Kaan
Yeni Üye
Eşref Ziya “Yeniden Başlamak” ne zaman çıktı? Film hakkında erkek ve kadın izleyici bakışlarının karşılaştırmalı analizi
Eşref Ziya’nın “Yeniden Başlamak” filmini uzun zamandır merak edenlerdenim. Özellikle “The İmam” sonrasında gelen bir yapım olması, hikâyenin hafıza kaybı, geçmişle yüzleşme ve insanın kendisini yeniden kurması gibi temalar üzerinden ilerlemesi bende ayrı bir merak uyandırdı. Fakat internette filmle ilgili hâlâ “Ne zaman çıkacak?”, “Sinemalara geldi mi?”, “Nereden izlenebilir?” şeklinde sorular görmek biraz şaşırtıcı. Çünkü filmin vizyon tarihi aslında geride kaldı.
Bu yüzden konuyu yalnızca çıkış tarihi üzerinden değil, filmin erkek ve kadın izleyiciler tarafından nasıl farklı okunabileceği üzerinden de tartışmaya açmak istiyorum. Burada özellikle bir noktayı baştan belirtmek önemli: “Erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” şeklinde kesin hükümler kurmak bilimsel açıdan doğru değil. Aşağıdaki karşılaştırma, cinsiyetleri birbirinden ayıran değişmez karakter özellikleri değil; farklı izleyici deneyimlerini, toplumsal rollerin etkisini ve araştırmalarda görülen bazı eğilimleri tartışmak için kullanılan iki farklı okuma biçimi olarak düşünülmeli.
“Yeniden Başlamak” ne zaman çıktı? Tarih konusunda kafa karışıklığı neden yaşanıyor?
En net bilgiyle başlayalım: “Yeniden Başlamak” 27 Aralık 2024 tarihinde sinemalarda gösterime girdi. Filmin resmi internet sitesinde de vizyon tarihi 27 Aralık 2024 olarak belirtiliyor.
Eşref Ziya
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın film kayıtlarında ise 13 Aralık 2024 tarihi görülüyor. Buradaki tarih farklılığı, filmin genel kamuoyuna duyurulan vizyon tarihiyle ilgili çeşitli kayıtların birbirinden ayrılmasından kaynaklanıyor olabilir. Sinema sektöründe vizyon tarihi konusunda farklı veri tabanlarında güncelleme veya kayıt farklarının görülmesi mümkün. Buna karşılık Eşref Ziya’nın resmi sitesi, Box Office Türkiye ve Mars Media tarafından verilen 27 Aralık 2024 tarihi birbiriyle örtüşüyor.
Film Sınıflandırma Paneli
+2
Box Office Türkiye
+2
Dolayısıyla “film ne zaman çıkacak?” sorusunun bugün için cevabı aslında film zaten çıktı şeklinde.
Üstelik mesele yalnızca sinema gösterimiyle de sınırlı değil. Film şu anda tabii üzerindeki “Yeniden Başlamak” sayfasında
yer alıyor. Tabii kaydında film 2024 yapımı, 2 saat 8 dakikalık dram olarak listeleniyor ve Eşref Ziya, Öykü Çelik, Batuhan Ekşi, Ali Buhara Mete ve Mehmet Ali Tuncer gibi isimler kadroda bulunuyor.
Tabii
Yani 2026 itibarıyla filmi hâlâ “vizyona girecek” bir yapım olarak değerlendirmek doğru değil.
Film tam olarak ne anlatıyor?
“Yeniden Başlamak”, hafızasını kaybetmiş gizemli bir adamın, bir sokak dövüşçüsünün ve gerçeğin peşine düşen bir gazetecinin kesişen hikâyesi etrafında şekilleniyor. Resmî film tanıtımına göre hafızasını kaybeden adamın geçmişini ortaya çıkarma çabası, yalnızca onun kimliğinin araştırılmasına değil, üç karakterin kendi hayatlarıyla ve gerçekleriyle yüzleşmesine de dönüşüyor.
Tabii
+1
Filmin senaryosunu Eşref Ziya yazarken yönetmen koltuğunda Kemal Yıldız bulunuyor. Eşref Ziya aynı zamanda filmin yapımcısı ve oyuncularından biri. Anadolu Ajansı da filmi 2005 yapımı “The İmam”ın devamı niteliğinde tanımlıyor; ancak hikâyenin ilk filmden bağımsız şekilde ilerlediğini özellikle belirtiyor.
