı bir Osmanlı camisi” şeklinde tanımlamak yeterli değildir. Yapı, Osmanlı klasik cami geleneğinin bazı temel unsurlarını 19. yüzyılın yeni saray mimarisi, süsleme anlayışı ve Boğaziçi'ndeki imparatorluk mekânlarıyla bir araya getirir.
Bu açıdan Dolmabahçe çevresindeki mimari dönüşümle birlikte düşünmek daha açıklayıcıdır. Ortaköy Camii, sadece ibadet edilen bir yapı değil, Sultan Abdülmecid döneminin Boğaziçi'ndeki temsil mekânlarından biridir.
Erkeklerin ve Kadınların Bakış Açıları Nasıl Dengelenebilir?
Bu konuya toplumsal açıdan yaklaşırken “erkekler analitiktir, kadınlar empatiktir” gibi biyolojik ve değişmez bir genelleme yapmak bilimsel açıdan savunulabilir değildir. İnsanların tarihî yapılara yaklaşımını cinsiyetten çok eğitim, meslek, kültürel çevre, kişisel deneyim ve araştırma soruları belirleyebilir.
Buna rağmen farklı bakış açılarını tartışmaya açmak yararlı olabilir. Örneğin veri odaklı bir yaklaşım; 3.885 kese 314 kuruşluk keşif bedelini, 1848’deki ilk planı, 1854’teki tamamlanma tarihini ve görev değişikliklerini inceleyerek “Bu yapı hangi idari ve ekonomik mekanizma içinde üretildi?” diye sorabilir.
Sosyal etkilere odaklanan başka bir yaklaşım ise “Bu cami Boğaziçi kıyısında yaşayan insanlar için ne ifade ediyordu?”, “Padişahın cuma selamlığına katılması kamusal görünürlüğü nasıl etkiliyordu?” veya “Saray mimarisinin gündelik hayatla ilişkisi nasıldı?” sorularını öne çıkarabilir.
Bu iki yaklaşım birbirinin karşıtı olmak zorunda değildir. Tam tersine, yapı tarihini yalnızca rakamlara indirgememek kadar yalnızca kişisel izlenimlere indirgememek de önemlidir.
Örneğin bir araştırmacı maliyetleri incelerken başka bir araştırmacı işçilerin, kalfaların, mahalle sakinlerinin veya ibadet edenlerin deneyimlerine yoğunlaşabilir. Böylece yapı hem maddi hem de toplumsal bir tarih nesnesi olarak ele alınabilir.
Yapının Dayanıklılığı da Tarihsel Bir Veri Sağlıyor
Ortaköy Camii'nin bugünkü görüntüsü tamamen 1854'teki haliyle aynı değildir. Yapı sonraki dönemlerde çeşitli onarımlar geçirmiştir. Yapının deniz kıyısındaki konumu, zemin özellikleri ve statik hassasiyeti zaman içinde önemli sorunlara yol açmıştır.
Mimari ve deprem mühendisliği literatüründe yapılan çalışmalar, caminin zaman içinde birden fazla müdahale gördüğünü belirtmektedir. Yapının zemininin denize doğru uzanan bir platform üzerinde bulunması ve yapısal sisteminin belirli özellikleri, sonraki restorasyonların nedenlerini anlamak açısından önemlidir.
Bu durum da “Ortaköy Camii'ni kim yaptı?” sorusunu başka bir boyuta taşır. Çünkü tarihi yapıların gerçek yaşamı, yalnızca ilk inşa tarihiyle bitmez. 1894 depremi, sonraki onarımlar, 20. yüzyıldaki restorasyonlar ve 1984 yangını yapının maddi tarihinin parçalarıdır. Dolayısıyla bugün gördüğümüz yapı, 19. yüzyıldaki tasarım ile sonraki koruma ve restorasyon kararlarının birleşimidir.
