Adil Bey hangi romanın kahramanı ?

Baris

Yeni Üye
Adil Bey Hangi Romanın Kahramanı?

Bazen bir roman karakterinin adını hatırlamak, yalnızca “Bu kişi hangi eserdeydi?” sorusunu çözmekten ibaret değildir. Karakterin kim olduğu, nasıl davrandığı ve yazarın onu neden o şekilde kurduğu, dönemin toplumsal dünyasına açılan önemli bir kapı olabilir. “Adil Bey” de böyle bir karakter. Adil Bey, Selma Rıza’nın Uhuvvet romanının merkezî karakterlerinden biridir. Roman 1892-1897 yılları arasında yazılmış, ancak yazarın yaşamı sırasında yayımlanmamış; daha sonra eski okul defterlerinin bulunmasıyla ortaya çıkarılarak 1999’da yayımlanmıştır. tees.yesevi.edu.tr+1

Uhuvvet Arapçada “kardeşlik” anlamına gelir. Fakat romanı yalnızca aile içindeki kardeşlik ilişkileri üzerinden okumak eksik kalır. Eser; kadınların konumu, evlilik, çok eşlilik, cariyelik, eğitim, aile içindeki iktidar ilişkileri ve sınıfsal ayrımlar üzerinden Osmanlı toplumunun önemli gerilimlerini görünür kılar. Bu nedenle Adil Bey karakterini anlamak, aslında yalnızca bir edebî kişiliği tanımak değil, o karakterin temsil ettiği toplumsal düzeni de sorgulamak anlamına gelir. tees.yesevi.edu.tr+1

Adil Bey Kimdir ve Uhuvvet İçindeki Yeri Nedir?

Adil Bey, Merzukîzâde ailesinin iki oğlundan biridir. Ağabeyi Mürşit daha eğlenceye, kadınlara ve rahat yaşama düşkün bir karakterken Adil bunun karşısında daha ciddi, ağırbaşlı ve aile düzenine önem veren biri olarak çizilir. Akademik incelemelerde de iki kardeşin karakter bakımından birbirinin karşıtı olarak tasarlandığı belirtilmektedir. Adil, anlatıcının da olumlu baktığı bir karakterdir. Comu CDN

Ancak Adil Bey'i bütünüyle “iyi erkek” şeklinde değerlendirmek de fazla basit olur. Onun düşünceleri dönemin toplumsal sınırlarını taşımaktadır. Kadınların özgürleşmesini destekleyen yönleri bulunurken aynı zamanda kadınları belirli ahlâk ve aile normları üzerinden değerlendiren bir bakış açısına sahiptir.

Adil'in özellikle Meliha'nın eğitim hayatında önemli bir rolü vardır. Meliha'nın Beyrut Amerikan Koleji'nde okuması ve daha sonra Fransa'da felsefe eğitimi alması, romanın kadın eğitimi konusundaki en güçlü vurgularından biridir. Dolayısıyla Adil Bey, kadınların eğitim yoluyla güçlenmesinin mümkün olduğuna inanan erkek karakter olarak okunabilir. Akademik çalışmalarda da onun Meliha'nın eğitim sürecine yardım eden işlevsel bir karakter olduğu özellikle vurgulanır. Comu CDN

Adil Bey Üzerinden Toplumsal Cinsiyet Meselesi

Uhuvvet'in en dikkat çekici taraflarından biri, kadınların toplum içerisindeki konumunu yalnızca bireysel sorunlar üzerinden değil, onları kuşatan yapılar üzerinden göstermesidir.