Anadolu Ajansı
Bu ayrıntı bence önemli. Çünkü “The İmam”ı izlemiş olan seyirci filmi doğal olarak devam filmi perspektifinden değerlendirebilirken, ilk filmle bağlantısı olmayan bir izleyici “Yeniden Başlamak”ı kendi başına bir hafıza, kimlik ve dönüşüm hikâyesi olarak okuyabilir.
Erkek izleyicinin objektif ve veri odaklı okuması gerçekten var mı?
Burada biraz frene basmak gerekiyor.
“Erkekler filme daha objektif bakar, kadınlar daha duygusal yaklaşır” cümlesi kulağa tanıdık geliyor ama bunu doğrudan bilimsel gerçek olarak kabul etmek mümkün değil. Film tercihleri üzerine yapılan araştırmalar, cinsiyetler arasında bazı farklılıklar bulunabildiğini gösteriyor; fakat bu farklılıkların boyutu çoğu zaman günlük hayatta kullanılan kalıpların düşündürdüğünden daha küçük.
2017 yılında Frontiers in Psychology dergisinde yayımlanan ve 17 farklı film türünü inceleyen bir araştırmada oldukça ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Araştırmacılar hem erkeklerin hem kadınların hangi türleri tercih ettiğine hem de insanların karşı cinsin film tercihleri hakkında ne düşündüğüne baktı. 17 türün 11'inde gerçek cinsiyet farklılıkları görülürken, insanların tahmin ettiği farklılıkların çoğunun gerçek farkı abarttığı belirlendi. Araştırmada 17 türün 10'unda tahmin edilen cinsiyet farkı gerçek farktan belirgin biçimde daha büyüktü.
Frontiers
+1
Bu sonuç “erkek ve kadınların film deneyimleri tamamen aynıdır” demiyor. Tam tersine, bazı farklılıkların bulunduğunu kabul ediyor. Fakat önemli olan şu: farklılık ile klişe aynı şey değil.
“Yeniden Başlamak” özelinde erkek bir izleyici filmi örneğin şu sorular üzerinden değerlendirebilir:
Hikâyenin olay örgüsü tutarlı mı?
Hafıza kaybı teması senaryoda yeterince işlenmiş mi?
Filmin temposu 128 dakikalık süreyi taşıyabiliyor mu?
“The İmam” ile bağlantı hikâyeye gerçekten katkı sağlıyor mu?
Gizemin çözümü önceden tahmin edilebilir mi?
Oyunculuklar karakterlerin dönüşümünü inandırıcı biçimde aktarabiliyor mu?
Bunlar “erkek soruları” değil elbette. Bir kadın izleyici de aynı soruları sorabilir. Buradaki fark cinsiyetten ziyade izleme motivasyonunda ortaya çıkabilir.
Örneğin sinema ile daha teknik düzeyde ilgilenen bir kadın izleyici görüntü yönetimini, kurgu ritmini ve senaryoyu gayet “veri odaklı” inceleyebilir. Benzer şekilde bir erkek izleyici, Kadir karakterinin hafıza kaybını veya Çiğdem'in hikâyedeki konumunu tamamen duygusal açıdan değerlendirebilir.
Kadın izleyicinin duygusal ve toplumsal okuması neden önemli?
Burada ise başka bir boyut ortaya çıkıyor.
“Yeniden Başlamak”ın merkezindeki meselelerden biri geçmiş ile bugün arasındaki bağ. Bir insan geçmişini kaybettiğinde geriye ne kalıyor? Kimlik yalnızca hafızadan mı oluşuyor? Toplumun bize verdiği roller ortadan kalktığında kendimizi yeniden tanımlayabilir miyiz?
Bu soruların kadın izleyicide farklı toplumsal deneyimler üzerinden karşılık bulması mümkün.
Örneğin Çiğdem karakterini yalnızca “gizemli olayın peşindeki gazeteci” olarak değil, bilgiye ulaşmaya çalışan ve olayın anlatısını başkalarının kontrolünden çıkarmaya çalışan bir kadın olarak okumak mümkün. Bu noktada kadın izleyici, karakterin mesleki konumundan başlayarak güvenlik, bağımsızlık, karar verme ve toplumdaki kadın rolü gibi daha geniş başlıklara ulaşabilir.
Fakat yine aynı uyarı geçerli: Her kadın izleyicinin böyle bakacağını söylemek mümkün değil.
Araştırmalar da duygusal tepkilerin yalnızca “kadınlara ait” bir özellik olmadığını gösteriyor. Örneğin film izlerken erkek ve kadınların fizyolojik ve öznel tepkilerini inceleyen çalışmalarda bazı farklılıklar bulunmuş olsa da bunlar bütün duygular için aynı yönde değil. Bazı çalışmalarda kadınların belirli olumsuz içerikleri daha yüksek uyarılma düzeyiyle değerlendirdiği görülürken, başka duygusal kategorilerde anlamlı farklar bulunmamış.