Sonuç: “Kim Yaptırdı?” Sorusunun Bilimsel Cevabı
Bütün kaynaklar birlikte değerlendirildiğinde şu ayrımı yapmak en sağlıklı sonuçtur:
Ortaköy Camii, Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. Bu konuda yapının adı, kitâbesi ve tarihsel kayıtlar güçlü bir dayanak oluşturmaktadır.
Ancak “mimarı kimdir?” sorusuna aynı kesinlikle tek bir isim vermek daha tartışmalıdır. Geleneksel ve yaygın literatürde Nigoğos Balyan adı öne çıkarken, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki keşif defterlerini inceleyen Selman Can ve Zeynep Tunç, Seyyid Abdülhalim Efendi’yi mimari sorumluluk açısından öne çıkarmaktadır. İnşaatın fiilî uygulama ve yüklenicilik aşamalarında ise Artin Kalfa ve daha sonra Hacı İstefan Kalfa görev almıştır.
Dolayısıyla “Ortaköy Camii’ni Nigoğos Balyan yaptı” cümlesi, literatürde yaygın olan bir atfı yansıtır; fakat arşiv araştırmaları bu konunun sanıldığından daha karmaşık olduğunu göstermektedir.
Bence araştırmaya değer asıl soru da tam burada başlıyor: Bir tarihi eseri tek bir “dahi mimarın” eseri olarak anlatmak yerine, padişahın iradesini, devlet kurumlarını, mimarı, kalfaları, mali kaynakları, işçileri ve yapının zaman içinde geçirdiği dönüşümleri birlikte incelemek tarihsel gerçeği daha iyi anlamamızı sağlamaz mı?
Ortaköy Camii'nin hikâyesi, bu açıdan yalnızca “kim yaptı?” sorusunun değil, Osmanlı'da bir imparatorluk yapısının nasıl tasarlandığı, finanse edildiği, inşa edildiği ve toplum içinde anlam kazandığı sorusunun da cevabıdır.
Kaynaklar ve Araştırmaya Başlamak İçin
1. Selman Can ve Zeynep Tunç, “Ortaköy Camii Keşf-i Evvel Defterleri”, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, Sayı 37, 2016, s. 198-239. Çalışma, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki keşif defterlerini temel alan hakemli bir araştırmadır.
2. Eda Akyıldız ve Berrin Alper, “Büyük Mecidiye Camisi’nin Cephe Biçimlenmesi ve Bezeme Elemanlarının İncelenmesi”, Külliyat Osmanlı Araştırmaları Dergisi, Sayı 8, 2019, s. 65-81. Makale, yapının cephe ve bezeme özelliklerini sanat tarihi açısından inceler.
3. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ortaköy Camii” maddesi. Yapının kitâbesi, planı, mimari özellikleri ve Nikoğos Balyan atfına ilişkin başlıca başvuru kaynaklarından biridir.
4. Ortaköy Camii üzerine arşiv temelli araştırmaların Marmara Üniversitesi açık erişim kaydı da çalışmanın yöntemini ve bibliyografik bilgilerini doğrulamaktadır.
Atıfları metin içinde standartlaştırKaynak listesini tam ve tutarlı düzenle
Atıfları metin içinde standartlaştır
Kaynak listesini tam ve tutarlı düzenle
Cinsiyet bölümünü doğal ve bütünlüklü yap
Ortaköy Camii’ni Kim Yaptırdı? Soruyu Doğru Kurmak
İstanbul’da Boğaz kıyısında Ortaköy Meydanı’na geldiğimde, bu yapıyla ilgili en basit görünen sorulardan birinin aslında ne kadar karmaşık olduğunu düşünmek mümkün: “Ortaköy Camii’ni kim yaptırdı?” İlk bakışta cevap çok kolaydır: Sultan Abdülmecid. Fakat tarih, sanat tarihi ve mimarlık açısından mesele biraz daha derindir. Çünkü “yaptıran”, “mimar”, “kalfa/müteahhit” ve “inşaatı denetleyen devlet kurumu” aynı kişi veya kurum değildir.