Sabiha'nın yaşadığı hayat bunun en belirgin örneklerinden biridir. Sabiha'nın evlilik konusunda kendi kararını verme hakkının neredeyse bulunmaması, kadının aile tarafından evlilik piyasasına dahil edilen bir özneye dönüştürüldüğünü gösterir. Ona kiminle evleneceği sorulmadan nişan sürecinin başlatılması, bireysel tercih ile aile otoritesi arasındaki çatışmayı açık biçimde ortaya koyar. Akademik incelemede bu durum, romandaki zorla veya irade dışı evlilik eleştirisinin önemli örneklerinden biri olarak değerlendirilmiştir. Comu CDN

Burada kadınların yaşadığı baskıyı sadece “kötü erkekler” üzerinden açıklamak yeterli değildir. Çünkü toplumsal normlar bazen kadınlar tarafından da yeniden üretilir. Sabiha'nın kayınvalidesi Dilber Hanım ve kalfa Kamer, aile içerisindeki güç ilişkilerinde aktif rol oynarlar. Dilber Hanım'ın oğulları ve gelinleri üzerindeki kontrolünü kaybetmekten korkması, ataerkil sistemin kadınları yalnızca mağdur konumuna koymadığını; bazı kadınların mevcut iktidar düzeni içerisinde güç kazanabildiğini de gösterir. Comu CDN

Bu nokta günümüz açısından da oldukça önemli. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği yalnızca erkeklerin kadınlara yönelik davranışlarından ibaret değildir. Toplumsal normlar, aile beklentileri, “iyi kadın”, “iyi eş”, “iyi anne” gibi kalıplar aracılığıyla farklı kuşaklar tarafından aktarılabilir.

Kadınların Deneyimi: Sessizlikten İtiraza

Romanın kadın karakterlerinde dikkat çeken bir başka nokta, başlangıçta sessiz görünen kadınların belirli bir eşikten sonra kendi seslerini bulmalarıdır.

Sabiha uzun süre kendisine yöneltilen baskıya katlanır. Fakat namusu hakkında ağır ithamlarla karşılaştığında sessiz kalmaz ve kendisine yapılan haksızlığa açık biçimde itiraz eder. Bu değişim, kadınların pasif varlıklar olarak değil, toplumsal baskıya tepki verebilen özneler olarak da ele alındığını gösterir. Comu CDN

Meliha ise daha farklı bir kadınlık deneyimini temsil eder. Onun dönüşümünün temelinde eğitim vardır. Eğitim, romanda yalnızca bilgi edinmek anlamına gelmez; bireyin kendi hayatı hakkında karar verebilmesinin aracı olarak görülür.

Burada kadın deneyimlerini tek bir kalıba sokmamak gerekiyor. Üst sınıftan eğitimli bir kadının yaşadığı baskıyla, ekonomik açıdan daha alt konumda bulunan bir hizmetçi veya cariyenin yaşadığı baskı aynı değildir. İkisi de kadın olmaktan kaynaklanan toplumsal normlarla karşılaşabilir; fakat sınıf, eğitim, aile yapısı ve hukuki statü bu deneyimin biçimini değiştirir.

Bu nedenle Uhuvvet, toplumsal cinsiyet açısından okunduğunda bugünkü “kesişimsellik” yaklaşımını hatırlatan bir tartışma alanı açar: Cinsiyet tek başına kişinin toplumdaki konumunu belirlemez.

Sınıf Meselesi: “Kadın” Olmak Herkes İçin Aynı mı?

Bence romanın bugün özellikle tartışılması gereken yönlerinden biri burada ortaya çıkıyor.

Selma Rıza kadınların sorunlarını görünür kılarken sınıfsal eşitsizlikleri her zaman aynı ölçüde aşamıyor. Gülçin Oktay'ın 2016 tarihli hakemli çalışması, Uhuvvet'te toplumsal cinsiyet ile sınıf arasındaki ilişkiyi ayrıntılı biçimde inceliyor ve romanın “eşitsiz bir kardeşlik” sunduğunu savunuyor. Araştırmaya göre anlatıcı, üst sınıftan kadınları daha olumlu biçimde temsil ederken cariye ve hizmetçi kadınları çoğu zaman olumsuz özelliklerle ilişkilendiriyor. Açık Erişim+1

Bu oldukça önemli bir eleştiri.

