Abdülhamid'in süt kardeşi kimdi ?

Baris

Yeni Üye
Abdülhamid'in Süt Kardeşi Kimdi? İsmet Bey'in Hikâyesi ve Saray İçindeki Yeri

Tarih meraklılarının başına sık gelen bir şey var: Bir konuya bakarken küçücük bir ayrıntı görüyorsunuz, sonra o ayrıntı sizi dönemin bambaşka bir dünyasına götürüyor. II. Abdülhamid'in süt kardeşi meselesi de tam olarak böyle. İlk bakışta “Padişahın süt kardeşi kimdi?” sorusunun cevabı tek isimden ibaretmiş gibi duruyor. Fakat biraz araştırınca karşımıza yalnızca bir akrabalık hikâyesi değil; saray eğitimi, güven ilişkileri, bürokrasi, çocukluk arkadaşlığı ve hatta padişahın güvenlik anlayışıyla bağlantılı oldukça ilginç bir tablo çıkıyor.

En çok öne çıkan isim İsmet Bey. Remide Hanım'ın hem kendi oğlu İsmet Bey'i hem de Şehzade Abdülhamid'i emzirdiği, bu nedenle İsmet Bey'in Abdülhamid'in süt kardeşi olduğu aktarılıyor. İsmet Bey daha sonra sarayda “esvapçıbaşı” olarak görev yapmış ve 1906'daki ölümüne kadar padişahın yakın çevresinde bulunmuş. Fikriyat+1

Ama işin ilginç tarafı şu: Bazı kaynaklarda Abdülhamid'in süt kardeşleri arasında Menâpirzâde Nuri Bey ve Tayyârzâde Ahmed Bey de sayılıyor. Yani “Abdülhamid'in süt kardeşi” ifadesini yalnızca tek kişiye indirgemek tarihsel tabloyu eksik bırakıyor. Yılmaz Öztuna'nın II. Abdülhamid üzerine çalışmasında da Nuri Bey, İsmet Bey ve Tayyârzâde Ahmed Bey süt kardeşleri arasında zikrediliyor. Ötüken

Süt Kardeşlik Osmanlı Sarayında Neden Önemliydi?

Burada önce bugünkü bakış açımızdan biraz uzaklaşmak gerekiyor. Osmanlı toplumunda süt annelik yalnızca çocuğun beslenmesiyle ilgili sıradan bir uygulama değildi. İslam hukukunda süt emzirmeye bağlı olarak ortaya çıkan “süt akrabalığı” belirli hukuki ve toplumsal sonuçlar doğurabiliyordu.

Özellikle saray gibi hanedan devamlılığının son derece hassas olduğu bir ortamda sütanne seçiminin rastgele yapılması beklenmezdi. II. Abdülhamid'in sütannesi olarak gösterilen Remide Hanım'ın da saray çevresiyle bağlantılı ve güvenilir bir aileden geldiği aktarılıyor. Bazı kaynaklar onu Abdülhamid'in annesi Tîr-i Müjgân Kadınefendi'nin memleketlisi ve Şapsığ/Şapsıh çevresinden bir Çerkes olarak tanımlıyor. www.eyicetr.wordpress.com+1

Bence burada önemli nokta şu: Süt kardeşlik, saray açısından biyolojik kardeşlikten farklı ama sosyal olarak oldukça kuvvetli bir bağ yaratabiliyordu. Çünkü çocukluk döneminde aynı evrede büyümek, aynı saray çevresinde eğitim almak ve ortak bir “çocukluk hafızasına” sahip olmak, ileride oluşacak güven ilişkisini güçlendirebilirdi.

İsmet Bey örneğinde bunun somut sonucunu görüyoruz.

İsmet Bey Kimdi ve Abdülhamid'le Bağı Nasıl Başladı?

İsmet Bey'in hikâyesi gerçekten dikkat çekici.

Remide Hanım'ın yeni doğum yaptığı sırada hem kendi çocuğu İsmet'i hem de Şehzade Abdülhamid'i emzirdiği aktarılıyor. Böylece iki çocuk arasında süt kardeşliği meydana gelmiş oldu. Daha sonra İsmet Bey'in Abdülhamid'le birlikte çocukluk yıllarını geçirdiği ve Enderun eğitimi aldığı belirtiliyor. Harbiye'den mezun olduktan sonra askerî kariyere yöneldiği ve genç yaşta yüksek bir rütbeye ulaştığı da kaynaklarda anlatılıyor. Hürriyet+1

Burada benim dikkatimi çeken nokta, İsmet Bey'in hayatının sadece “padişahın süt kardeşi” etiketiyle açıklanamayacak olması.