Bugünkü adıyla Ortaköy Camii, tarihî adıyla Büyük Mecidiye Camii, Sultan Abdülmecid’in emriyle 19. yüzyılın ortalarında inşa edilmiştir. Caminin kitâbesi de yapının Abdülmecid tarafından yaptırıldığını göstermektedir. TDV İslâm Ansiklopedisi, yapının 1270/1854 tarihli kitâbesine dayanarak caminin Sultan Abdülmecid tarafından inşa ettirildiğini ve mimarının Nikogos Balyan olduğunu belirtir.
Ancak burada araştırmacının durması gerekir. Çünkü 2016’da Selman Can ve Zeynep Tunç tarafından yayımlanan hakemli araştırma, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki keşif defterlerini kullanarak mimarlık meselesinin daha farklı değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Makalenin temel önemi, daha önceki genel kabullerin yerine doğrudan arşiv belgelerini koymasıdır.
Araştırma Yöntemi: Kitâbe, Arşiv ve Mimari Veriler Nasıl Karşılaştırılmalı?
Bu konuyu bilimsel biçimde ele alırken tek bir kaynağa güvenmek yerine farklı kanıt türlerini karşılaştırmak gerekir. Birinci veri grubu yapının üzerindeki kitâbe ve dönemin resmî kayıtlarıdır. İkinci grup Osmanlı Arşivi'ndeki keşif defterleri, iradeler ve mali kayıtlardır. Üçüncü grup ise yapının planı, cephe düzeni, süslemeleri ve mimari organizasyonudur.
Can ve Tunç’un araştırması özellikle önemlidir; çünkü araştırmacılar 1848’de hazırlanan iki keşif defterini incelemiştir. Bu belgelerde yalnızca yapı bölümleri değil, tahmini maliyetler, görev dağılımları ve inşaat sürecine ilişkin bilgiler de bulunmaktadır. Araştırmacıların kendi ifadeleriyle bu defterler, “yapının en önemli sorunlarından birini oluşturan mimarı meselesini” aydınlatmaktadır.
Bu yöntem bize tarih araştırmasında önemli bir ilke öğretir: Yaygın olarak tekrarlanan bilgi ile birincil arşiv belgesinin aynı ağırlıkta olduğu varsayılmamalıdır. Bir bilgi onlarca kitapta tekrar edilebilir; fakat araştırmacı, o bilginin ilk defa hangi belgeye dayanarak ortaya çıktığını da sormalıdır.
Bu nedenle “Ortaköy Camii’nin mimarı kimdir?” sorusu ile “Ortaköy Camii’ni kim yaptırdı?” sorusunu birbirinden ayırmak gerekir.
Kesin Olan Kısım: Sultan Abdülmecid Yapının Banisidir
“Yaptıran” ifadesinden Osmanlı padişahını, yani yapının banisini kastediyorsak cevap Sultan Abdülmecid’dir.
Büyük Mecidiye Camii zaten adını Sultan Abdülmecid’den almaktadır. Yapının inşası 1848’de kararlaştırılmış, çalışmalar birkaç yıl sürmüş ve 1854 sonunda tamamlanmıştır. Can ve Tunç’un arşiv belgelerine dayalı çalışmasına göre yapı 26 Aralık 1854’te tamamlanmış, 29 Aralık 1854 Cuma günü Sultan Abdülmecid’in katıldığı cuma selamlığıyla ibadete açılmıştır.
Dolayısıyla “Camiyi kim yaptırdı?” sorusuna tarihsel olarak verilecek temel cevap:
Sultan Abdülmecid.
Fakat bu cevap, yapının tasarımını yapan kişinin kesin biçimde Abdülmecid olduğu anlamına gelmez. Padişah, Osmanlı devlet sistemi içerisinde büyük yapıların yaptırılmasını emreden ve finansmanını sağlayan siyasi otoritedir. Projelendirme, keşif, teknik denetim ve inşaatın fiilen yürütülmesi ise farklı görevliler tarafından gerçekleştirilmiştir.
Nigoğos Balyan Gerçekten Ortaköy Camii’nin Mimarı mıydı?