Çünkü “kadınların özgürlüğü” derken hangi kadınlardan söz edildiği sorusunu sormamız gerekiyor. Eğitim alma ve bireyselleşme imkânı bulunan bir üst sınıf kadını ile ekonomik ve hukuki açıdan bağımlı bir hizmetçi kadının özgürlük mücadelesi aynı değildir.

Romanda Zehra bunun ilginç bir örneğidir. Alt sınıftan ve hizmetçi konumunda olmasına rağmen eğitimli olması sayesinde diğer bazı cariye karakterlerinden farklı biçimde olumlu değerlendirilir. Bu durum, romanda eğitimin sınıfsal sınırları aşabilen bir araç olarak görüldüğünü düşündürür; fakat aynı zamanda “iyi alt sınıf kadını”nın bile üst sınıfın değerlerine yaklaşabildiği ölçüde olumlu gösterilmesi şeklinde eleştirilebilir. Comu CDN

Dolayısıyla roman hem eşitsizliği eleştiriyor hem de kendi anlatısının içinde bazı sınıfsal önyargıları taşıyor.

Cariyelik, Emek ve Kadın Bedeni

Cariyelik konusu, Uhuvvet'in sınıf ve toplumsal cinsiyet açısından en ağır meselelerinden biridir.

Osmanlı toplumunda kölelik yalnızca soyut bir kurum değildi. Tarihsel araştırmalar, erkek ve kadın kölelerin hukuki işlemlere konu olduğunu ve kadın kölelerin özellikle ev içi hizmet alanında önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. Sofya şer'iyye sicilleri üzerine yapılan araştırmalar, köle ve cariyelerin etnik kökenleri, sahiplerinin sosyal statüsü ve azat edilme yolları hakkında somut belgeler sunmaktadır. DergiPark

19. yüzyıl İstanbul'una ilişkin araştırmalar da kadın köleliği ile ev içi emeğin sınıfsal yapıyla yakından bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. 2022 tarihli bir çalışma, kadın kölelerin ve ücret karşılığı çalışan kız çocuklarının ev içi hizmet sektöründeki konumlarını incelerken bu alanın ekonomik sınıfla güçlü biçimde ilişkili olduğunu gösteriyor. Avesis

Bu tarihsel bilgiler Uhuvvet'teki konak hayatının neden yalnızca “aile yaşamı” olarak okunamayacağını gösteriyor. Konak aynı zamanda bir emek, iktidar ve statü alanıdır. Hanım, erkek efendi, kalfa, cariye ve çocukların konumları aynı değildir.

Dahası kadın kölelerin hem kadın hem de köle olmaları, onları iki farklı eşitsizlik biçiminin kesişiminde bırakır. Modern akademik literatür de Osmanlı cariyeliğinin toplumsal cinsiyet ve kölelik kategorilerinin kesiştiği özel bir alan olduğunu vurgular. DergiPark

Irk, Etnik Köken ve “Öteki” Meselesi

“Irk” kavramını 19. yüzyıl Osmanlı bağlamına bugünkü anlamıyla doğrudan taşımak doğru olmaz. Bunun yerine etnik köken, kölelik, aidiyet ve soy üzerinden kurulan hiyerarşilere bakmak daha sağlıklı.

Romanın merkezindeki ailede Çerkez asıllı Dilber Hanım'ın bulunması, bu açıdan dikkat çekicidir. Akademik incelemede Dilber Hanım'ın Çerkez kökeni açıkça belirtilmektedir. Comu CDN

Ancak burada ilginç bir çelişki vardır: Bir karakterin etnik kökeni ile toplumsal statüsü aynı şey değildir. Dilber Hanım, aile içinde güçlü ve söz sahibi bir konuma sahipken konaktaki cariyeler çok daha aşağı bir statüde bulunur. Dolayısıyla “etnik köken = toplumsal konum” gibi basit bir denklem kurmak mümkün değildir.