PubMed
+1
Bu yüzden “kadın duygusal, erkek mantıklı” formülü yerine daha doğru bir yaklaşım şu olabilir:
Aynı film, farklı insanların hayat deneyimleri nedeniyle farklı sorular doğurabilir.
“Yeniden Başlamak”ta erkek ve kadın bakışını karşılaştırırsak ne görüyoruz?
Bence en ilginç karşılaştırma burada ortaya çıkıyor.
Bir izleyici filmin başarısını ölçmek için gişe rakamlarına, izleyici sayısına ve eleştirmen puanlarına bakabilir. Bir başka izleyici ise “Ben bu karakterin yaşadığını hissedebildim mi?” diye sorabilir.
Aslında bu iki yaklaşım birbirinin düşmanı değil.
Box Office Türkiye verilerine göre film ilk hafta sonunda 5.879 seyirci, toplam dokuz haftalık gösteriminde ise 16.388 seyirci elde etti. Toplam gişe hasılatı 2.523.647 TL olarak kaydedildi.
Box Office Türkiye
Bu rakamlar filmin ticari performansı hakkında bize ölçülebilir bir fikir veriyor. Ancak rakamlar filmin izleyicide nasıl bir duygu oluşturduğunu söylemiyor.
Mesela 16.388 seyircinin kaçının filmi beğendiğini yalnızca seyirci sayısından çıkaramayız. Aynı şekilde bir filmin düşük gişe yapması, onun bir izleyici için değersiz olduğu anlamına gelmez.
Burada “veri odaklı” bakışın sınırı ortaya çıkıyor.
Veri bize ne olduğunu gösterebilir; her zaman neden olduğunu göstermez.
Duygusal ve toplumsal okuma da bunun tersini tamamlıyor. Bir izleyici “Bu karakterin yalnızlığı beni etkiledi” diyebilir. Bu cümle istatistiksel bir veri değildir ama filmin seyirci üzerindeki etkisini anlamak açısından önemlidir.
Dolayısıyla iki yaklaşımı karşı karşıya koymak yerine birbirini tamamlayan iki katman olarak görmek daha mantıklı.
Eşref Ziya’nın “Yeniden Başlamak” filmini uzun zamandır merak edenlerdenim. Özellikle “The İmam” sonrasında gelen bir yapım olması, hikâyenin hafıza kaybı, geçmişle yüzleşme ve insanın kendisini yeniden kurması gibi temalar üzerinden ilerlemesi bende ayrı bir merak uyandırdı. Fakat internette filmle ilgili hâlâ “Ne zaman çıkacak?”, “Sinemalara geldi mi?”, “Nereden izlenebilir?” şeklinde sorular görmek biraz şaşırtıcı. Çünkü filmin vizyon tarihi aslında geride kaldı.
Bu yüzden konuyu yalnızca çıkış tarihi üzerinden değil, filmin erkek ve kadın izleyiciler tarafından nasıl farklı okunabileceği üzerinden de tartışmaya açmak istiyorum. Burada özellikle bir noktayı baştan belirtmek önemli: “Erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” şeklinde kesin hükümler kurmak bilimsel açıdan doğru değil. Aşağıdaki karşılaştırma, cinsiyetleri birbirinden ayıran değişmez karakter özellikleri değil; farklı izleyici deneyimlerini, toplumsal rollerin etkisini ve araştırmalarda görülen bazı eğilimleri tartışmak için kullanılan iki farklı okuma biçimi olarak düşünülmeli.
“Yeniden Başlamak” ne zaman çıktı? Tarih konusunda kafa karışıklığı neden yaşanıyor?
En net bilgiyle başlayalım: “Yeniden Başlamak” 27 Aralık 2024 tarihinde sinemalarda gösterime girdi. Filmin resmi internet sitesinde de vizyon tarihi 27 Aralık 2024 olarak belirtiliyor.
Eşref Ziya
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın film kayıtlarında ise 13 Aralık 2024 tarihi görülüyor. Buradaki tarih farklılığı, filmin genel kamuoyuna duyurulan vizyon tarihiyle ilgili çeşitli kayıtların birbirinden ayrılmasından kaynaklanıyor olabilir. Sinema sektöründe vizyon tarihi konusunda farklı veri tabanlarında güncelleme veya kayıt farklarının görülmesi mümkün. Buna karşılık Eşref Ziya’nın resmi sitesi, Box Office Türkiye ve Mars Media tarafından verilen 27 Aralık 2024 tarihi birbiriyle örtüşüyor.
