Doktorlara zorunlu hizmet ne zaman geldi ?

Emre

Yeni Üye
Doktorlara Zorunlu Hizmet Ne Zaman Geldi? Türkiye'de Mecburi Hizmetin Tarihçesi, Amaçları ve Geleceği

Arkadaşlar, doktorların mezun olduktan sonra belirli bir süre boyunca devletin belirlediği yerlerde çalışmak zorunda olması, özellikle tıp fakültesinde okuyanlar, yeni mezun hekimler ve sağlık çalışanlarının aileleri arasında yıllardır tartışılan bir konu. Kimileri bu uygulamanın Türkiye'nin her köşesine sağlık hizmeti ulaştırmak için gerekli olduğunu savunuyor, kimileri ise genç doktorların meslek hayatlarına nerede başlayacaklarına kendilerinin karar vermesi gerektiğini düşünüyor. Açıkçası konuya yalnızca doktorların tayin meselesi olarak bakmak, meselenin asıl boyutunu gözden kaçırmamıza neden oluyor.

Peki, doktorlara zorunlu hizmet tam olarak ne zaman geldi? Bu uygulama ilk hangi ihtiyaçtan doğdu, yıllar içinde nasıl değişti ve bugün hâlâ neden gündemimizde? Biraz tarihe dönelim, ardından günümüzdeki sonuçlarını ve gelecekte bizi nelerin bekleyebileceğini birlikte değerlendirelim.

1. Doktorlara Zorunlu Hizmet Ne Zaman Geldi?

Türkiye'de hekimlerin belirli bölgelerde mecburi hizmet yapması düşüncesinin kökleri Cumhuriyet'in ilk dönemlerine kadar uzanıyor. Ancak burada önemli bir ayrım var: Hekimlerin belirli bölgelerde çalışmasını öngören erken dönem düzenlemeleriyle günümüzdeki hukuki çerçeve aynı şey değil.

Doktorların zorunlu hizmeti açısından en önemli tarih 1981 yılıdır. 2514 sayılı Bazı Sağlık Personelinin Devlet Hizmeti Yükümlülüğüne Dair Kanun, 1981 yılında kabul edilerek hekimler ve kanunda belirtilen diğer sağlık personeli için devlet hizmeti yükümlülüğünü düzenledi. Bu düzenlemenin temel düşüncesi, sağlık personelinin ülke genelinde daha dengeli dağıtılması ve hekim sıkıntısı yaşayan bölgelerde sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesiydi.

Ancak bu uygulama kesintisiz biçimde bugüne kadar aynı şekilde devam etmedi. 2514 sayılı Kanun, 2003 yılında yürürlükten kaldırıldı. Dolayısıyla 1981'i zorunlu hizmetin önemli bir yasal dönüm noktası olarak görmek doğru olsa da, bugünkü sistemin doğrudan ve değişmeden o tarihten beri sürdüğünü söylemek doğru olmaz.

Burada asıl dikkat çekici nokta şu: Türkiye, sağlık personelinin ülke çapında dengeli dağılımını sağlamak için farklı dönemlerde farklı yöntemler denedi. Zorunlu hizmet de bu arayışın en önemli araçlarından biri oldu.

2. 2003 Yılı: Zorunlu Hizmetin Kaldırılması ve Sonraki Dönüş

2003 yılı, hekimlerin devlet hizmeti yükümlülüğü açısından önemli bir kırılma noktasıdır. 2514 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırılmasıyla zorunlu hizmet uygulamasının o dönemdeki yasal dayanağı ortadan kalktı. Fakat bu değişiklik, Türkiye'deki hekim dağılımı sorununu kendiliğinden çözmedi.

Bunun nedenini anlamak için ülkenin coğrafi ve ekonomik koşullarına bakmak gerekiyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki hastaneler; ulaşım olanakları, eğitim imkânları, sosyal çevre, mesleki gelişim fırsatları ve aile yaşamı açısından birçok hekim için cazip seçenekler sunuyor. Buna karşılık bazı küçük yerleşimlerde hekimlerin karşılaştığı sorunlar yalnızca yoğun iş yüküyle sınırlı değil. Konut bulmak, eşin iş imkânı, çocukların eğitimi, sosyal yaşam ve uzmanlık eğitimi olanakları da önemli rol oynuyor.

Bir doktorun büyük şehirde çalışmak istemesini yalnızca rahat bir yaşam arzusuyla açıklamak bu nedenle eksik olur. Aynı şekilde, kırsal bölgelerde çalışan hekimlerin deneyimlerini de yalnızca fedakârlık üzerinden değerlendirmek doğru değildir. Bazı hekimler küçük yerleşimlerde daha yakın hasta ilişkileri kurabildikleri ve daha geniş klinik sorumluluk alabildikleri için mesleklerinden büyük tatmin duyabilir.

2003 sonrasında ortaya çıkan temel sorun, sağlık hizmetlerinin bölgesel dağılımını yalnızca gönüllü tercihlere bırakmanın yeterli olup olmadığıydı. Bir bölgede hekim ihtiyacı varken başka bir bölgede hekimlerin daha fazla yoğunlaşması, devletin yeniden düzenleme arayışlarını güçlendirdi.