Çünkü Osmanlı sarayında bir kişinin yükselmesi için tek başına padişaha yakın olmak yeterli değildi. Eğitim, aile bağlantıları, yetenek, güvenilirlik ve saray içindeki itibarı da önemliydi.

İsmet Bey'in askerî eğitim alması ve daha sonra sarayda önemli bir göreve getirilmesi, onun belirli bir kapasiteye sahip olduğunu düşündürüyor. Yani sırf süt kardeşlik nedeniyle öne çıkarılmış bir figür olarak değerlendirmek fazla basit olur.

“Dublörlük” Meselesi Gerçekten Ne Anlama Geliyor?

İsmet Bey hakkında anlatılan en ilginç hikâyelerden biri, Abdülhamid'e fiziksel olarak çok benzediği ve zaman zaman onun yerine “dublör” olarak kullanıldığı iddiasıdır.

Bu hikâye çeşitli popüler tarih yazılarında oldukça geniş biçimde anlatılıyor. Hatta İsmet Bey'in Abdülhamid'e çok benzediği ve bu benzerliğin saray hayatında pratik bir avantaj sağladığı belirtiliyor. Fikriyat+1

Fakat burada tarihçilik açısından biraz frene basmak gerekiyor.

“Padişahın dublörü vardı” cümlesi son derece çarpıcı. Fakat çarpıcı olması, her ayrıntısının kesin olarak kanıtlandığı anlamına gelmiyor. Özellikle Abdülhamid gibi güvenlik kaygıları, suikast korkusu ve sıkı saray protokolüyle anılan bir padişah hakkında zaman içinde çok sayıda anekdot üretilmiş olması mümkün.

Bu nedenle benim yaklaşımım şu olurdu: İsmet Bey'in Abdülhamid'e fiziksel olarak benzediği ve yakın hizmetinde bulunduğu konusunda kaynak desteği var; fakat bu benzerliğin düzenli ve sistematik biçimde gerçek bir “dublörlük” faaliyetine dönüştüğünü söylerken daha ihtiyatlı olmak gerekir.

Bu ayrım forum tartışmaları açısından da önemli. Tarih araştırmasında “kaynakta geçiyor” ile “kesin olarak gerçekleştiği kanıtlanmış” aynı şey değil.

İsmet Bey Neden Bu Kadar Güvenilir Bir Konuma Geldi?

Asıl ilginç soru bence burada.

II. Abdülhamid 1876'da tahta çıktığında artık çocukluk arkadaşı olan kişiyle ilişkisi bambaşka bir düzleme taşındı. İsmet Bey “Ser-esvabî-i Hazret-i Şehriyârî”, yani padişahın esvapçıbaşısı olarak görev yaptı. 1906'da ölümüne kadar bu görevi sürdürdüğü aktarılıyor. Hürriyet+1

Esvapçıbaşı ilk bakışta yalnızca kıyafetlerle ilgilenen bir saray görevlisi gibi görülebilir. Fakat padişahın özel alanına girebilen, günlük hayatına yakın çalışan ve saray içinde sürekli bulunabilen bir kişinin güvenilirliği çok daha geniş anlam taşıyordu.

Üstelik Abdülhamid'in son derece kontrollü bir hükümdar olduğu düşünüldüğünde, çocukluğundan beri tanıdığı bir insanın yanında bulunması psikolojik açıdan da anlamlı.

Burada erkekler açısından daha stratejik bir okuma yapılabilir: Böyle bir ilişki, hükümdarın bilgi akışını ve kişisel güvenlik ağını kontrol altında tutması açısından değerlendirilebilir. Ancak bunu “erkekler böyle düşünür” diye genellemek doğru olmaz. Aynı olay, farklı insanlar tarafından farklı şekilde okunabilir.

Örneğin bazı kadın tarih meraklıları açısından mesele yalnızca “padişah kime güveniyordu?” olmayabilir. “Bu güven ağı içinde sütanne Remide Hanım'ın rolü neydi?”, “Bir kadının saray içindeki görünmeyen emeği nasıl bir ilişki ağı oluşturdu?” gibi sorular da son derece değerlidir.

Bence iki yaklaşımı birleştirmek daha sağlıklı: Biri güç ve sonuçlara bakıyor, diğeri ilişkilerin ve bakım emeğinin nasıl uzun vadeli bağlara dönüştüğünü sorguluyor. Bunlar birbirinin alternatifi değil.