Osmanlı köleliği üzerine tarihsel araştırmalar da köleleştirilen kişilerin farklı etnik ve coğrafi kökenlerden geldiğini, özellikle kadın kölelerin ev içi kölelik sisteminde önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. Springer Link+1

Bu yüzden Uhuvvet'i ırk açısından okurken bugünün ırk kategorilerini doğrudan geçmişe yapıştırmak yerine “Kim içeride, kim dışarıda? Kim efendi, kim hizmetçi? Kim saygın, kim değersiz görülüyor?” sorularını sormak daha verimli olabilir.

Erkekler İçin Çözüm Odaklı Bir Okuma Mümkün mü?

Adil Bey'in karakteri burada özellikle önemli.

Roman, erkekleri yalnızca baskının kaynağı olarak sunmaz. Adil Bey, Meliha'nın eğitimine destek olur ve ağabeyi Mürşit'in davranışlarını eleştirir. Bu yönüyle erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitsizliği karşısında çözümün bir parçası olabileceği fikrini temsil eder. Comu CDN

Fakat bu noktada erkekleri topluca “baskıcı”, “kurtarıcı” veya “iyi” diye sınıflandırmak da doğru olmaz. Bir erkeğin eşitsizliği fark etmesi önemli olmakla birlikte, kadınların yerine konuşması başka bir iktidar biçimine dönüşebilir.

Adil Bey'in olumlu yönü, kadınların eğitimine alan açmasıdır. Fakat ideal çözüm, kadınların özgürleşmesini yalnızca iyi niyetli erkeklerin desteğine bağımlı hale getirmek değildir. Asıl dönüşüm, kadınların kendi kararlarını verebildikleri sosyal ve hukuki koşulların oluşturulmasıdır.

Bu açıdan erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımı; dinlemek, kendi ayrıcalıklarını sorgulamak, eşitsizliği üreten kurumları değiştirmeye destek olmak ve kadınların söz hakkını güçlendirmek üzerinden düşünülebilir. Bu yaklaşım “erkekler şöyledir” gibi bir genellemeye değil, bireysel sorumluluğa dayanır.

Kadınların Eğitimini Öne Çıkarmak Neden Önemli?

Selma Rıza'nın çözüm olarak en fazla önem verdiği alan eğitimdir. Meliha'nın Beyrut Amerikan Koleji'nde ve ardından Fransa'da eğitim görmesi, romanda kadınların bireyleşmesinin temel araçlarından biri olarak sunulur. Comu CDN

Burada Selma Rıza'nın kendi hayatı da önemlidir. Kendisi dönemin kadınları için oldukça sıra dışı bir eğitim ve entelektüel hayat deneyimine sahipti. Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü'ndeki kayıtlara göre Selma Rıza, İttihat ve Terakkî Cemiyeti'nin tek kadın üyesi olarak bilinir ve Sorbonne'da eğitim görmüştür. tees.yesevi.edu.tr

Fakat araştırmanın önemli bir eleştirisi var: Roman kadınların eğitimine vurgu yapmasına rağmen onları çalışma hayatında yeterince temsil etmez. Eğitimli ve miras sahibi kadınların rahat yaşamına daha fazla yer verilir; meslek sahibi kadınların ekonomik bağımsızlığı ise sınırlı biçimde görünür. Comu CDN

Bu eleştiri bugün de geçerliliğini koruyor. Eğitim çok önemli, fakat tek başına yeterli değil. Eğitim alan bir kadının çalışmasına izin verilmiyorsa, ekonomik kaynaklara erişimi yoksa, aile veya toplum tarafından sürekli denetleniyorsa eğitim ile gerçek özgürlük arasında hâlâ büyük bir mesafe vardır.

Kişisel Deneyim ve Kaynak Şeffaflığı

Bu konuda kişisel bir yaşam deneyimim yok; değerlendirmemi kendi yaşanmışlığım gibi sunmak doğru olmaz. Buradaki yorumlar Uhuvvet üzerine yapılan akademik çalışmalar ve Osmanlı toplumundaki kölelik, ev içi emek ve toplumsal cinsiyet ilişkilerini inceleyen araştırmalar temelinde oluşturuldu.

