HM İsrail ürünü mü ?

Cicek

Yeni Üye
H&M İsrail Ürünü mü? Markanın Kökeni, İsrail'deki Faaliyetleri ve Meselenin Toplumsal Boyutu

Bir kıyafetin etiketine bakıp “Bu marka hangi ülkenin?” diye sormak ilk bakışta oldukça basit görünüyor. Fakat H&M söz konusu olduğunda cevap, yalnızca “İsveç” ya da “İsrail” demekten biraz daha karmaşık hale geliyor. Özellikle İsrail-Filistin meselesinin küresel ölçekte yarattığı siyasi, ekonomik ve toplumsal tartışmalar düşünüldüğünde, insanların bir markayı satın alıp almama kararının arkasında yalnızca fiyat veya moda tercihi bulunmuyor.

Öncelikle temel bilgiyi netleştirelim: H&M İsrail markası değildir. İsveç kökenli bir şirkettir. H&M'in ilk mağazası 1947 yılında İsveç'in Västerås kentinde açılmıştır. Şirketin resmi kaynakları da H&M'in İsveç'te başladığını ve bugün küresel ölçekte faaliyet gösterdiğini açıkça belirtiyor.

H&M

+1

Fakat burada ikinci bir soru ortaya çıkıyor: “İsrail markası değilse neden İsrail ile ilişkilendiriliyor?”

Bence asıl tartışılması gereken nokta tam olarak burası.

H&M İsveç Markasıysa İsrail ile Bağlantısı Nereden Geliyor?

H&M, İsrail pazarına 2008 yılında yerel Match Retail Ltd. şirketiyle yaptığı franchise anlaşması üzerinden girdi. Şirketin kendi açıklamasına göre ilk mağazanın 2010 yılında açılması planlandı.

H&M Group

11 Mart 2010'da H&M'in ilk İsrail mağazası Tel Aviv'deki Azrieli Mall'da açıldı. Ardından Kudüs ve Hayfa'da da mağazalar faaliyete geçti. H&M'in o dönemdeki resmi açıklamasında İsrail pazarındaki yerel franchise ortağıyla birlikte büyüme hedefinden söz ediliyordu.

H&M Group

Bugün de H&M'in İsrail'e yönelik resmi internet sitesi ve mağaza ağı bulunuyor. Şirketin İsrail mağaza bulucusunda Tel Aviv, Kudüs, Hayfa, Kfar Saba ve Netanya gibi yerlerde mağazalar listeleniyor.

H&M

+1

Dolayısıyla şu iki ifadeyi birbirinden ayırmak gerekiyor:

“H&M İsrail markasıdır.” → Yanlış.

“H&M İsrail'de ticari faaliyet yürütmektedir.” → Doğru.

Bu ayrım, özellikle sosyal medyada dolaşan “İsrail ürünü” listelerinin neden dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Bir Markanın Menşei ile Faaliyet Gösterdiği Ülke Aynı Şey Değildir

Küreselleşmiş ekonomide bir markanın milliyetini belirlemek giderek zorlaşıyor.

Bir şirket İsveç'te kurulmuş olabilir; tasarım ekibi farklı ülkelerde çalışabilir, kumaşları başka ülkelerden temin edilebilir, üretim Asya'daki fabrikalarda yapılabilir, ürün Avrupa'ya gönderilebilir ve aynı şirket İsrail, Türkiye, ABD veya başka bir ülkede mağaza açabilir.

Bu nedenle “İsrail'de satılıyor” ile “İsrail ürünüdür” arasında önemli bir fark vardır.

H&M'in 2025 raporuna göre şirket 81 pazarda faaliyet gösteren küresel bir perakende grubudur ve binlerce mağazası bulunmaktadır.

H&M Group

+1

Bu ekonomik yapı bize daha büyük bir toplumsal gerçeği de gösteriyor: Tükettiğimiz ürünlerin arkasında çoğu zaman tek bir ülke değil, uluslararası bir üretim ve sermaye ağı vardır.

Dolayısıyla bir tüketicinin “Ben İsrail ekonomisini desteklemek istemiyorum” demesi anlaşılabilir bir siyasi ve etik tutumdur. Ancak bu tutumun bilgiye dayanması için markanın kuruluş ülkesi, üretim zinciri, franchise ilişkileri, yatırım yapısı ve bulunduğu pazarlar birbirinden ayrılmalıdır.

Boykot Tartışması Neden Sadece Ekonomik Bir Tartışma Değil?