Menâpirzâde Nuri Bey: Süt Kardeşlik Hikâyesinin Daha Az Bilinen Yüzü

Konunun belki de en şaşırtıcı tarafı burada ortaya çıkıyor.

Abdülhamid'in süt kardeşleri arasında adı geçen Menâpirzâde Nuri Bey, sıradan bir saray görevlisi değildi. Yeni Osmanlılar hareketinin önemli isimlerinden biri olmuş, Namık Kemal ve diğer muhalif aydınlarla aynı çevrede bulunmuş, Avrupa'ya gitmiş ve Osmanlı siyasal düşüncesinin dönüşümünde rol oynamış bir isimdi. Şemsettin Şeker+1

Dahası, akademik çalışmalarda Nuri Bey'in ekonomi düşüncesi üzerine de yazdığı görülüyor. “Mebâhis-i İlm-i Servet” adlı eseri, dönemin ekonomik meselelerine yönelik entelektüel ilgisinin bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. ResearchGate

İşte burası gerçekten tartışmaya değer.

Aynı süt kardeşlik bağı içerisinde yetişmiş iki insanın hayat çizgileri birbirinden çok farklı yerlere gidebiliyor. Bir tarafta geleceğin padişahı, diğer tarafta Yeni Osmanlılar çevresinde yer alan bir aydın.

Bu bize Osmanlı toplumunda “yakınlık” ile “siyasal düşünce”nin aynı şey olmadığını gösteriyor.

Hatta Nuri Bey'in Abdülhamid'le ilişkisi zaman zaman siyasi görüş ayrılıkları nedeniyle gerilmiş olsa bile, daha sonra yeniden yakınlaşmalar yaşandığı görülüyor. Akademik değerlendirmelerde Abdülhamid'in Nuri Bey'e Avrupa'daki yıllarında maddi yardım gönderdiği ve Nuri Bey'in padişahlık döneminde devlet hizmetinde bulunduğu aktarılıyor. Şemsettin Şeker+1

Bu, Osmanlı siyasi kültürünü anlamak açısından bence çok değerli bir ayrıntı.

Bugünkü dünyada bir insanı siyasi görüşüyle tanımlayıp bütün ilişkilerini bunun üzerinden okumaya eğilimliyiz. Oysa 19. yüzyıl Osmanlı toplumunda aile, süt akrabalığı, saray ilişkileri, dostluk ve siyaset aynı anda var olabiliyordu.

Süt Kardeşlik ile Siyasi Güven Aynı Şey miydi?

Bence hayır.

Bu ayrımı özellikle yapmak gerekiyor.

İsmet Bey'in Abdülhamid'in yanında olması, süt kardeşliğin otomatik olarak siyasi sadakat ürettiği anlamına gelmez. Nuri Bey örneği bunun tam tersini gösteriyor.

Süt kardeşlik bir başlangıç ilişkisi oluşturmuş olabilir. Fakat yetişkinlikte ortaya çıkan siyasi tercihler, eğitim, çevre ve kişisel deneyimler insanları farklı yönlere götürebilir.

Bu açıdan bakıldığında İsmet Bey ile Nuri Bey iki farklı model sunuyor.

İsmet Bey'de çocukluk yakınlığının saray içindeki güven ilişkisine dönüştüğünü görüyoruz. Nuri Bey'de ise aynı geniş akrabalık ağının siyasi düşünce dünyasıyla birleştiğini görüyoruz.

Dolayısıyla “Abdülhamid süt kardeşini yanından ayırmadı” cümlesi tek başına dönemi açıklamıyor.

Daha doğru soru şu olabilir:

Sarayda çocuklukta kurulan ilişkiler, yetişkinlikte devlet yönetimine ne ölçüde taşınıyordu?

Bence bu soru çok daha verimli.

Kadınların Görünmeyen Rolü: Remide Hanım'ı Unutmamak Gerekir

Süt kardeşlik anlatılarında genellikle İsmet Bey ve Abdülhamid öne çıkarılıyor. Fakat ilişkinin temelinde Remide Hanım'ın emeği var.

Bu, tarih anlatılarımızdaki önemli bir probleme de işaret ediyor: Devlet adamlarını anlatırken onların çocukluklarını ve bakımını üstlenen kadınlar çoğu zaman arka planda kalıyor.

Burada “kadınlar empatiye, erkekler stratejiye bakar” gibi basit bir cinsiyet ayrımı yapmak istemem. Gerçek hayat bundan çok daha karmaşık. Fakat farklı bakış açılarını yan yana koyduğumuzda ilginç bir şey görüyoruz.

