Detaylı ultrasonda cinsiyet belli olur mu ?

Bengu

Yeni Üye
Tamamen farklı demek doğru olmaz. Ancak cinsiyet öğrenme biçimleri ve bunun aile içindeki anlamı değişebiliyor.

Örneğin İngiltere'de 20 haftalık taramanın temel amacı bebeğin sağlık ve gelişimini değerlendirmek. Cinsiyet bilgisi taramanın zorunlu bir parçası değil ve bazı hastaneler bu bilgiyi paylaşmayabiliyor.

Bu, teknolojik imkan ile kültürel uygulama arasındaki farkı güzel gösteriyor. Aynı ultrason cihazı farklı toplumlarda farklı anlamlara sahip olabiliyor.

Bir ülkede anne-baba “Bebek sağlıklı mı?” sorusuna odaklanırken başka bir yerde “Kız mı erkek mi?” sorusu geniş aile açısından çok daha merkezi hale gelebiliyor.

Burada kişisel deneyimlerin de büyük rol oynadığını düşünüyorum. Çevremizdeki insanların hamilelik hikâyelerini dinlediğimizde bile aynı tıbbi işlemin farklı aileler için tamamen farklı anlamlar taşıdığını görmek mümkün. Ancak kişisel deneyimi bilimsel kanıtla karıştırmamak gerekiyor. Bir kişinin ultrasonda erken dönemde doğru tahmin yapılmış olması, aynı haftada herkes için aynı doğruluk oranının geçerli olduğu anlamına gelmez.

Erkeklerin başarıya, kadınların ilişkilere odaklandığı iddiası ne kadar doğru?

Bu konuya toplumsal cinsiyet açısından bakarken çok dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler bireysel başarı ister, kadınlar ilişkilere önem verir” şeklindeki kesin ifadeler kulağa açıklayıcı gelse de insan davranışının çeşitliliğini fazlasıyla basitleştiriyor.

Erkeklerin bazı kültürlerde aile soyunu sürdürme, ekonomik başarı, statü veya kişisel başarı üzerinden değerlendirilmesi mümkün. Benzer şekilde kadınların aile ilişkileri, sosyal bağlar ve kültürel beklentiler üzerinden daha fazla sorumluluk taşıdığı toplumlar da var. Ancak bunlar biyolojik olarak bütün erkek ve kadınların özellikleri değil; toplumsal rollerin insan davranışlarını şekillendirebildiği örüntüler olarak ele alınmalı.

Üstelik aynı aile içinde bile durum değişebilir. Bir baba oğlunun başarılı bir sporcu olmasını isterken aynı zamanda kızının güçlü sosyal ilişkiler kurmasını isteyebilir. Bir anne kızının akademik başarılarını önemserken oğlunun duygusal açıdan destekleyici ilişkiler geliştirmesini de isteyebilir.

Bu nedenle cinsiyet beklentilerini “erkeklerin doğası” veya “kadınların doğası” şeklinde açıklamak yerine, çocuklara hangi özelliklerin hangi toplumlarda neden daha fazla öğretildiğini sormak daha sağlıklı.

Bence burada asıl mesele de bu: Çocuğun cinsiyeti üzerinden ona bir rol biçmek yerine, çocuk doğduktan sonra onun bireysel özelliklerini keşfetmeye ne kadar alan bırakıyoruz?

Dede ve ninelerin beklentileri de tabloyu değiştiriyor

Gebelikte cinsiyet öğrenme isteğini yalnızca anne ve baba üzerinden değerlendirmek de eksik kalabilir.

Bazı ailelerde büyükanne ve büyükbabalar bebeğin cinsiyetini çok merak eder. Kimi zaman erkek torun aile soyunun devamı olarak görülürken, kimi zaman kız torun aile içindeki duygusal bağların güçlenmesiyle ilişkilendirilebilir.

Burada da kültürler arasında ilginç farklılıklar bulunuyor. Bazı toplumlarda erkek çocuğun aile adı ve mirasla ilişkilendirilmesi daha güçlü iken, bazı toplumlarda kız çocuklarının aile içindeki sosyal ve duygusal rolleri daha belirgin olabilir.

Fakat bu noktada dikkat edilmesi gereken şey, kadınları yalnızca “ilişki kuran taraf”, erkekleri de yalnızca “başarı peşinde koşan taraf” olarak göstermemektir. Böyle bir yaklaşım hem erkeklerin duygusal ve sosyal yönlerini hem de kadınların başarı, kariyer ve bireysel hedeflerini görmezden gelir.

Ultrason teknolojisi kültürel beklentileri nasıl değiştirdi?

Eskiden bebeğin cinsiyetini doğumdan önce öğrenmek mümkün değilken bugün ultrason sayesinde gebeliğin belirli dönemlerinde bu konuda fikir edinmek mümkün.

Teknolojinin burada ilginç bir etkisi var: Bilgi arttıkça bazı belirsizlikler ortadan kalkıyor, ancak yeni toplumsal tartışmalar ortaya çıkıyor.