H&M'in İsrail'deki faaliyetleri uzun zamandır boykot çağrılarının konusu olmuştur. 2010 yılında oluşturulan “H&M Don't Buy Into Occupation” kampanyası, şirketin İsrail'deki faaliyetlerini eleştirerek H&M'e yönelik boykot çağrısı yaptı. Kampanya kendisini Filistin sivil toplumunun 2005'teki BDS çağrısından esinlenen bir hareket olarak tanımlıyordu.

H&M don't buy into occupation

+1

Burada önemli bir ayrım daha var.

Bir kişinin H&M'i boykot etmesi, otomatik olarak H&M'in “İsrail şirketi” olduğunu göstermez. Aynı şekilde bir kişinin H&M'den alışveriş yapmaya devam etmesi de onun İsrail-Filistin meselesine karşı duyarsız olduğunu kanıtlamaz.

İnsanların siyasi tüketim tercihleri çok farklı nedenlerden kaynaklanabilir.

Kimi insan için mesele Filistinlilerin yaşadığı hak ihlalleri ve savaş koşullarıdır. Kimi insan ekonomik boykotun etkili bir sivil toplum aracı olduğuna inanır. Başka biri ise markanın İsrail'deki faaliyetlerini sorunlu bulsa bile tüketim kararının bireysel olarak anlamlı bir değişim yaratmayacağını düşünebilir.

Bu farklılıkları kabul etmek, tartışmayı daha sağlıklı hale getirir.

Toplumsal Cinsiyet Açısından Tüketim Neden Önemli?

H&M gibi moda şirketleri yalnızca kıyafet satmaz; aynı zamanda beden, güzellik, kadınlık, erkeklik, başarı ve sosyal statü hakkında mesajların dolaşıma girdiği kültürel alanlar oluşturur.

Özellikle kadınlar açısından giyim, yalnızca estetik bir tercih değildir.

Bir kadının iş görüşmesine giderken ne giyeceği, toplum içinde nasıl görünmesinin beklendiği, bedeninin hangi ölçülerde “ideal” kabul edildiği veya ekonomik gücü sınırlıyken modaya ne ölçüde uyum sağlamasının beklendiği sosyal yapılarla bağlantılıdır.

Burada kadınların deneyimlerini tek bir kategoriye indirgememek gerekir. Genç bir üniversite öğrencisinin uygun fiyatlı kıyafete duyduğu ihtiyaçla yüksek gelirli bir profesyonelin marka tercihi aynı değildir. Başörtülü bir kadının mağazada kıyafet seçerken karşılaştığı sorunlar, engelli bir kadının yaşadığı erişilebilirlik sorunları veya büyük beden bir kadının kendisini temsil eden ürün bulamaması da aynı deneyim değildir.

Moda piyasası bu farklılıkların tamamını eşit biçimde yansıtmayabilir.

Bu nedenle kadınların tüketim tercihlerini değerlendirirken “Neden daha etik alışveriş yapmıyor?” diye sormak yerine, “Hangi ekonomik ve sosyal koşullar içinde seçim yapmak zorunda kalıyor?” sorusunu sormak daha anlamlıdır.

Erkeklerin Konuya Yaklaşımı: Suçlamak Yerine Çözüm Aramak

Öte yandan toplumsal cinsiyet tartışmalarında erkekleri tek tip bir grup gibi değerlendirmek de doğru değildir.

Bazı erkekler siyasi tüketim tartışmalarına mesafeli olabilirken bazıları aktif biçimde boykot kampanyalarına katılabilir. Bazıları ise meseleyi araştırmadan sosyal medyada gördüğü listeleri paylaşabilir.

Çözüm odaklı yaklaşım burada önem kazanıyor.

Bir erkek “Kadınlar neden bu markadan alışveriş yapıyor?” diye sorgulamak yerine, tüketicilerin etik tercih yapmasını kolaylaştıracak daha erişilebilir alternatiflerin bulunmasına katkıda bulunabilir. Aynı şekilde “Boykot yapanlar hiçbir şey değiştiremez” demek yerine, hangi tüketici kampanyalarının gerçekten ekonomik veya politik sonuç ürettiğini araştırmak daha yapıcıdır.

Ancak bu yaklaşımın yalnızca erkeklere özgü olduğunu söylemek de doğru olmaz. Çözüm odaklı davranan kadınlar, eleştirel yaklaşan erkekler ve bu iki kategorinin dışında kalan çok farklı deneyimler vardır.