Stratejik bir okuma, İsmet Bey'in neden padişahın yakın çevresinde tutulduğuna odaklanıyor.

Topluluk ve bakım odaklı bir okuma ise “Bu güven ilişkisinin temeli nasıl atıldı?” diye soruyor.

İkinci sorunun bizi doğrudan Remide Hanım'a götürmesi tesadüf değil.

Çünkü tarih yalnızca tahta çıkan insanların tarihi değildir. Onları büyüten, emziren, eğiten, koruyan ve çocukluk çevrelerini oluşturan insanların tarihi de aynı derecede önemlidir.

Bence günümüzde Osmanlı tarihine daha fazla kadın tarihçinin ve kadın araştırmacının katkı vermesiyle bu tür “görünmeyen emek” meselelerinin daha çok incelenmesi son derece olumlu olur.

Abdülhamid'in Güvenlik Anlayışıyla Bağlantısı

II. Abdülhamid'in siyasi kişiliğini anlamaya çalışırken güven meselesi özellikle önemlidir.

Padişahın uzun saltanatı boyunca muhalefet, suikast korkusu, istihbarat ve saray güvenliği önemli başlıklardı. Nitekim onun istihbarat teşkilatı ve güvenlik politikaları üzerine yapılan akademik araştırmalar, saray çevresindeki kişisel ilişkilerin devlet mekanizmasıyla ne kadar iç içe geçtiğini gösteriyor. Bu bağlamda İsmet Bey'in oğlu Fehim Paşa'nın da babasının padişahın süt kardeşi ve güvenilir dostu olması nedeniyle saray çevresine aşina olduğu belirtiliyor. Dergipark

Burada “nepotizm” gibi modern kavramları doğrudan Osmanlı sarayına yapıştırmak da biraz kolaycılık olur.

Çünkü modern devlet bürokrasisiyle 19. yüzyıl saray düzeni aynı yapıya sahip değildi.

O dönemde kişisel güven, devlet yönetiminin tamamen dışında bir unsur değildi. Tam tersine, devletin üst kademelerinde kişisel sadakat, aile bağları, hemşehrilik, okul arkadaşlığı ve saray ilişkileri son derece önemliydi.

Bu nedenle İsmet Bey'in konumunu değerlendirirken hem kişisel yakınlığı hem de sahip olduğu eğitim ve görev tecrübesini birlikte düşünmek gerekiyor.

Kültür, Eğitim ve Toplumsal Hareketlilik Açısından Ne Anlatıyor?

Süt kardeşlik hikâyesinin kültürel açıdan da ilginç bir tarafı var.

Bir çocuğun saray çevresinde büyümesi, eğitim alması ve daha sonra devletin en üst kademelerinde görev yapması; Osmanlı'da toplumsal hareketliliğin yalnızca modern anlamda “meslek sahibi olmak” üzerinden gerçekleşmediğini gösteriyor.

İsmet Bey'in Enderun ve Harbiye bağlantısı, dönemin eğitim kurumlarının insan yetiştirmedeki rolünü de ortaya koyuyor. Nuri Bey'in ise edebiyat, siyaset, gazetecilik ve ekonomi düşüncesi alanlarında faaliyet göstermesi, aynı dönemin farklı eğitim ve fikir kanallarının ne kadar geniş olduğunu gösteriyor. Hürriyet+1

Buradan günümüze uzanan bir bağlantı da kurulabilir.

Bugün sosyal sermaye dediğimiz şeyin Osmanlı toplumunda farklı biçimleri vardı. Bir insanın kimleri tanıdığı, hangi çevrede yetiştiği ve hangi kurumlarda eğitim aldığı kariyerini etkileyebiliyordu.

Bu durum sadece Osmanlı'ya özgü değil. Modern toplumlarda da okul arkadaşlıkları, aile bağlantıları, mesleki ağlar ve sosyal çevreler insanların hayatını etkiliyor.

Dolayısıyla 19. yüzyıldaki bu hikâyeyi yalnızca “saray entrikası” olarak okumak yerine sosyal ağların tarihsel bir örneği olarak değerlendirmek daha anlamlı geliyor.

Günümüzde Neden Hâlâ İlgi Çekiyor?

İsmet Bey'in hikâyesinin bugün bu kadar ilgi çekmesinin birkaç nedeni olduğunu düşünüyorum.

Birincisi, “padişahın dublörü” gibi sansasyonel ayrıntılar doğal olarak merak uyandırıyor.

İkincisi, insanların tarihî şahsiyetlerin özel hayatlarını öğrenmeye duyduğu ilgi var.