Film Sınıflandırma Paneli
+2
Box Office Türkiye
+2
Dolayısıyla “film ne zaman çıkacak?” sorusunun bugün için cevabı aslında film zaten çıktı şeklinde.
Üstelik mesele yalnızca sinema gösterimiyle de sınırlı değil. Film şu anda tabii üzerindeki “Yeniden Başlamak” sayfasında
yer alıyor. Tabii kaydında film 2024 yapımı, 2 saat 8 dakikalık dram olarak listeleniyor ve Eşref Ziya, Öykü Çelik, Batuhan Ekşi, Ali Buhara Mete ve Mehmet Ali Tuncer gibi isimler kadroda bulunuyor.
Tabii
Yani 2026 itibarıyla filmi hâlâ “vizyona girecek” bir yapım olarak değerlendirmek doğru değil.
Film tam olarak ne anlatıyor?
“Yeniden Başlamak”, hafızasını kaybetmiş gizemli bir adamın, bir sokak dövüşçüsünün ve gerçeğin peşine düşen bir gazetecinin kesişen hikâyesi etrafında şekilleniyor. Resmî film tanıtımına göre hafızasını kaybeden adamın geçmişini ortaya çıkarma çabası, yalnızca onun kimliğinin araştırılmasına değil, üç karakterin kendi hayatlarıyla ve gerçekleriyle yüzleşmesine de dönüşüyor.
Tabii
+1
Filmin senaryosunu Eşref Ziya yazarken yönetmen koltuğunda Kemal Yıldız bulunuyor. Eşref Ziya aynı zamanda filmin yapımcısı ve oyuncularından biri. Anadolu Ajansı da filmi 2005 yapımı “The İmam”ın devamı niteliğinde tanımlıyor; ancak hikâyenin ilk filmden bağımsız şekilde ilerlediğini özellikle belirtiyor.
Anadolu Ajansı
Bu ayrıntı bence önemli. Çünkü “The İmam”ı izlemiş olan seyirci filmi doğal olarak devam filmi perspektifinden değerlendirebilirken, ilk filmle bağlantısı olmayan bir izleyici “Yeniden Başlamak”ı kendi başına bir hafıza, kimlik ve dönüşüm hikâyesi olarak okuyabilir.
Erkek izleyicinin objektif ve veri odaklı okuması gerçekten var mı?
Burada biraz frene basmak gerekiyor.
“Erkekler filme daha objektif bakar, kadınlar daha duygusal yaklaşır” cümlesi kulağa tanıdık geliyor ama bunu doğrudan bilimsel gerçek olarak kabul etmek mümkün değil. Film tercihleri üzerine yapılan araştırmalar, cinsiyetler arasında bazı farklılıklar bulunabildiğini gösteriyor; fakat bu farklılıkların boyutu çoğu zaman günlük hayatta kullanılan kalıpların düşündürdüğünden daha küçük.
2017 yılında Frontiers in Psychology dergisinde yayımlanan ve 17 farklı film türünü inceleyen bir araştırmada oldukça ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Araştırmacılar hem erkeklerin hem kadınların hangi türleri tercih ettiğine hem de insanların karşı cinsin film tercihleri hakkında ne düşündüğüne baktı. 17 türün 11'inde gerçek cinsiyet farklılıkları görülürken, insanların tahmin ettiği farklılıkların çoğunun gerçek farkı abarttığı belirlendi. Araştırmada 17 türün 10'unda tahmin edilen cinsiyet farkı gerçek farktan belirgin biçimde daha büyüktü.
Frontiers
+1
Bu sonuç “erkek ve kadınların film deneyimleri tamamen aynıdır” demiyor. Tam tersine, bazı farklılıkların bulunduğunu kabul ediyor. Fakat önemli olan şu: farklılık ile klişe aynı şey değil.
“Yeniden Başlamak” özelinde erkek bir izleyici filmi örneğin şu sorular üzerinden değerlendirebilir:
Hikâyenin olay örgüsü tutarlı mı?
Hafıza kaybı teması senaryoda yeterince işlenmiş mi?
Filmin temposu 128 dakikalık süreyi taşıyabiliyor mu?
“The İmam” ile bağlantı hikâyeye gerçekten katkı sağlıyor mu?
Gizemin çözümü önceden tahmin edilebilir mi?