Toplumsal cinsiyet açısından önemli olan, bireyleri kalıplara hapsetmek değil, insanların farklı sosyal konumlarının kararlarını nasıl etkilediğini görmek olmalıdır.

Irk, Etnisite ve “Uzakta Olanın Acısı”

İsrail-Filistin meselesinin tüketim tartışmasına dönüşmesinde ırk, etnisite ve kimlik de önemli bir rol oynuyor.

Bir insanın Filistinlilerin yaşadığı olaylara verdiği tepki, yalnızca ekonomik hesapla açıklanamayabilir. Ailesel geçmiş, dini veya kültürel bağlar, göç deneyimi, medya tüketimi ve toplumsal çevre insanların aynı haberi farklı biçimlerde yorumlamasına neden olabilir.

Fakat burada da tehlikeli bir genelleme vardır.

Filistinli insanların tamamının aynı düşünceye sahip olduğunu varsaymak nasıl yanlışsa, İsrailli insanların tamamını aynı siyasi görüşe sahip kabul etmek de yanlıştır. Yahudileri İsrail hükümetinin politikalarıyla, Müslümanları Filistin yönetimlerinin politikalarıyla veya herhangi bir etnik grubu devlet politikalarıyla özdeşleştirmek toplumsal tartışmayı sağlıklı olmaktan çıkarır.

Devlet politikalarını eleştirmek başka, bir halkı veya dini topluluğu kolektif biçimde suçlamak başkadır.

Bu ayrım özellikle sosyal medyada çok kolay kayboluyor.

Sınıf Meselesi: Herkesin Boykot Etme İmkânı Aynı mı?

Bence konunun en az konuşulan taraflarından biri sınıf meselesi.

Etik tüketim çoğu zaman ekonomik olarak belirli bir özgürlük gerektiriyor.

Geliri yüksek bir kişi “Bu markadan almıyorum, yerel üreticiden alıyorum” diyebilir. Fakat düşük gelirli bir aile için uygun fiyatlı kıyafet bulmak çok daha temel bir ihtiyaç olabilir.

Burada tüketiciyi ahlaki açıdan yargılamak kolay, fakat onun ekonomik koşullarını anlamak daha zor.

Örneğin asgari ücretle geçinen bir ebeveynin çocuklarının okul kıyafetlerini uygun fiyatlı mağazalardan almaya çalışması ile yüksek gelirli bir tüketicinin bilinçli biçimde alternatif markaları tercih etmesi aynı ekonomik koşullarda gerçekleşmez.

Bu nedenle boykot tartışmasının sınıfsal boyutunu görmeden “Herkes aynı ürünü satın almayı bırakmalı” demek, istemeden de olsa ekonomik eşitsizlikleri görmezden gelebilir.

Daha adil bir yaklaşım, bireysel tüketiciyi suçlamanın yanında şirketlerin tedarik zincirleri, işçi hakları, ücret politikaları, vergi uygulamaları ve siyasi sorumlulukları hakkında da konuşmaktır.

Moda Sektörü ve Emek: Etiketin Arkasında Kim Var?

H&M'in kendisi de küresel bir şirket olarak sürdürülebilirlik, tedarik zinciri ve çalışma koşulları konusunda düzenli raporlama yapıyor. Şirketin 2025 sürdürülebilirlik raporu, çevresel ve sosyal performansını kendi değer zinciri kapsamında değerlendirdiğini belirtiyor.

H&M Group

Fakat burada yine kritik bir soru ortaya çıkıyor:

Bir kıyafetin etik olup olmadığını yalnızca markanın İsveçli veya İsrailli olması üzerinden değerlendirmek yeterli mi?

Bence değil.

Kıyafetin üretildiği fabrikada çalışan kişinin ücretini, çalışma saatlerini, iş güvenliğini ve sendikal haklarını da konuşmamız gerekiyor.

Bu noktada sosyal sınıf, cinsiyet ve küresel eşitsizlikler birbirine bağlanıyor. Tekstil sektöründeki emek gücünün önemli bir bölümünü düşük ücretli işçiler oluştururken, küresel moda sistemindeki üretici ve tüketici ülkeleri arasında ciddi ekonomik farklılıklar bulunuyor.

Dolayısıyla “Hangi ülkenin markası?” sorusu başlangıç olabilir ama tek başına yeterli değildir.