Örneğin cinsiyet öğrenmek isteyen bir çift için ultrason büyük bir heyecan kaynağı olabilir. Aynı teknoloji, cinsiyete dayalı ayrımcılığın güçlü olduğu bazı toplumlarda ise daha karmaşık etik sorunların parçası haline gelebilir.

Dünya Sağlık Örgütü ve diğer Birleşmiş Milletler kuruluşları da prenatal cinsiyet seçimini yalnızca tıbbi değil, halk sağlığı ve insan hakları açısından değerlendiren ortak çalışmalar yayımladı.

Dolayısıyla teknolojinin kendisini “iyi” veya “kötü” olarak değerlendirmekten çok, teknolojinin hangi toplumsal koşullarda nasıl kullanıldığına bakmak gerekiyor.

Cinsiyet öğrenmek isteyen anne-babalar nelere dikkat etmeli?

Bence ilk dikkat edilmesi gereken nokta beklentiyi gerçekçi tutmak.

Detaylı ultrasonun temel amacı bebeğin anatomik gelişimini değerlendirmektir. Cinsiyet görüntülenebilir olsa bile bebeğin pozisyonu uygun olmayabilir. Bu nedenle doktorun “görüntüye göre kız/erkek” şeklindeki değerlendirmesi ile yüzde 100 kesinlik arasında fark vardır. NHS de bu konuda kesinlik garantisi olmadığını açıkça belirtiyor.

İkinci önemli nokta, ultrason sırasında cinsiyetin öğrenilememesinin bir problem veya kötü haber olmadığıdır. Bebeğin pozisyonu uygun değilse görüntü alınamayabilir. Bu durum bebeğin sağlığıyla ilgili bir olumsuzluk anlamına gelmez.

Üçüncüsü ise cinsiyet bilgisinin aile içinde nasıl kullanılacağıdır. Cinsiyeti öğrenmek tamamen kişisel bir tercih olabilir; fakat bu bilginin çocuk üzerinde daha doğmadan katı beklentiler oluşturmasına izin vermemek önemli.

“Erkekse şöyle olacak, kızsa böyle olacak” düşüncesi yerine “Çocuğumuz nasıl bir birey olacak?” sorusunu sormak bana çok daha anlamlı geliyor.

Sonuç: Detaylı ultrasonda cinsiyet belli olur mu?

Kısa cevap: Evet, detaylı ultrason sırasında bebeğin cinsiyeti çoğu zaman görülebilir; ancak her zaman görülemez ve yüzde 100 kesinlik garantisi yoktur.

Özellikle gebeliğin yaklaşık 18-21. haftaları civarında yapılan ayrıntılı anatomik incelemede, bebeğin pozisyonu uygunsa genital yapıların değerlendirilmesi mümkün olabilir. Fakat bu ultrasonun temel amacı cinsiyet belirlemek değil, bebeğin gelişimini ve belirli yapısal sorunları değerlendirmektir.

Konunun kültürel tarafı ise çok daha geniş. Türkiye'den Çin'e, Hindistan'dan Güney Kore'ye, Avrupa'dan Kafkasya'ya kadar farklı toplumlarda bebeğin cinsiyetine verilen anlam değişebiliyor. Bazı yerlerde bu yalnızca tatlı bir merakken bazı toplumlarda aile yapısı, miras, ekonomik güvence ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle bağlantılı daha ciddi bir mesele haline gelebiliyor. UNFPA'nın çalışmaları da özellikle erkek çocuk tercihinin bazı bölgelerde prenatal cinsiyet seçimi ve doğumdaki cinsiyet dengesizlikleriyle bağlantısını ortaya koyuyor.

Bence bu konudaki en ilginç soru “Cinsiyeti ne?” sorusundan biraz daha ileride başlıyor:

Neden bu kadar erken bilmek istiyoruz?

Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişebilir. Kimisi hazırlık yapmak ister, kimisi meraktan sorar, kimisi ailesinin beklentisini karşılamak ister. Kimisi içinse cinsiyetin hiçbir önemi yoktur; yalnızca bebeğin sağlıklı olması önemlidir.

Belki de farklı kültürleri karşılaştırırken ulaşabileceğimiz en ortak nokta tam olarak budur: Teknoloji bize bebeğin bazı özelliklerini daha erken öğrenme imkânı veriyor, fakat o bilgiyi nasıl anlamlandıracağımıza hâlâ toplumumuz, ailemiz ve kendi değerlerimiz karar veriyor.

Asıl önemli soru belki de “Kız mı, erkek mi?” değil; “Kız ya da erkek olması, ona vereceğimiz değeri gerçekten değiştirmeli mi?”

Kaynakları görünür ve tutarlı biçimde düzenleTıbbi yanıtı daha net ve erken ver

Kaynakları görünür ve tutarlı biçimde düzenle

Tıbbi yanıtı daha net ve erken ver

Kültürel örnekleri daha dengeli karşılaştır
 
Üst