Etiyopya'nın dini ne ?

Bengu

Yeni Üye
Yolculuk sırasında Daniel ile Hana küçük bir köyde yaşlı bir çiftle tanıştı.

Adam yıllardır köydeki su sorunlarıyla ilgileniyordu. Boruların nereden geçeceğini, hangi kuyunun kullanılacağını, hangi evin ne kadar suya ihtiyaç duyduğunu hesaplıyor; çözüm için sürekli plan yapıyordu.

Kadın ise aynı meseleye farklı bir açıdan yaklaşıyordu.

“Su borusunu buradan geçirirsek,” dedi, “komşu ailelerden biri kendisini dışlanmış hissedebilir. Önce onlarla konuşalım.”

Daniel adamın yöntemini stratejik buldu.

Hana ise kadının yaklaşımının en az onunki kadar önemli olduğunu düşündü.

Fakat ilginç olan şuydu: Birkaç dakika sonra adam da kadının önerisini destekledi.

“Önce insanları ikna etmezsek planımızın hiçbir anlamı yok,” dedi.

Hana gülümsedi.

Bu sahne, erkekleri “çözüm odaklı”, kadınları ise “duygusal” gibi basit kalıplara hapsetmenin ne kadar yetersiz olduğunu gösteriyordu.

Adam gerçekten planlama ve stratejide güçlüydü; kadın ise ilişkileri ve toplumsal etkileri hesaba katıyordu. Fakat kadın aynı zamanda son derece pratikti, adam da insanların duygularını göz ardı etmiyordu.

Asıl mesele cinsiyet değil, hangi soruna hangi bakış açısının katkı sağladığıydı.

Daniel bunu fark ettiğinde:

“Sanırım biz başta yanlış bakıyorduk,” dedi.

Hana:

“İnsanları kategorilere ayırmak kolay. Onları gerçekten dinlemek daha zor.”

Bu söz, Etiyopya'nın dini çeşitliliği için de geçerliydi.

Altıncı Bölüm: Din ile Devlet Arasındaki Değişim

Etiyopya’nın dini tarihini anlamak için modern siyasi tarihi de bilmek gerekiyor.

Uzun süre Etiyopya Ortodoks Kilisesi devletle çok güçlü bağlara sahipti. İmparatorluk döneminde kilise, özellikle ülkenin kuzey ve merkezi yüksek bölgelerinde toplumsal ve kültürel yaşamın temel kurumlarından biriydi.

Ancak 1974'te monarşinin sona ermesiyle birlikte bu düzen değişti. Sosyalist Derg rejimi döneminde kilisenin devlet içindeki konumu geriledi, toprakları kamulaştırıldı ve din ile devlet arasındaki eski ilişki biçimi sona erdi. Britannica'ya göre kilise, 1974 sonrasında İslam ve diğer dinlerle hukuken daha eşit bir konuma getirildi. Unvis

Bu ayrıntı çok önemli.

Çünkü bazen “Etiyopya Hristiyan bir ülkedir” denildiğinde, bunun anayasal ve siyasi anlamda resmi bir devlet dini olduğu düşünülüyor.

Oysa modern Etiyopya'da tablo böyle değil.

Ülke, farklı dini toplulukların bulunduğu bir toplum.

Dolayısıyla Etiyopya'yı yalnızca “Afrika'nın Hristiyan ülkesi” şeklinde tanımlamak, hem Müslümanları hem Protestanları hem de yerel inanç geleneklerini görünmez hale getirebilir.

Yedinci Bölüm: Etiyopya Ortodoksluğunu Farklı Kılan Ayrıntılar

Daniel yolculuğun son gününde küçük bir not defteri çıkardı.

“Bana göre en şaşırtıcı şey, Etiyopya Hristiyanlığının bazı Yahudi gelenekleriyle olan bağlantıları.”

Gerçekten de Etiyopya Ortodoks geleneğinde Eski Ahit'in güçlü etkisi görülüyor. Pew Research Center, bazı Etiyopya Ortodokslarının cumartesi Şabatını gözlemlediğini, erkek çocukların sünnet edilmesinin yaygın olduğunu ve dini uygulamalarda Eski Ahit kaynaklı geleneklerin önemli yer tuttuğunu belirtiyor. Pew Research Center

Bir başka önemli konu da Ahit Sandığı anlatısı.

Etiyopya geleneğinde, Kral Süleyman ile Saba Melikesi arasında bağlantı kuran ve onların oğlu olduğuna inanılan Menelik'in Ahit Sandığı'nı Kudüs'ten Etiyopya'ya getirdiğini anlatan güçlü bir gelenek bulunuyor. Bu, tarihsel olarak doğrulanmış bir olaydan ziyade Etiyopya'nın dini ve kültürel hafızasında çok önemli yere sahip bir anlatıdır. Pew Research Center

Bu ayrımı yapmak önemli.