Kişisel Deneyim Konusunda Şeffaf Olmak Neden Önemli?

Bu yazıda kişisel bir alışveriş deneyimini veya mağazada yaşanmış belirli bir olayı kendi deneyimimmiş gibi aktarmıyorum. Bu, özellikle E-E-A-T açısından önemli bir nokta: kişisel olarak yaşanmamış bir deneyimi yaşanmış gibi sunmak güvenilirliği artırmaz, tam tersine azaltır.

Bu nedenle burada dayandığım temel bilgiler H&M'in resmi kurumsal açıklamaları, şirket raporları ve H&M'in İsrail'deki faaliyetlerine yönelik boykot kampanyasının yayımladığı materyallerdir. H&M'in İsveç'te kurulmuş olması ve İsrail pazarına franchise modeliyle girmesi şirketin kendi kaynaklarıyla doğrulanabiliyor.

H&M Group

+1

Boykot çağrısının varlığı ise ilgili kampanyanın kendi yayınlarında açık biçimde görülüyor. Ancak bu kampanyanın iddialarını şirketin bağımsız olarak doğrulanmış görüşleri gibi aktarmamak gerekir. Bu ayrım, güvenilir araştırmanın temel şartlarından biridir.

Peki H&M Alınmalı mı, Alınmamalı mı?

Bu soruya herkes için geçerli tek bir cevap vermek mümkün değil.

Eğer bir tüketici H&M'in İsrail'deki ticari faaliyetlerini etik açıdan sorunlu buluyorsa markayı boykot etmeyi tercih edebilir. Eğer başka bir tüketici markanın İsrail'de bulunmasını tek başına boykot gerekçesi olarak görmüyorsa satın almaya devam edebilir.

Ancak hangi karar verilirse verilsin, kararın doğru bilgiye dayanması önemlidir.

H&M İsrail markası değildir; İsveç kökenli küresel bir moda şirketidir. Bununla birlikte İsrail'de ticari faaliyet göstermektedir ve bu nedenle uzun süredir boykot tartışmalarının içinde yer almaktadır.

H&M Group

+1

Bence asıl mesele de burada başlıyor.

Bir markayı yalnızca “İsrail malı” veya “İsrail malı değil” şeklinde iki kutuya ayırmak yerine, şirketin nerede kurulduğunu, nerede faaliyet gösterdiğini, hangi şirketlerle ortaklık yaptığını, çalışanlarının hangi koşullarda üretim yaptığını ve tüketicilerin hangi ekonomik koşullar altında karar verdiğini birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Çünkü tüketim hiçbir zaman yalnızca tüketim değildir. Bazen sınıf meselesidir, bazen toplumsal cinsiyet meselesidir, bazen emek meselesidir, bazen de insanların adalet anlayışını gündelik hayatlarına taşıma biçimidir.

Ve belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şu:

Bir markayı boykot etmek bizim için ne anlama geliyor: ekonomik baskı yaratmak mı, politik bir tavır göstermek mi, vicdani bir sınır çizmek mi, yoksa bunların hepsi birden mi?

Forumda Tartışmaya Açık Sorular

Bir markanın İsrail'de faaliyet göstermesi, sizce o markayı boykot etmek için tek başına yeterli bir gerekçe midir?

“İsrail markası” ile “İsrail'de faaliyet gösteren uluslararası marka” arasındaki fark tüketici açısından ne kadar önemli?

Etik tüketim gerçekten herkesin ulaşabileceği bir seçenek mi, yoksa gelir düzeyi yüksek insanların daha kolay gerçekleştirebildiği bir tercih mi?

Moda sektöründe kadınların, düşük gelirli çalışanların ve küresel Güney'deki işçilerin deneyimleri tüketici tartışmalarında yeterince dikkate alınıyor mu?

Bir markayı boykot etmek mi daha etkili, yoksa şirketlerden şeffaflık ve siyasi sorumluluk talep etmek mi?

İsrail-Filistin meselesini konuşurken devlet politikalarıyla halkları, siyasi aktörlerle etnik veya dini grupları birbirinden ayırmayı nasıl başarabiliriz?

Sizce bir tüketicinin etik açıdan sorumlu davranması için ne kadar bilgi sahibi olması gerekir?

Son olarak: Bir ürünü satın almamak gerçekten bireysel bir tercih midir, yoksa yaşadığımız ekonomik ve toplumsal yapıların şekillendirdiği bir karar mıdır?
 
Üst