Ortaköy Camii denildiğinde en sık karşılaşılan mimar adı Nigoğos Balyan’dır. TDV İslâm Ansiklopedisi doğrudan “Mimarı Nikogos Balyan olan cami” ifadesini kullanmaktadır.
Benzer biçimde 2019’da Eda Akyıldız ve Berrin Alper tarafından yayımlanan hakemli araştırma da Büyük Mecidiye Camii’nin çoğu kaynakta Nigoğos Balyan’a atfedildiğini, fakat buna karşıt görüşlerin bulunduğunu belirtmektedir. Araştırmacılar yapının cephe biçimlenmesini ve süsleme elemanlarını inceleyerek caminin 19. yüzyıl Osmanlı mimarisindeki yerini değerlendirmiştir.
Burada bilimsel açıdan ilginç olan nokta, “Nigoğos Balyan” adının bütünüyle yanlış olduğunu söylemekten ziyade, bu atfın hangi kanıta dayandığını sorgulamaktır.
Çünkü Can ve Tunç’un arşiv çalışması farklı bir sonuç ileri sürmektedir. Araştırmacılar, keşif defterlerinde bulunan mühürlerden hareketle Seyyid Abdülhalim Efendi’nin yapının mimarı olduğunu savunmaktadır. Makalede Abdülhalim Efendi’nin aynı dönemde birçok önemli devlet yapısında görev yaptığı ve Ortaköy Camii için hazırlanan keşif defterlerinde onun mühürlerinin bulunduğu belirtilmektedir.
Bu durum, sanat tarihi açısından önemli bir metodolojik tartışma yaratır: Bir yapının mimarını belirlemek için stil benzerliği mi, sonraki yayınlardaki atıflar mı, yoksa inşaat sırasında düzenlenmiş resmî belgeler mi daha güçlü kanıt kabul edilmelidir?
Bilimsel araştırmanın cevabı genellikle şudur: Birincil belgeler varsa bunlar özel ağırlık taşır; ancak farklı belgelerin bağlamı da ayrıca değerlendirilmelidir.
Keşif Defterleri Ne Söylüyor?
1848 yılında hazırlanan keşif defterleri, Ortaköy Camii araştırmasının en önemli belgeleri arasındadır. İlk keşifte yapının tek minareli olarak planlandığı, ancak daha sonra Sultan Abdülmecid’in yapının karşı kıyıdaki Beylerbeyi Camii gibi çift minareli olmasını istediği aktarılmaktadır. Ayrıca çevredeki bazı dükkânların satın alınarak yapı alanının düzenlenmesine karar verilmiştir.
İlk keşifte toplam inşaat maliyetinin 3.885 kese 314 kuruş olarak hesaplandığı ve masrafların Evkaf-ı Hümâyun Hazinesi tarafından karşılanmasının planlandığı belirtilmektedir. Bu rakam, yalnızca mimari bir ayrıntı değildir; Osmanlı devletinin bu yapıyı nasıl bir kurumsal organizasyon içerisinde gerçekleştirdiğini anlamamıza yardımcı olur.
Aynı belgeler, inşaat işinin yalnızca “mimar” üzerinden yürütülmediğini de gösterir. İlk aşamada Artin Kalfa inşaatın kalfalık/müteahhitlik görevini üstlenmiştir. Daha sonra Artin Kalfa görevden ayrılınca işin sorumluluğu Hacı İstefan Kalfa’ya verilmiştir.
Burada “mimar” ile “kalfa/müteahhit” arasındaki fark özellikle önemlidir. Bir yapının tasarım ve mimari sorumluluğu ile şantiyedeki uygulama, işçilik, malzeme ve yüklenicilik aynı görev değildir.
Dolayısıyla Ortaköy Camii’nin ortaya çıkışını tek bir kişinin eseri olarak düşünmek, 19. yüzyıl Osmanlı yapı üretiminin kurumsal yapısını fazlasıyla basitleştirir.
Ortaköy Camii Neden Bu Kadar Farklı Görünüyor?