Çünkü E-E-A-T açısından güvenilir bir anlatımda inanç geleneği ile tarihsel olarak kanıtlanmış olay aynı şeymiş gibi sunulmamalıdır.

Bir toplumun inandığı hikâye, o toplumun kimliğini anlamak açısından son derece değerlidir; fakat bu, hikâyenin tarihsel olarak kesin biçimde kanıtlandığı anlamına gelmez.

Sekizinci Bölüm: Peki Etiyopyalıların Tamamı Aynı Şekilde Dindar mı?

Daniel'in son sorusu belki de en basit görünen ama en zor soruydu:

“Etiyopya'da din gerçekten insanların günlük hayatında bu kadar önemli mi?”

Araştırmalar özellikle Etiyopya Ortodoks topluluğunda yüksek düzeyde dini bağlılık bulunduğunu gösteriyor. Pew Research Center'ın araştırmasına göre Etiyopyalı Ortodoksların yüzde 98'i dinin hayatlarında çok önemli olduğunu belirtmiş, yüzde 78'i ise en az haftada bir kiliseye gittiklerini söylemişti. Pew Research Center+1

Fakat bundan “Etiyopya'daki herkes aynı derecede dindardır” sonucu çıkarılamaz.

Ülke çok büyük, etnik ve bölgesel açıdan çeşitlilik gösteriyor.

Müslümanların dini yaşamı, Ortodoksların ibadet biçimleri, Protestan kiliselerin topluluk yapısı ve yerel inanç sistemleri birbirinden farklı olabiliyor.

Ayrıca din ile kültür arasındaki sınır her zaman keskin değil.

Bir gelenek dini bir uygulama olarak başlayıp zamanla kültürel kimliğin parçası haline gelebilir. Aynı şekilde bazı insanlar dini ritüelleri aile ve toplum bağları nedeniyle sürdürebilir.

İşte bu nedenle Etiyopya'yı anlamak için istatistikler başlangıç noktasıdır; son nokta değil.

Son Bölüm: Etiyopya’nın Dini Aslında Tek Bir Cevaba Sığmıyor

Addis Ababa'ya dönerken Daniel ile Hana havaalanında yan yana oturuyordu.

Daniel defterini kapattı.

“Peki biri sana şimdi ‘Etiyopya'nın dini nedir?’ diye sorsa ne diyeceksin?”

Hana hiç düşünmeden cevap verdi:

“Etiyopya'nın tek bir dini yok.”

Sonra ekledi:

“Ama ülkenin tarihini anlamak istiyorsan Etiyopya Ortodoks Hristiyanlığını mutlaka öğrenmelisin. Ardından İslam'ın ülkedeki köklü varlığını, Protestanlığın yükselişini ve yerel inanç geleneklerini de görmelisin.”

Bence bu, soruya verilebilecek en doğru çerçevelerden biri.

Etiyopya'da Etiyopya Ortodoks Tewahedo Hristiyanlığı çok güçlü ve tarihsel olarak merkezi bir yere sahiptir. Bunun yanında İslam ülkenin en büyük dini topluluklarından biridir; Protestan ve Evanjelik Hristiyanlık da özellikle modern dönemde önemli ölçüde büyümüştür. Ayrıca daha küçük Katolik toplulukları ve yerel/yerli inanç gelenekleri de vardır. Pew Research Center+1

Belki de Etiyopya'yı ilginç yapan şey tam olarak budur.

Bir yanda Aksum dönemine kadar uzanan Hristiyanlık tarihi, diğer yanda İslam'ın erken dönemlerinden itibaren bölgedeki varlığı; bir tarafta taşlara oyulmuş kiliseler, diğer tarafta camiler; modern şehirlerde yükselen Protestan kiliseler ve bütün bunların yanında yerel kültürlerin izleri...

Bütün bu katmanlar aynı ülkenin hikâyesinde buluşuyor.

Üstelik bu hikâyeyi yalnızca erkeklerin savaşları, kralların kararları veya devletlerin politikaları üzerinden okumak da eksik kalır. Köylerde ailelerin verdiği kararlar, kadınların kurduğu sosyal bağlar, erkeklerin geliştirdiği pratik çözümler, din adamlarının öğretileri, tüccarların taşıdığı fikirler ve sıradan insanların gündelik tercihleri de bu büyük tarihin parçalarıdır.

Belki bu yüzden Etiyopya hakkında düşünürken şu soruyu sormak daha anlamlı:

Bir ülkenin dini, insanların sadece hangi dine inandığını mı anlatır; yoksa onların tarihini, hafızasını, aile ilişkilerini, mimarisini, bayramlarını, yemeklerini ve birbirleriyle kurdukları bağları da içine alan çok daha büyük bir hikâye midir?

Etiyopya örneğine baktığımızda ikinci cevabın neden bu kadar güçlü olduğunu görmek mümkün.
 
Üst