Ancak 2003'teki değişiklikten sonra hekim istihdamında yaşanan güçlükler, yeni bir yaklaşımın gündeme gelmesine yol açtı. 21 Haziran 2005'te kabul edilen 5371 sayılı Kanun, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na eklenen hükümlerle devlet hizmeti yükümlülüğünü yeniden getirdi. Düzenleme, 5 Temmuz 2005 tarihli ve 25866 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. TBMM CDN+1

Kısacası, sorunun en net cevabı şöyle: Türkiye'de hekimler için zorunlu hizmet 1981'de 2514 sayılı Kanun'la getirildi, 2003'te bu düzenleme kaldırıldı ve 2005'te 5371 sayılı Kanun'la yeniden yürürlüğe konuldu.

3. 1981'deki Sistem ile Günümüzdeki Sistem Arasındaki Farklar

1981'deki düzenlemeyle 2005'te yeniden kurulan sistemin aynı olduğunu düşünmek yanıltıcı olur. İlk düzenlemede hekimlerin pratisyenlik ve uzmanlık dönemlerine ilişkin yükümlülükleri farklı hükümlerle belirlenmişti. Örneğin 1986'da yapılan değişiklikte, istisnalar dışında pratisyenlikte iki yıl ve uzmanlıkta iki yıl olmak üzere toplam dört yıllık devlet hizmeti yükümlülüğü öngörülüyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisi

2005'te getirilen sistemde ise yükümlülük süreleri, görev yapılacak yerlerin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine göre kademelendirildi. İlk düzenlemede yer alan hükümlerde süreler 300 ile 600 gün arasında değişiyordu. Daha az gelişmiş yerleşimlerde daha kısa, gelişmiş ilçe merkezlerinde ise daha uzun süreler öngörülmesi, hekimlerin öncelikle hizmet ihtiyacının daha fazla olduğu bölgelere yönlendirilmesini amaçlıyordu. TBMM CDN+1

Burada önemli bir ayrıntı var: Günümüzde zorunlu hizmet yalnızca tıp fakültesinden mezun olan pratisyen hekimleri ilgilendiren bir uygulama değil. Uzmanlık eğitimini tamamlayan hekimler de kendi eğitimleri bakımından devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi olabiliyor. Dolayısıyla bir doktorun meslek hayatındaki yükümlülüğü, yalnızca ilk mezuniyet sonrasındaki dönemden ibaret olmayabiliyor.

Bana göre bu sistemin en dikkat çekici yönü, sağlık hizmetinin ihtiyaç haritasını esas almaya çalışmasıdır. Ancak bir yerin sosyoekonomik açıdan daha az gelişmiş olması, orada çalışan hekimin mesleki ve kişisel ihtiyaçlarının da otomatik olarak karşılandığı anlamına gelmez. Kâğıt üzerinde dengeli görünen bir dağılımın gerçek hayatta işe yaraması için altyapı, çalışma koşulları ve insan kaynağı planlamasının birlikte yürütülmesi gerekir.

4. Zorunlu Hizmet Neden Getirildi?

Bu uygulamanın arkasındaki temel sorun, sağlık hizmetlerine erişimdeki bölgesel farklılıklardır. Büyük şehirlerde çok sayıda hastane, özel sağlık kuruluşu ve uzmanlık merkezi bulunurken bazı küçük ilçelerde belirli branşlarda hekim bulmak hâlâ güç olabilir.

Örneğin bir ilçede çocuk hastalıkları uzmanının bulunmaması, ailelerin çocuklarını muayene ettirmek için başka bir şehre gitmesine neden olabilir. Bu yolculuk yalnızca ulaşım masrafı anlamına gelmez. İşten izin almak, çocuğun okulundan geri kalması, hastalığın teşhisinin gecikmesi ve aile üyelerinin bakım sorumluluğunu paylaşması gibi sonuçlar da doğurabilir.

Zorunlu hizmetin savunulan temel gerekçesi, bu tür eşitsizlikleri azaltmaktır. Kamu tarafından yetiştirilen veya kamu sağlık sisteminde çalışması beklenen hekimlerin, hizmet ihtiyacının yüksek olduğu bölgelere yönlendirilmesiyle sağlık hizmetlerinin daha adil dağıtılması hedeflenir.

Bununla birlikte, bir hekimin belirli bir yere atanmasıyla o bölgede sürdürülebilir sağlık hizmeti sağlanması aynı şey değildir. Bir hastaneye doktor atanabilir ancak yeterli hemşire, tıbbi cihaz, laboratuvar, ameliyathane kapasitesi veya sevk sistemi yoksa sağlık hizmetinin niteliği istenen seviyeye ulaşmayabilir.

Bu nedenle zorunlu hizmeti değerlendirirken şu soruyu sormak gerektiğini düşünüyorum: Sorun yalnızca doktor sayısının yetersizliği mi, yoksa sağlık çalışanlarının ihtiyaç duydukları koşullarda çalışamaması mı?
 
Üst