Özellikle Gülçin Oktay'ın Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı'nda yayımlanan 2016 tarihli “Selma Rıza'nın Uhuvvet Romanında ‘Toplumsal Cinsiyet’ ve ‘Sınıf’ Yapıları” başlıklı hakemli makalesi, romanın sınıf ve toplumsal cinsiyet boyutunu değerlendirmek açısından temel kaynaklardan biridir. Avesis

Bunun yanında Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü'nün Uhuvvet maddesi, eserin yazılış süreci, karakterleri ve ana temaları hakkında güvenilir bir edebiyat kaynağıdır. tees.yesevi.edu.tr Osmanlı köleliği konusunda ise İbrahim Etem Çakır'ın şer'iyye sicillerine dayanan çalışması ve 19. yüzyıl İstanbul'unda kadın köleler ile ücretli kız emeğini inceleyen araştırma, romanın toplumsal arka planını anlamaya yardımcı oluyor. DergiPark+1

Sonuç: Adil Bey'i Bugünden Okumak

Adil Bey'in Uhuvvet romanının kahramanlarından biri olduğunu söylemek doğru; fakat onun önemini yalnızca olay örgüsündeki rolüyle sınırlamak haksızlık olur.

Adil Bey, bir yandan dönemin aile ve ahlâk anlayışını temsil ederken diğer yandan kadın eğitimini destekleyen bir erkek figürüdür. Bu nedenle karakteri tek renkli değildir. Onu ilginç kılan da tam olarak budur.

Daha geniş açıdan bakıldığında Uhuvvet, kadınların yaşadığı eşitsizlikleri görünür kılarken aynı zamanda kendi sınıfsal sınırlarını da taşır. Üst sınıf kadınların bireyleşmesine daha geniş alan açılırken cariye ve hizmetçi kadınların çoğu zaman olumsuz stereotiplerle temsil edilmesi, “kadın dayanışması” fikrinin sınıf farklılıkları nedeniyle nasıl parçalanabildiğini gösterir. Comu CDN

Bence romanın bugüne bıraktığı en güçlü soru da burada yatıyor: Bir toplum kadınların özgürleşmesini savunurken hangi kadınları gerçekten özgürleştiriyor?

Bunun yanına birkaç soru daha eklemek mümkün:

- Adil Bey'in kadınların eğitimini desteklemesi, onu dönemi açısından ilerici bir karakter yapmaya yeter mi?

- Kadınların özgürlüğünü savunurken alt sınıftaki kadınları dışarıda bırakmak yeni bir eşitsizlik yaratır mı?

- Bir kadının eğitimli olması, ekonomik ve sosyal olarak özgür olduğu anlamına gelir mi?

- Uhuvvet'teki cariye karakterlerine yönelik olumsuz anlatım, dönemin önyargısını mı yansıtıyor, yoksa yazarın kendi sınıfsal bakışını da mı ortaya koyuyor?

- Kadınların yaşadığı sorunların çözümünde Adil Bey gibi erkeklerin desteği ne kadar önemlidir; asıl değişim kadınların kendi söz ve karar güçlerini kazanmalarıyla mı gerçekleşir?

- Bugün “iyi kadın”, “iyi erkek”, “iyi anne” veya “iyi eş” diye kabul ettiğimiz normların hangileri gerçekten bizim seçimimiz, hangileri toplumsal olarak bize öğretilmiş davranışlar?

Belki de Uhuvvet'i bugün yeniden önemli kılan şey tam olarak budur: Roman yalnızca geçmişteki kadın-erkek ilişkilerini anlatmıyor. Sınıfın, toplumsal cinsiyetin, aile yapısının, eğitim imkânlarının ve etnik aidiyetlerin insanın toplumdaki yerini nasıl belirlediğini düşünmemize fırsat veriyor. Adil Bey de bu karmaşık yapının içinde, hem dönemin değerlerini taşıyan hem de bazı sınırları aşmaya çalışan çelişkili bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.
 
Üst