Oyunculuklar karakterlerin dönüşümünü inandırıcı biçimde aktarabiliyor mu?
Bunlar “erkek soruları” değil elbette. Bir kadın izleyici de aynı soruları sorabilir. Buradaki fark cinsiyetten ziyade izleme motivasyonunda ortaya çıkabilir.
Örneğin sinema ile daha teknik düzeyde ilgilenen bir kadın izleyici görüntü yönetimini, kurgu ritmini ve senaryoyu gayet “veri odaklı” inceleyebilir. Benzer şekilde bir erkek izleyici, Kadir karakterinin hafıza kaybını veya Çiğdem'in hikâyedeki konumunu tamamen duygusal açıdan değerlendirebilir.
Kadın izleyicinin duygusal ve toplumsal okuması neden önemli?
Burada ise başka bir boyut ortaya çıkıyor.
“Yeniden Başlamak”ın merkezindeki meselelerden biri geçmiş ile bugün arasındaki bağ. Bir insan geçmişini kaybettiğinde geriye ne kalıyor? Kimlik yalnızca hafızadan mı oluşuyor? Toplumun bize verdiği roller ortadan kalktığında kendimizi yeniden tanımlayabilir miyiz?
Bu soruların kadın izleyicide farklı toplumsal deneyimler üzerinden karşılık bulması mümkün.
Örneğin Çiğdem karakterini yalnızca “gizemli olayın peşindeki gazeteci” olarak değil, bilgiye ulaşmaya çalışan ve olayın anlatısını başkalarının kontrolünden çıkarmaya çalışan bir kadın olarak okumak mümkün. Bu noktada kadın izleyici, karakterin mesleki konumundan başlayarak güvenlik, bağımsızlık, karar verme ve toplumdaki kadın rolü gibi daha geniş başlıklara ulaşabilir.
Fakat yine aynı uyarı geçerli: Her kadın izleyicinin böyle bakacağını söylemek mümkün değil.
Araştırmalar da duygusal tepkilerin yalnızca “kadınlara ait” bir özellik olmadığını gösteriyor. Örneğin film izlerken erkek ve kadınların fizyolojik ve öznel tepkilerini inceleyen çalışmalarda bazı farklılıklar bulunmuş olsa da bunlar bütün duygular için aynı yönde değil. Bazı çalışmalarda kadınların belirli olumsuz içerikleri daha yüksek uyarılma düzeyiyle değerlendirdiği görülürken, başka duygusal kategorilerde anlamlı farklar bulunmamış.
PubMed
+1
Bu yüzden “kadın duygusal, erkek mantıklı” formülü yerine daha doğru bir yaklaşım şu olabilir:
Aynı film, farklı insanların hayat deneyimleri nedeniyle farklı sorular doğurabilir.
“Yeniden Başlamak”ta erkek ve kadın bakışını karşılaştırırsak ne görüyoruz?
Bence en ilginç karşılaştırma burada ortaya çıkıyor.
Bir izleyici filmin başarısını ölçmek için gişe rakamlarına, izleyici sayısına ve eleştirmen puanlarına bakabilir. Bir başka izleyici ise “Ben bu karakterin yaşadığını hissedebildim mi?” diye sorabilir.
Aslında bu iki yaklaşım birbirinin düşmanı değil.
Box Office Türkiye verilerine göre film ilk hafta sonunda 5.879 seyirci, toplam dokuz haftalık gösteriminde ise 16.388 seyirci elde etti. Toplam gişe hasılatı 2.523.647 TL olarak kaydedildi.
Box Office Türkiye
Bu rakamlar filmin ticari performansı hakkında bize ölçülebilir bir fikir veriyor. Ancak rakamlar filmin izleyicide nasıl bir duygu oluşturduğunu söylemiyor.
Mesela 16.388 seyircinin kaçının filmi beğendiğini yalnızca seyirci sayısından çıkaramayız. Aynı şekilde bir filmin düşük gişe yapması, onun bir izleyici için değersiz olduğu anlamına gelmez.
Burada “veri odaklı” bakışın sınırı ortaya çıkıyor.
Veri bize ne olduğunu gösterebilir; her zaman neden olduğunu göstermez.
Duygusal ve toplumsal okuma da bunun tersini tamamlıyor. Bir izleyici “Bu karakterin yalnızlığı beni etkiledi” diyebilir. Bu cümle istatistiksel bir veri değildir ama filmin seyirci üzerindeki etkisini anlamak açısından önemlidir.
Dolayısıyla iki yaklaşımı karşı karşıya koymak yerine birbirini tamamlayan iki katman olarak görmek daha mantıklı.