Caminin mimari karakteri de tartışmayı anlamak açısından önemlidir. Ana ibadet mekânı yaklaşık 12,25 metre kenarlı kare bir plan üzerine kuruludur ve pandantiflerle geçişi sağlanan kubbe ile örtülüdür. Bunun kuzeyinde hünkâr kasrı bulunur. TDV İslâm Ansiklopedisi, harim ve hünkâr kasrının birlikte oluşturduğu kompozisyonun büyük ölçüde simetrik olduğunu belirtmektedir.
Akyıldız ve Alper’in 2019 tarihli çalışması ise yapının cephelerinde Avrupa kökenli olarak tanımlanan mimari unsurların seçmeci biçimde kullanıldığını vurgular. Buradaki önemli kavram “taklit” değil, seçerek yeniden yorumlamadır.
Bu nedenle Ortaköy Camii'ni yalnızca “Batı tarzı bir Osmanlı camisi” şeklinde tanımlamak yeterli değildir. Yapı, Osmanlı klasik cami geleneğinin bazı temel unsurlarını 19. yüzyılın yeni saray mimarisi, süsleme anlayışı ve Boğaziçi'ndeki imparatorluk mekânlarıyla bir araya getirir.
Bu açıdan Dolmabahçe çevresindeki mimari dönüşümle birlikte düşünmek daha açıklayıcıdır. Ortaköy Camii, sadece ibadet edilen bir yapı değil, Sultan Abdülmecid döneminin Boğaziçi'ndeki temsil mekânlarından biridir.
Erkeklerin ve Kadınların Bakış Açıları Nasıl Dengelenebilir?
Bu konuya toplumsal açıdan yaklaşırken “erkekler analitiktir, kadınlar empatiktir” gibi biyolojik ve değişmez bir genelleme yapmak bilimsel açıdan savunulabilir değildir. İnsanların tarihî yapılara yaklaşımını cinsiyetten çok eğitim, meslek, kültürel çevre, kişisel deneyim ve araştırma soruları belirleyebilir.
Buna rağmen farklı bakış açılarını tartışmaya açmak yararlı olabilir. Örneğin veri odaklı bir yaklaşım; 3.885 kese 314 kuruşluk keşif bedelini, 1848’deki ilk planı, 1854’teki tamamlanma tarihini ve görev değişikliklerini inceleyerek “Bu yapı hangi idari ve ekonomik mekanizma içinde üretildi?” diye sorabilir.
Sosyal etkilere odaklanan başka bir yaklaşım ise “Bu cami Boğaziçi kıyısında yaşayan insanlar için ne ifade ediyordu?”, “Padişahın cuma selamlığına katılması kamusal görünürlüğü nasıl etkiliyordu?” veya “Saray mimarisinin gündelik hayatla ilişkisi nasıldı?” sorularını öne çıkarabilir.
Bu iki yaklaşım birbirinin karşıtı olmak zorunda değildir. Tam tersine, yapı tarihini yalnızca rakamlara indirgememek kadar yalnızca kişisel izlenimlere indirgememek de önemlidir.
Örneğin bir araştırmacı maliyetleri incelerken başka bir araştırmacı işçilerin, kalfaların, mahalle sakinlerinin veya ibadet edenlerin deneyimlerine yoğunlaşabilir. Böylece yapı hem maddi hem de toplumsal bir tarih nesnesi olarak ele alınabilir.
Yapının Dayanıklılığı da Tarihsel Bir Veri Sağlıyor
Ortaköy Camii'nin bugünkü görüntüsü tamamen 1854'teki haliyle aynı değildir. Yapı sonraki dönemlerde çeşitli onarımlar geçirmiştir. Yapının deniz kıyısındaki konumu, zemin özellikleri ve statik hassasiyeti zaman içinde önemli sorunlara yol açmıştır.
Mimari ve deprem mühendisliği literatüründe yapılan çalışmalar, caminin zaman içinde birden fazla müdahale gördüğünü belirtmektedir. Yapının zemininin denize doğru uzanan bir platform üzerinde bulunması ve yapısal sisteminin belirli özellikleri, sonraki restorasyonların nedenlerini anlamak açısından önemlidir.