Üçüncüsü ise bu hikâye, II. Abdülhamid'in çevresindeki insanları anlamamıza yardımcı oluyor.

Fakat popüler tarih açısından burada bir tehlike de var: İlginç ayrıntı, bazen ana tarihsel bağlamın önüne geçebiliyor.

Örneğin “İsmet Bey padişaha çok benziyordu” bilgisi ilgi çekici. Fakat bundan daha önemli olan, bu kişinin neden sarayda bu kadar uzun süre kaldığı ve padişahla güven ilişkisini nasıl koruduğudur.

Aynı şekilde Nuri Bey'in süt kardeşi olması, onun Yeni Osmanlılar içindeki faaliyetlerinden daha önemli değildir. Aksine, bu iki bilgiyi yan yana getirmek bizi daha zengin bir tarih anlayışına götürür.

Gelecekte Bu Konuda Neler Araştırılabilir?

Bence Abdülhamid'in süt kardeşleri konusu arşiv çalışmaları açısından hâlâ daha fazla araştırılabilecek bir alan.

Özellikle saray personel kayıtları, maaş defterleri, yazışmalar, hatıratlar ve aile arşivleri karşılaştırılırsa İsmet Bey'in görevleri hakkında daha ayrıntılı bir tablo çıkarılabilir.

Aynı şekilde Remide Hanım'ın ailesi ve saray içindeki konumu da daha ayrıntılı incelenebilir.

Bir başka ilginç araştırma alanı ise süt kardeşlik ağlarının Osmanlı elitleri içindeki etkisi olurdu. Acaba başka şehzadelerin süt kardeşleri de benzer biçimde saray görevlerine getiriliyor muydu? Bu ilişkiler kariyerleri ne ölçüde etkiliyordu? Süt kardeşlik gerçekten sistematik bir güven ağı mıydı, yoksa bazı örnekleri sonradan büyütülmüş müydü?

Bunlar cevaplanırsa sadece Abdülhamid'i değil, Osmanlı saray toplumunun çalışma biçimini de daha iyi anlayabiliriz.

Sonuç: Tek Bir İsimden Çok Daha Büyük Bir Hikâye

Özetlemek gerekirse, “II. Abdülhamid'in süt kardeşi kimdi?” sorusuna verilecek en yaygın cevap İsmet Beydir. Remide Hanım'ın hem İsmet Bey'i hem Şehzade Abdülhamid'i emzirdiği ve bu nedenle onların süt kardeşi olduğu çeşitli kaynaklarda aktarılıyor. İsmet Bey daha sonra sarayda esvapçıbaşı olmuş ve 1906'daki ölümüne kadar Abdülhamid'in yakın çevresinde kalmıştır. Fikriyat+1

Ancak daha geniş kaynaklara baktığımızda Abdülhamid'in süt kardeşleri arasında Menâpirzâde Nuri Bey ve Tayyârzâde Ahmed Bey gibi başka isimlerin de zikredildiğini görüyoruz. Ötüken

Bence asıl değerli olan da burada.

Çünkü bu hikâye bize Osmanlı tarihinin yalnızca padişahlar, savaşlar ve antlaşmalardan oluşmadığını hatırlatıyor. Bir bebeğin emzirilmesi, bir kadının bakım emeği, iki çocuğun birlikte büyümesi ve yıllar sonra bu çocuklardan birinin padişah, diğerinin saray görevlisi ya da muhalif aydın olması; tarihin ne kadar çok katmanlı olduğunu gösteriyor.

Üstelik aynı süt kardeşlik bağı farklı insanlarda farklı sonuçlar doğurmuş. İsmet Bey'de saray sadakatine, Nuri Bey'de ise fikir ve siyaset dünyasına uzanan bir hayat görüyoruz.

Forumda tartışmaya değer asıl soru belki de şu:

Saraydaki süt kardeşlik ilişkilerini sadece ailevi bir bağ olarak mı görmeliyiz, yoksa bunları Osmanlı'nın sosyal ve siyasi ağlarının bir parçası olarak mı değerlendirmeliyiz?

Bir de daha zor bir soru var:

Bugün tarih yazarken padişahları merkeze almayı bırakıp, onları büyüten kadınları, çocukluk arkadaşlarını ve sarayda görünmeyen emeği merkeze alsak II. Abdülhamid dönemi hakkında nasıl farklı bir hikâye ortaya çıkardı?

Bence bu soruların cevabı, “Abdülhamid'in süt kardeşi kimdi?” sorusundan çok daha ilginç bir tarih araştırmasının kapısını açıyor.
 
Üst