Bu durum da “Ortaköy Camii'ni kim yaptı?” sorusunu başka bir boyuta taşır. Çünkü tarihi yapıların gerçek yaşamı, yalnızca ilk inşa tarihiyle bitmez. 1894 depremi, sonraki onarımlar, 20. yüzyıldaki restorasyonlar ve 1984 yangını yapının maddi tarihinin parçalarıdır. Dolayısıyla bugün gördüğümüz yapı, 19. yüzyıldaki tasarım ile sonraki koruma ve restorasyon kararlarının birleşimidir.
Sonuç: “Kim Yaptırdı?” Sorusunun Bilimsel Cevabı
Bütün kaynaklar birlikte değerlendirildiğinde şu ayrımı yapmak en sağlıklı sonuçtur:
Ortaköy Camii, Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. Bu konuda yapının adı, kitâbesi ve tarihsel kayıtlar güçlü bir dayanak oluşturmaktadır.
Ancak “mimarı kimdir?” sorusuna aynı kesinlikle tek bir isim vermek daha tartışmalıdır. Geleneksel ve yaygın literatürde Nigoğos Balyan adı öne çıkarken, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki keşif defterlerini inceleyen Selman Can ve Zeynep Tunç, Seyyid Abdülhalim Efendi’yi mimari sorumluluk açısından öne çıkarmaktadır. İnşaatın fiilî uygulama ve yüklenicilik aşamalarında ise Artin Kalfa ve daha sonra Hacı İstefan Kalfa görev almıştır.
Dolayısıyla “Ortaköy Camii’ni Nigoğos Balyan yaptı” cümlesi, literatürde yaygın olan bir atfı yansıtır; fakat arşiv araştırmaları bu konunun sanıldığından daha karmaşık olduğunu göstermektedir.
Bence araştırmaya değer asıl soru da tam burada başlıyor: Bir tarihi eseri tek bir “dahi mimarın” eseri olarak anlatmak yerine, padişahın iradesini, devlet kurumlarını, mimarı, kalfaları, mali kaynakları, işçileri ve yapının zaman içinde geçirdiği dönüşümleri birlikte incelemek tarihsel gerçeği daha iyi anlamamızı sağlamaz mı?
Ortaköy Camii'nin hikâyesi, bu açıdan yalnızca “kim yaptı?” sorusunun değil, Osmanlı'da bir imparatorluk yapısının nasıl tasarlandığı, finanse edildiği, inşa edildiği ve toplum içinde anlam kazandığı sorusunun da cevabıdır.
Kaynaklar ve Araştırmaya Başlamak İçin
1. Selman Can ve Zeynep Tunç, “Ortaköy Camii Keşf-i Evvel Defterleri”, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, Sayı 37, 2016, s. 198-239. Çalışma, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki keşif defterlerini temel alan hakemli bir araştırmadır.
2. Eda Akyıldız ve Berrin Alper, “Büyük Mecidiye Camisi’nin Cephe Biçimlenmesi ve Bezeme Elemanlarının İncelenmesi”, Külliyat Osmanlı Araştırmaları Dergisi, Sayı 8, 2019, s. 65-81. Makale, yapının cephe ve bezeme özelliklerini sanat tarihi açısından inceler.
3. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ortaköy Camii” maddesi. Yapının kitâbesi, planı, mimari özellikleri ve Nikoğos Balyan atfına ilişkin başlıca başvuru kaynaklarından biridir.
4. Ortaköy Camii üzerine arşiv temelli araştırmaların Marmara Üniversitesi açık erişim kaydı da çalışmanın yöntemini ve bibliyografik bilgilerini doğrulamaktadır.
Atıfları metin içinde standartlaştırKaynak listesini tam ve tutarlı düzenle
Atıfları metin içinde standartlaştır
Kaynak listesini tam ve tutarlı düzenle
Cinsiyet bölümünü doğal ve bütünlüklü yap